Başbakan Erdoğan, Orta Avrupa devletlerinden Çek Cumhuriyeti'ni, Macaristan'ı ve Slovakya'yı yani üç devleti içine alan bir iş gezisinde hem pek çok konuda anlaşmalar yaptığı gibi, hem de bu geziyi fırsat bilerek Orta Avrupa'dan...
Başbakan Erdoğan, Orta Avrupa devletlerinden Çek Cumhuriyeti'ni, Macaristan’ı ve Slovakya’yı yani üç devleti içine alan bir iş gezisinde hem pek çok konuda anlaşmalar yaptığı gibi, hem de bu geziyi fırsat bilerek Orta Avrupa’dan AB'yi top ateşine tutmuştur. Malum olduğu üzere Türkiye, o zaman ekonomik işbirliği olan AB'ye 1951 yılında müracaat etmiş olup, 1963 yılında da İsmet İnönü’nün başbakanlığı döneminde resmen giriş teşebbüsünde bulunmuştur. 15 yıl sonra AB'den davet gelmiş ancak Başbakan Bülent Ecevit, "Onlar ortak, biz pazarız" diyerek ideolojik yaklaşımla gerekli teşebbüsü yapmamış, böylece büyük bir fırsat tepilmiştir. Daha sonraki hükümetlerce bazı girişim teşebbüsünde bulunulmuş ise de AB'ce hepsi de engellemelerle sonuçsuz bırakılmıştır. 2005 yılında katılım müzakerelerine başlanılmış, AB ile dişe diş mücadele etmek için Bakanlık dahi kurulmuştur. Buna rağmen hala AB ipe un sermekte, Türk Devletini almamak için her türlü desiseyi ileri sürmekte ve her seferinde bir bahane ile işi engellemektedir. Başbakanımız, her zaman her platformda yaptığı konuşmalarda AB'nin bu tutumunu acı bir şekilde tenkit ederek, artık yeter dememek için kendisini zor frenleyebilmektedir. Fakat, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Slovakya devletlerini ziyaretinde 3 AB üyesi ülkede öylesine konuşmalar yaptı ki, AB'nin bundan sonraki tutumunun ne olacağını, ne gibi bahaneler ileri süreceklerini hep birlikte göreceğiz. Sonunda sabır taşı patlayan Başbakan "Türkiye’nin yapamadığı, yapmadığı veya yerine getirmediği ne var? AB ülkesinin standardı Türkiye’nin yakaladığı seviyede bile değil. Türkiye olarak ayaklarımızın üzerinde duruyoruz. Avrupa Birliği bizi resmen almıyor ama AB'ye üye ülkeler içersinde 5 milyon Türk yaşıyor. Siz bizi resmen almadınız fakat Türkiye zaten buraya halkıyla girmiş vaziyette. Oyalamayın, gelin bu işi bitirelim. Buyurun, söyleyin, ne söyleyecekseniz. Şecaatinizi arz edin ki, sirkatinizi bilelim" demiştir.
"Hodri meydan" diyerek Erdoğan restini çekmiştir. Şu anda AB üyesi yapılan Bulgaristan, Romanya devletleri insan hakları, basın hürriyeti v.s. yönünden, İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ülkeleri ekonomik yönden Türkiye’nin çok çok gerisindedirler. İngiltere AB'den çıkmak için referanduma gideceğini açıklamştır ki, bu da AB'nin artık cazibesinin kalmadığının açık delilidir. Bu hususta,Başbakan "Biz AB'ye yük olmaya değil, yük almaya gidiyoruz" diyor. O zaman, adama sormazlar mı? Niçin Avrupalıların yükünü almak için bu kadar emek sarf ediyoruz? Biz işimize, onlar da işlerine gitsinler...