Yaklaşan 30 Mart seçimleriyle partilerin çalışmaları hız kazandı. Sokakta herkesin söylediği, bu seçimin flaş partisinin MHP olduğu, yalnız Alanya'da değil, bütün Akdeniz Bölgesi'nin özellikle sahil kesiminde (Dalaman Çayı'ndan...

Yaklaşan 30 Mart seçimleriyle partilerin çalışmaları hız kazandı. Sokakta herkesin söylediği, bu seçimin flaş partisinin MHP olduğu, yalnız Alanya'da değil, bütün Akdeniz Bölgesi'nin özellikle sahil kesiminde (Dalaman Çayı'ndan Hatay Suriye sınırına kadar) MHP'ye karşı büyük bir ilgi ve destek var.
Tarihinde ilk kez Alanya'da MHP bu kadar şanslı görülmemişti. Adaylar ve listeler açıklandıktan sonra her partide olduğu gibi bazı sersenişler ve tenkitler olacaktı ve de olması, listelerde bulunması, bu partinin güçlendiğinin açık bir göstergesidir.
Uzun yıllar bu partide görev almış ya da taraftarı olmuş, zorlu bir süreçten geçip, her türlü baskı ve zulme maruz kalmış olan bu partinin köklerinden gelen kitlenin, bu katılımlarla mutlu ve gururlu olduklarını düşünüyorum.
"Küçük olsun, benim olsun" demekle iktidar olunmuyor, iktidar olunmazsa da sıkıntısını herkes çekiyor. Bakın ANAP'a, bakın AKP'ye, farklı görüşlerden toplanan insanlarla iktidar oldular, tek başına ülkeyi yönettiler, CHP de öyle. Dün kavga edip dışladıkları insanları, bugün çok önemli makamlara aday gösterebiliyor.
MHP'nin biraz yapısını bildiğim için bunları yazabiliyorum ve çoğunu tanıdığım eski arkadaşlara soruyorum. Yetmişli yılların ateşli ve kanlı ortamında parti yöneticiliği, milletvekilliği hatta bakanlık yapan bir çok ismin, bugün nerelerde olduğunu benden iyi biliyorsunuz. Onların neden orada olduğu konusuna girmek istemem, kendilerince haklı oldukları çok noktalar var. Ama küçülerek büyümek doğanın kanununa aykırıdır.
Ancak burada bugünkü yöneticilere de birkaç sözüm olacak. Bunu tenkit olarak görmesinler. Bu hareket, 1970-80 arasında 5 bine yakın üyesini kaybetti. Katledildiler, vuruldular, asıldılar. Onbinlercesi zindanlarda yattı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandılar, karakollarda sabahladılar, işkence gördüler. Faşist dendi, gerici dendi, kafatasçı dendi. Okullara alınmadılar, yurtlarda barındırılmadılar. Okuduğu gazete veya dergi yüzünden dövüldüler. Ama hiç isyan etmediler. Ne ülkesine, ne devletine, ne ordusuna, ne milletine, ne de partilerine saygılarını kaybettiler. Bu insanların içerisinde Alanya'da bile yakından tanıdıklarım var. Koltuk istemediler, makam istemediler, ihale peşinde koşmadılar, gel deyince geldiler, git deyince gittiler, ver deyince verdiler ama asla ihanet etmediler. Onların bekledikleri biraz saygı ve hürmet.
İyi politikacı veya iyi siyasetçi olmanın en büyük unsurlarından birisi "Ahde Vefa" duygusunu taşımaktır. Hiç kimse ebediyyen makamlarda ve koltuklarda kalıcı değildir. Bu yüzden bu duyguyla hareket edip, o insanlara saygı ve hürmeti (Eskisinden daha fazla) göstermelerini diliyorum.