Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan habere göre, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Müslüm Süngü, vücudun sağlıklı işleyişi için kritik öneme sahip olan ancak sıkça göz ardı edilen sülfür minerali hakkında önemli bilgiler paylaştı. Sülfürün hücre yenilenmesinden bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine kadar birçok hayati süreçte aktif rol oynadığı bildirildi. Kükürt elementinin diğer elementlerle birleşmesi sonucu oluşan bu bileşik, özellikle proteinlerin yapısındaki amino asitlerin temel bir parçası olarak vücut fonksiyonlarını destekliyor.

Sülfür, vücudun antioksidan savunma mekanizmasının merkezinde yer alan glutatyonun hücre içinde depolanmasını sağlayarak yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Hücrelerin temizlik ve onarım faaliyetlerini hızlandıran mineral, aynı zamanda kolajen ve keratin üretimini teşvik ediyor. Bu sayede cilt, saç ve tırnak sağlığı korunurken, cildin esnekliği artıyor. Karaciğerin toksinlerden arınma sürecine de doğrudan müdahale eden sülfür, zararlı maddelerin suda çözünebilir hale gelerek vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Kemik ve bağ dokusunun dayanıklılığını artırması ise özellikle sporcular ve büyüme çağındaki çocuklar için büyük önem taşıyor.

SÜLFÜR EKSİKLİĞİ NASIL ANLAŞILIR?

Dr. Süngü'nün aktardığına göre, tek başına sülfür eksikliği tıbbi olarak nadir karşılaşılan bir durum olup genellikle yetersiz protein tüketimiyle eş zamanlı ortaya çıkıyor. Yetersiz sülfür alımı durumlarında saç dökülmesinde artış, tırnaklarda kırılganlık, ciltte kuruluk, geçmeyen yorgunluk, kas güçsüzlüğü ve zayıflayan bağışıklık nedeniyle enfeksiyonlara yatkınlık gibi sorunlar gözlemlenebiliyor. Uzmanlar, bu belirtilerin demir, çinko veya farklı vitamin eksikliklerinden de kaynaklanabileceği konusunda uyararak, doğrudan takviye kullanımına başlamadan önce mutlaka bir hekim kontrolünden geçilmesi gerektiğini vurguluyor.

SÜLFÜR İÇEREN BESİNLER NELERDİR?

Sağlıklı bireylerde günlük sülfür ihtiyacının büyük bir kısmı dengeli beslenmeyle kolayca karşılanabiliyor. Yumurta, kırmızı et, tavuk, balık ve süt ürünleri en güçlü protein ve sülfür kaynakları arasında yer alıyor. Bitkisel kaynaklar incelendiğinde ise soğan, sarımsak, pırasa, brokoli, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası ve turp gibi sebzeler yüksek oranda sülfür bileşikleri barındırıyor. Mercimek, nohut ve soya fasulyesi gibi baklagillerin yanı sıra ceviz, badem, fındık, yulaf ve avokado da günlük alıma önemli katkı sağlayan diğer gıdalar olarak öne çıkıyor. Öğünleri sebzelerle zenginleştirmek ve haftada birkaç kez baklagil tüketmek yeterli bir beslenme stratejisi oluşturuyor.

Telegram üzerinden çocuk istismarı ağına büyük operasyon
Telegram üzerinden çocuk istismarı ağına büyük operasyon
İçeriği Görüntüle

DOĞRU PİŞİRME YÖNTEMİ NASIL OLMALI?

Sülfür içeren sebzelerin besin değerini ve faydalı bileşiklerini kaybetmemesi için pişirme yöntemlerine özen gösterilmesi gerekiyor. Özellikle brokoli, karnabahar ve Brüksel lahanasının yüksek ateşte uzun süre kaynatılmak veya kızartılmak yerine 5-7 dakika buharda pişirilmesi ya da hafif diri kalacak şekilde sotelenmesi öneriliyor. Et ve yumurta gibi hayvansal protein kaynaklarının ise gıda güvenliği standartlarına uygun olarak iyi pişirilmesi, ancak aşırı sıcaklıklarda uzun süre bekletilmemesi tavsiye ediliyor. Çiğ ve pişmiş gıdaların dengeli bir biçimde tüketilmesi, vücudun mineral emilimini maksimum seviyeye çıkarıyor.

Kaynak: Haber Merkezi