İSİTSNASIZ her şey Yaradan'ın eseri. Bir anlamda da kitabı. Oku oku bitmiyor. Bu kitapların kurtları bilim adamları. Onlar, bu kitapları okudukça hem evrenin gizemini çözüyorlar, hem de, Yaradan'ın görkemini çok daha iyi kavrıyorlar....
İSİTSNASIZ
her şey Yaradan’ın eseri.
Bir anlamda da kitabı.
Oku oku bitmiyor.
Bu kitapların kurtları bilim adamları.
Onlar, bu kitapları okudukça hem evrenin gizemini çözüyorlar, hem de, Yaradan’ın görkemini çok daha iyi kavrıyorlar.
İnsanoğlu, böylesine mükemmel bir yapıyı da, yapının sahibini de, bir sihirbazlık ürünü gibi gösterme aymazlığı içine girerek, Yaradan’ı ulaşılabilir hale getirip, ölümlü dünyayı bile ölümsüzlüğe taşıyarak, kendilerince bu dünyadan başka bir dünya oluşturmaya kalkabilmişlerdir!
Kimi uyanıklar, bu dünyanın nimetlerinden olabildiğince yararlanabilmek için, kendi ürettikleri öbür dünyayı insanlara pazarlayarak köşe olmakla meşguller.
İstisnasız hepimiz, bu dünyada, belli bir süre yaşayacak, bu süre içinde insan neslini devam ettirme adına çocuklar bırakıp zaman içinde yaşlanıp ölüp gideceğiz.
Sözün özü, bir birey olarak biz ölürken, insanlık yaşayacak.
Belgeselleri izleyip, bilimsel çalışmaları takip ettiğinizde, doğanın doğal dengesinin acımasızlık üzerine kurulu olduğunu görürsünüz.
Zaman zaman bazı köşe yazılarımızda değindiğimiz gibi, “Büyük balık küçük balığı yutar” özdeyişi gibi, tüm canlılar birbirlerini yiyerek yaşamlarını devam ettiriyorlar.
Bunların içinde, kendi türünü yiyenler de var.
İnsanoğlu olarak biz, yamyamlar hariç, birbirimizi yemesek de, öldürmekle meşgulüz.
Doğanın doğal dengesini sağlayan ise, büyük ve güçlü olan canlıların sayısının az, küçüklerinin yani en fazla saldırıya muhatap olan canlıların sayısının da çok fazla olması sayesinde, bütün canlıların popülasyonu devam edebiliyor.
Yaradan’ın yarattığı her şeyin, evrensel tek temel kuralı da işte bu.
İnsanların Yaradan’a atfettikleri diğer tüm kurallar ise, kimi egemen güçlerin insanlığa kendilerince bir biçim vermeye çalışırken, Yaradan’ın adını ve de gücünü kullanmaktan başka bir şey olamaz!
Değerli okurlar, tabii ki, bu iki köşe yazımızda ele aldığımız düşünsel açılım, salt bir bakış açısını yansıtıyor da olabilir.
Önemli olan, bu konuda farklı bakış açılarının da seslendirilerek, tezlerden antitezlere, oradan da belli sentezlere yönelebilmektir.