Türkiye’de yaşlanan nüfusun sağlık, sosyal güvenlik ve ailelerin bakım yükü üzerindeki etkisi giderek daha görünür hale gelirken, uzun süreli bakımın nasıl finanse edileceği yeniden gündemin üst sıralarına çıktı. SGK Başuzmanı İsa Karakaş da değerlendirmesinde, yaşlı ve bakıma ihtiyaç duyan nüfusun büyümesine dikkat çekerek uzun süreli bakım için ayrı ve sürdürülebilir bir sigorta mekanizmasının önemine işaret etti.

TÜRKİYE’DE YAŞLI NÜFUS ARTMAYA DEVAM EDİYOR

Karakaş’ın değerlendirmesinde TÜİK’in 2024 verileri esas alınırken, daha sonra yayımlanan 2025 yılı resmi verileri yaşlanma eğiliminin devam ettiğini gösterdi. TÜİK’in “İstatistiklerle Yaşlılar, 2025” çalışmasına göre 65 yaş ve üzerindeki nüfus 9 milyon 583 bin 59 kişiye, toplam nüfus içindeki payı ise yüzde 11,1’e yükseldi. TÜİK, yaşlı nüfus oranının yüzde 10’u aşmasını nüfusun yaşlanmasının önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriyor.

Yaşlanmanın yalnızca toplam nüfus içindeki payla sınırlı olmadığı, hane yapısında da önemli bir dönüşüm yarattığı görülüyor. 2025 itibarıyla Türkiye’de hanelerin yüzde 26,1’inde en az bir yaşlı birey bulunurken, 1 milyon 836 bin 496 yaşlı kişinin tek başına yaşadığı belirlendi. Çalışma çağındaki her 100 kişiye düşen yaşlı sayısını gösteren yaşlı bağımlılık oranının da yükselmesi, bakım hizmetlerinin finansmanı ve insan kaynağı açısından gelecek yıllarda daha fazla planlama yapılması gerektiğine işaret ediyor.

BAKIM SİGORTASI RESMİ POLİTİKA BELGELERİNDE YER ALIYOR

Uzun süreli bakım sigortası tartışması yeni değil. 2024-2028 dönemini kapsayan On İkinci Kalkınma Planı’nda, ileri yaşlarda bakım hizmetlerinin karşılanmasına yönelik “Tamamlayıcı Uzun Süreli Bakım Sigortası” kurulması hedefler arasında yer aldı. Konu, 6 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Program ile de sosyal güvenlik ve bakım ekonomisi başlığı altında yeniden gündeme taşındı.

Ancak bu politika hedefinin yer alması, bakım sigortasının bugün itibarıyla tüm ayrıntıları belirlenmiş yeni bir sigorta kolu olarak uygulanmaya başladığı anlamına gelmiyor. Sistemin kimleri kapsayacağı, hangi bakım ihtiyacının hangi kriterlerle tespit edileceği, prim veya katkı mekanizmasının nasıl kurulacağı, kamu ve özel sigortanın görev paylaşımı ile hangi hizmetlerin güvence kapsamında bulunacağı ayrıca hazırlanacak mevzuat ve uygulama modeliyle netleştirilmek zorunda.

UZUN SÜRELİ BAKIM SİGORTASI NASIL ÇALIŞABİLİR?

Uzun süreli bakım sigortasının temel amacı, yaşlılık, engellilik veya günlük yaşam faaliyetlerinin tek başına sürdürülememesi gibi durumlarda ortaya çıkan sürekli bakım maliyetini yalnızca ailelerin üzerine bırakmamak. Böyle bir sistemde ihtiyaç sahibinin sağlık durumunun yanında günlük yaşamını ne ölçüde bağımsız sürdürebildiği değerlendirilerek evde bakım, gündüzlü bakım, profesyonel bakım personeli desteği veya kurum bakımı gibi farklı hizmetlerin finansmanı sağlanabiliyor. Karakaş da olası modelin çalışan, işveren ve devlet katkısını içeren sosyal sigortacılık esasları üzerine kurulabileceği görüşünü dile getiriyor; ancak finansman yapısının kesinleşmesi için resmi düzenlemelerin tamamlanması gerekiyor.

MEVCUT BAKIM HİZMETLERİNDEN FARKLI OLACAK

Türkiye’de halihazırda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından evde bakım yardımı, gündüzlü bakım ve kurumsal bakım gibi farklı destek modelleri uygulanıyor. Sağlık sistemi içerisinde de evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri bulunuyor. Mevcut evde bakım yardımında ise gelir durumu, sağlık raporu ve kişinin başkasının yardımı olmadan hayatını sürdürüp sürdüremediğine ilişkin değerlendirmeler belirleyici oluyor. Planlanan uzun süreli bakım sigortasının bu nedenle mevcut sosyal yardım mekanizmalarının aynısı yerine, bakım ihtiyacını daha geniş ve sürdürülebilir bir finansman modeli içerisinde ele alması bekleniyor.

Emeklilerden AYM önünde seyyanen zam eylemi
Emeklilerden AYM önünde seyyanen zam eylemi
İçeriği Görüntüle

DÜNYADA FARKLI MODELLER UYGULANIYOR

Uzun süreli bakımın finansmanı birçok ülkede sosyal güvenlik sistemlerinin temel başlıklarından biri haline gelmiş durumda. Almanya’da bakım ihtiyacını karşılamak amacıyla sosyal sigorta temelli zorunlu bir uzun süreli bakım sistemi uygulanırken, Japonya’da da kamu tarafından oluşturulan bakım sigortası mekanizması bulunuyor. Bu modellerde ortak nokta, bakım maliyetinin yalnızca kişinin ailesinin veya genel sağlık sisteminin üzerine bırakılmaması; düzenli finansman, ihtiyaç değerlendirmesi ve profesyonel bakım hizmetlerinin birlikte planlanması olarak öne çıkıyor.

EVDE BAKIM VE KURUMSAL BAKIM BİRLİKTE PLANLANMALI

Uzmanların uzun süreli bakım politikalarında üzerinde durduğu temel konulardan biri de yalnızca yeni bakım merkezi açmak yerine, kişinin mümkün olduğu ölçüde kendi yaşam alanında desteklenmesi. Evde sağlık hizmetleri, sosyal bakım, gündüzlü merkezler, geçici bakım hizmetleri ve gerektiğinde yatılı kurum bakımının birbirini tamamlayan bir sistem halinde çalışması, hem ailelerin üzerindeki yükün azaltılması hem de sağlık kuruluşlarının gereksiz kullanımının önlenmesi açısından önem taşıyor. Bakım personelinin yetiştirilmesi ve hizmet standartlarının belirlenmesi de sigortanın finansman modeli kadar kritik görülüyor.

RESMİ SÜREÇTE KRİTİK BAŞLIKLAR NETLEŞECEK

Önümüzdeki süreçte bakım sigortasının gerçek bir uygulamaya dönüşebilmesi için kapsam, prim veya katkı oranları, hak kazanma şartları, bakım ihtiyacının hangi kurum tarafından ve hangi ölçütlerle belirleneceği ile kamu, belediyeler ve özel hizmet sağlayıcılarının rollerinin mevzuatta açık biçimde tanımlanması gerekecek. Yaşlı nüfusun hızla artması ve doğurganlık oranlarının gerilemesi dikkate alındığında, kurulacak sistemin yalnızca bugünkü bakım ihtiyacını değil, gelecek yıllarda büyümesi beklenen bakım talebini de karşılayabilecek mali ve kurumsal yapıya sahip olması önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi