Zengin-fakir, aydın-cahil, sarı bölgeler-kırmızı bölgeler, bizden olanlar-olmayanlar gibi zıtlıkları ortaya koyarak siyaset yapmak bölücülüğün ve münafıklığın ta kendisidir. Seçim çalışmalarında gelinen son nokta; üzülerek ve hayretle...

Zengin-fakir, aydın-cahil, sarı bölgeler-kırmızı bölgeler, bizden olanlar-olmayanlar gibi zıtlıkları ortaya koyarak siyaset yapmak bölücülüğün ve münafıklığın ta kendisidir. Seçim çalışmalarında gelinen son nokta; üzülerek ve hayretle izlediğim, Müslüman olanlar-olmayanlar zıtlığının vurgulanıyor olmasıdır. Söylenmek istenen acaba bu oranın %60-%40 olduğu mudur? 1990’lı yıllarda S. Demirel %99’u, N. Erbakan %98’i Müslüman Türkiye tespitinde bulunmuşlardı. %1 fark 700 000 kişiye denk geliyor. Böylesi bir tespit bile İslam inancına göre günahsa; muhalefeti inançsız göstermek günah ve bölücülük değildir de nedir? Yoksa son yıllarda din değiştirenler ve dinsizler artmaya mı başladı?
Ülke adına Strazburg’ta yapılan konuşmada; Haçlı seferlerinin sadece 2 kültür, 2 medeniyet, 2 din çatışması değil, aynı zamanda kültürlerin etkileşim ve birbirlerini tanıma tarihi olduğu hipotezi; bu savaşlar nedeniyle ölenlerin kemiklerini sızlatmıştır. Batılı Haçlı zihniyetinden vazgeçmedi. Şimdi etkileşim ve birbirini tanıma için Libya’dalar; öyle mi? Yakında Suriye’yi de ziyaret edebilirler. Dışta ve içte din adına yapılan yalan ve yanlış açıklamalar insanların kafalarını karıştırıyor. Camilerin cemaatlere bölünmesi, açık alanda kuralsız ve devlete karşı olmak için Cuma Namazı kılma teşebbüsleri, Cumhuriyet Devrimlerine karşı örgütlenmeler; yüce İslam Dinine zarar veriyor.
Rahmetli babamdan öğrendiğim ilk bilgi; gayrimüslim hakkı yememekti. Kelime-i Şahadet getirerek kolayca Müslüman olabilecek kişiye kötü örnek olmak günahtı. Babam için gâvur ve batıl kelimelerini kullanmak kabalıktı. Kimin inançlı, kimin inançsız olduğu Allahın işi derdi. İnançlarını ulu orta ortaya dökenlerden, babam hiç hoşlanmazdı. At nalı büyüklüğünde haç taşıyan bayanla, türbanlı bayan babama hep itici gelmiştir. Allah korkusuyla değil, Allah sevgisiyle büyüdük. Hallacı Mansur gibi “Enel Hakkım” dedik, Yunus Emre gibi “ete kemiğe büründük Yunus diye göründük” felsefesine inandık.
Kuran’ın inen ilk Sure ve Ayeti, Alak suresi ilk ayetidir. Ayetin Türkçesi “Yaratan Tanrı adıyla oku”dur. Cahil olmak ve bunu değiştirmek için çaba göstermemek, dine aykırı gelmektir. Cahil olmak Müslüman’a yakışmaz. Bu cehaletten yararlanmak, yetim hakkı yemek, insanları dolandırmak, imtihan sahtekârlığı yapmak ve siyasi madrabazlık dine zarar verir. Allah adıyla insanları kandırabilirsiniz ama inançsız olduğunuzu Allah bilmektedir.
Babamın bu yazıyı okuma şansı olsaydı, yüce kavramları bu kadar sık kullanmamın yanlış olduğunu belirtirdi. Sürçü-lisan ettimse affola…