Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sakarya'da düzenlenen Sapanca Gölü Eylem Planı Toplantısı'nda bölgenin su güvenliğini sağlamaya yönelik yeni yol haritasını kamuoyuyla paylaştı. Bakan Yumaklı'nın aktardığına göre, göldeki su seviyesinin mevcut durumdan daha kötüye gitmesi halinde Kocaeli ve Sakarya ciddi susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bu senaryonun gerçekleşmesinin, bölgedeki sanayi faaliyetlerini durma noktasına getireceği ve ülke ekonomisine zarar vereceği vurgulandı.
TÜRKİYE SU STRESİ ALTINDAKİ ÜLKELER ARASINA NASIL GİRDİ?
Toplantıda paylaşılan istatistiksel verilere göre, bir ülkenin su stresi yaşamaması için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1300 metreküpün üzerinde olması gerekiyor. Türkiye'de daha önce 1313 metreküp seviyesinde olan bu oran, güncel hesaplamalarla 1297 metreküpe geriledi. Bu kritik düşüş, Türkiye'nin resmi olarak su stresi çeken ülkeler kategorisine girdiğini gösteriyor. Dünya genelinde ise 2 milyar 200 milyon insanın temiz suya erişim sorunu yaşadığı belirtiliyor.
SAPANCA GÖLÜ İÇİN HANGİ ADIMLAR ATILACAK?
Bakanlık tarafından hazırlanan eylem planı, su güvenliği ve verimliliğinin sağlanması amacıyla 6 ana eylem ve 12 tedbiri içeriyor. Beş yıllık süreci kapsayan bu plan doğrultusunda toplam 25,5 milyar liralık yatırım hayata geçirilecek. Proje tamamlandığında havzaya yıllık yaklaşık 114 milyon metreküp su kazandırılması hedefleniyor. Ulusal Su Kurulu kararıyla sadece Sapanca değil; Eğirdir, Beyşehir, Akşehir, Eber, Bafa, Burdur, İznik ve Seyfe gölleri için de benzer koruma planları yürütülüyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HAVZAYI NASIL ETKİLEYECEK?
Bölgeye yönelik hazırlanan iklim projeksiyonları, yakın gelecekte havza sıcaklığında 4 derecelik bir artış yaşanacağını ve yıllık toplam yağış miktarının yüzde 5 oranında düşeceğini gösteriyor. Artan sıcaklıkların etkisiyle 2025 yılında Sapanca Gölü'nde yaklaşık 72 milyon metreküplük su azalımı öngörülürken, bu kaybın yüzde 22'sinin doğrudan buharlaşma kaynaklı olacağı hesaplanıyor. Yetkililer, anlık yağışların göl seviyesinde yarattığı geçici yükselmelerin kalıcı bir çözüm anlamına gelmediği konusunda uyarıda bulunuyor.





