Olay bundan tam 90 yıl önce ABD'de geçer. Nicola Sacco ve Bartalomei Vanzetti iki İtalyan göçmendir. 15 Nisan 1920'de bir soygun sırasında iki kişi öldürülür. Bu olayın sanıkları olarak da yukarıda adını verdiğim iki İtalyan...

Olay bundan tam 90 yıl önce ABD’de geçer. Nicola Sacco ve Bartalomei Vanzetti iki İtalyan göçmendir. 15 Nisan 1920’de bir soygun sırasında iki kişi öldürülür. Bu olayın sanıkları olarak da yukarıda adını verdiğim iki İtalyan göçmen tutuklanır ve 1927 yılında elektrikli sandalye ile verilen ölüm cezası infaz edilir. Buraya kadar bakınca bir olağan dışılık yok gibidir. Ancak işin aslı, olayın arka planı hiç de öyle değildir. Ve öyle olmadığı için de bu olay hem ABD toplumunu hem de dünya kamuoyunu ikiye ayırmıştır. Olayın geçtiği yıllar ABD'nin de ileri demokrasiye geçtiği, ileri demokrasiyi yaşadığı yıllardır (tıpkı bizim gibi). Şiddet, soygun ve devlet baskısı göçmenler, siyahlar ve ezilen halk yığınları için bir yaşam biçimine dönüşmüştür. Yüzlerce, binlerce insan ilgileri olmayan suçlamalarla ve hak etmedikleri cezalara çarptırılırlar. Boston kenti bir kesim için cehenneme dönmüştür. Bu iki genç cehennemden kurtuluş için umut olmuşlar, halk bunların etrafında örgütlenmiştir. Ancak mevcut durumun devamını isteyen güçler bu iki genci; görevi "Statükoyu korumak" olan özel bir mahkemede yargılayıp idama mahkum ederler.
Gençlerden Vanzetti idamdan bir kaç dakika önce arkadaşı Sacco'nun oğlu Dante'ye bir mektup yazar; "Hiç aklından çıkarma Dante, eğer birisi baban ve benim hakkımda başka bir şey söylerse o; masum ölülere, yürekli bir şekilde yaşamış insanlara küfür eden bir yalancıdır. Şunu da iyi bil ve hep hatırla Dante, eğer baban ve ben kalleş, riyakar, dönek insanlar olsaydık ölüme gönderilmezdik. Bize karşı topladıkları delillerle cüzzamlı bir köpek, bir akrep bile ölüme mahkum edilemez. Bizim davamızın yeniden görülmesi için öne sürdüğümüz bu olgular, bir ana katilinin, yüreği taşlaşmış bir suçlunun davasının yeniden görülmesine yeterdi. Hiç aklından çıkarma Dante; babanı hep hatırla. Biz suçlu değiliz bizi bir yığın uydurma ve yalanla mahkum ettiler..." (O.D)
Şimdi bir an düşünün, ABD’nin 90 yıl önceki ileri demokrasisiyle bizim 90 yıl sonraki ileri demokrasimiz nasıl biri biriyle örtüşüyor. Bizde de bugün yüzlerce aydın, gazeteci, subay ve hatta milletvekili suçlarının ne olduğunu bilmeden yıllardır zindanlarda. Şimdi buna bir de "Şike soruşturması" adı altında yeni bir kıyım süreci eklendi. “Futbolla Özel Yetkili Mahkemelerin (eski DGM) ne ilgisi var” diye düşünenler olacaktır. Elbette yok. Amacın şike olmadığını herkes biliyor. Peki nedir diye sorarsanız; onu da kanun çıkmadan sekiz ay önce çalışmalara başladığını ilan edenlerle, bunlara alkış tutanlara sormak lazım. Asıl sorun ne? Şike mi? İhale mi? Malum. Devlet İhale Kanunu’nun amir hükmü karşısında bundan böyle Aziz Yıldırım hiç bir kamu ihalesine katılamaz.