Türk tiyatrosunda tuluat geleneğinin son temsilcilerinden olan usta sanatçı Zihni Göktay, bir süredir mücadele ettiği sağlık sorunlarına yenik düşerek hayatını kaybetti. Göktay'ın vefat haberi, kızı Zeynep Göktay Dilbaz tarafından sosyal medya platformları üzerinden kamuoyuna duyuruldu.
Dilbaz'ın yaptığı açıklamaya göre, usta oyuncu sene başında Ankara'da gerçekleştirdiği turne sırasında kalça kırığı yaşamış ve ardından çeşitli sağlık problemleriyle mücadele etmeye başlamıştı. Tüm fiziksel zorluklara rağmen babasının yaşama sevincini yitirmediğini aktaran Dilbaz, sanatçının son ana kadar seyircisiyle buluşup sahneye dönme umudu taşıdığını belirtti.
HUZUREVİ TERCİHİ VE KENTSEL DÖNÜŞÜM
Yakın geçmişte Feneryolu'ndaki evinin kentsel dönüşüm sürecine girmesi nedeniyle geçici olarak huzurevine yerleşen Göktay, bu kararıyla gündeme gelmişti. Hürriyet Gazetesi'ne verdiği bir röportajda süreci detaylandıran sanatçı, kamuoyunda oluşan yalnız bırakıldığına dair iddiaları kesin bir dille yalanlamıştı.
Kızının kendisiyle yaşama teklifini "İnsan eti ağırdır" diyerek geri çevirdiğini ifade eden Göktay, huzurevinde kalmaktan mutluluk duyduğunu ve yeni evi yapılana kadar profesyonel bakım altında olmanın kendisine iyi geldiğini vurgulamıştı. Usta ismin eşi Sevinç Göktay da 2022 yılının Ocak ayında vefat etmişti.
ZİHNİ GÖKTAY TÜRK TİYATROSUNA NELER KATTI?
2 Aralık 1945 tarihinde İstanbul'da doğan usta isim, 1964 yılında Ankara Meydan Sahnesi'nde profesyonel adımlarını attığı sanat hayatına sayısız eser sığdırdı. 1973'te İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna katılan Göktay, geleneksel Türk tiyatrosunun doğaçlama (tuluat) kültürünü modern sahneye taşıyan en önemli köprülerden biri olarak tarihe geçti.
Kariyeri boyunca tam 72 farklı oyunda sahne alan sanatçı, özellikle 28 yıl boyunca kesintisiz oynadığı "Lüküs Hayat" operetindeki efsanevi performansıyla hafızalara kazındı. Ayrıca 1978 ile 1996 yılları arasında İstanbul Radyosu Radyo Tiyatrosu bölümünde hem yönetmenlik hem de oyunculuk yaparak çok yönlü sanatçı kimliğini kanıtlamıştı. Göktay'ın vefatı, Türkiye'nin kültür sanat camiasında yeri doldurulamaz bir kayıp olarak değerlendiriliyor.





