Her gün yeni bir maskaralığa şahit oluyoruz. Dünyanın neresinde görülmüştür ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan bir katilin muhatap alınarak pazarlık yapıldığı. Şöyle bir hatırlayın, yıllar önce masum bazı...
Her gün yeni bir maskaralığa şahit oluyoruz. Dünyanın neresinde görülmüştür ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan bir katilin muhatap alınarak pazarlık yapıldığı. Şöyle bir hatırlayın, yıllar önce masum bazı haklar isteyenler, bugün ise başka hem de bambaşka taleplerle karşımıza çıkıyorlar. İstekleri asla verilmesi mümkün olmayan şeylerdir. Olaya doğru teşhis koyarsanız ve oyunu kuralı ile oynarsanız mesele kendiliğinden çözülür. “Açılım” denilen bu safsatanın içerisinde devletin adından, resmi dilinden, bayrağından, milli marşından, başkentinden, vatandaşlık tanımından daha yetmedi TBMM’nin adından çünkü Türk kelimesi var ya yetmedi parasından çünkü Türk Lirası’nda Türk kelimesi geçiyor ya inanınız onu da değiştirecekler.
Yukarıda İstiklal Marşı’ndan bahsettim. Evet, toplantılarda küçük çocuklara okutup alkışladıkları Milli Marşımız evet İstiklal Marşımız da var. Bahane mi yok onlara “Etnik çağrışım yapıyor yada vatandaşlar arasında ayrımcılığa neden oluyor” diye bir gerekçe sunarsalar hiç şaşmayınız.
Gelen tepkiler üzerine “Akil Adamları” devreye sokuyorlar. Çünkü böyle bir tepkiyi beklemiyorlardı. Göreceksiniz, onun da içi boş çıkacak. Hükümet yanlış yapıyor. Bu yaptıklarından sağduyulu AKP’li vatandaşlarımız dahi rahatsızlar. Bunu pekala Başbakan ve AKP kurmayları da biliyorlar. Acaba ne yaparız da ikna edebiliriz türünden faaliyet içerisindeler.
Neyi verirseniz verin, muhatap olduğunuz şahıslara doyumsuz demek dahi hafif kalır. Siz verdikçe onlar yetinmeyip daha fazlasını isteyeceklerdir. Çünkü toprak istenmektedir. Bu toprak ise “Büyük Ermenistan ve Büyük İsrail” içindir. PKK burada sadece basit ve aşağılık bir piyondur. Sömürgeci Batı bunun için “Açılım” denilen bu dayatmayı yapmaktadır.
İşin bir başka garip yönü ise Kürt kanı içen PKK’nın tüm Kürtlerin temsilcisiymiş gibi bir kozun bu canilere ve siyasi temsilcilerine verilmesidir. Maalesef gelinen nokta bu olmuştur.
Efendim “Analar ağlamasın, akan kan dursun” deniliyor. Çok güzel, kim ister anaların ağlamasını veya akan kanın durmamasını. İsteyenin insanlığından şüphe duyarım. Lütfen böyle sözlerin arkasına gizlenerek Cumhuriyetin temel değerlerinden ve Devletin kuruluş felsefesinden taviz vermeyelim. Utanarak söylüyorum, sayenizde vatan haini katiller birer birer barış havarisi konumuna getirildi. Konu başlığımıza dönecek olursak açılımınız alın sizin olsun, işbirliği içerisinde olduklarınızla kullanın ama lütfen 75 milyon insanımızın ve gelecek nesillerin huzuru ile oynamayınız. Çünkü tarih sizleri affetmez. Zira muhataplarınız iyi niyetli değiller. Çünkü Kandil’in PKK’sı, Öcalan’ın PKK’sı, Obama’nın PKK’sı, BDP’nin PKK’sı, Barzani’nin PKK’sı vs. vs. vs. ayrı. Bilmem hangisini muhatap alıyorsunuz?