​USTA tarihçi İlber Ortaylı’nın Alanya ile ilgili yaptığı saptamalar, ne yazık ki hepimizin içini acıtan bir gerçeğin yansıması.

Dünkü manşetlerimizde yer alan bu açıklamalar, Alanya’da yaşayan ve şehrin kontrolsüz büyümesinden rahatsız olan bizlerin dile getirmeye çekindiği duygulara tercüman oldu. Her kelimesine, her cümlesine imzamı atarım; zira kendisi, şehrimizin plansız ve "hormonlu" gelişiminin en net resmini çizmiş.

​Elbette bir şehir büyür, göç alır ve yeni imar alanları açılır. Bu, arz ve talebin doğal bir sonucudur. Asıl sorun, bu büyümenin plansız bir şekilde gerçekleşmesi ve en değerli varlıklarımızın, yani portakal ve limon bahçelerimizin bu yapılaşma altında yok olup gitmesidir.

Alanya’da artık nefes alacak yeşil alan yok denecek kadar az.

​Bu durumun en çarpıcı örneği, Kestel ve Mahmutlar mahalleleri arasındaki tezat. 2009 yerel seçimlerine dönelim...

Kestel Belediye Başkanı Adem Murat Yücel yeniden aday olduğunda, rakipleri Mahmutlar gibi yüksek katlı yapılaşmaya izin vereceklerini vaat ediyordu.

Yücel'e bu konudaki düşüncesini sorduğumda cevabı netti: "Seçimi kaybetmeyi göze alırım ama böyle bir şeye asla izin vermem." Dahası, Kestel'deki daire fiyatlarını Mahmutlar'la kıyaslayarak Kestel halkının bu durumdan bir zarar görmediğini de eklemişti.

O günlerde bu görüşlerini "Yakalayın Yeşil Işığı" başlığıyla köşe yazıma taşımıştım.

​Bugün Kestel Mahallesi'ne baktığımızda ne trafik sorunu var ne de park sorunu. Denize doğru sıralanan caddeler, "Venturi etkisiyle" doğal bir klima görevi görüyor.

Maalesef aynı durum diğer mahalleler için geçerli değil. İşte tam da İlber Ortaylı'nın işaret ettiği gibi, biz bu plansız büyüme nedeniyle "yeşil ışığı" kaybettik.

Ve görünen o ki, "Kırmızı ışıkta" daha çok bekleyeceğiz.

​Esen kalın...