ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba’nın geleceğine dair yaptığı çarpıcı açıklamalar, uluslararası arenada adeta deprem etkisi yarattı. Küresel siyasetteki güç dengelerini derinden sarsabilecek bu kritik çıkış, dış gelişmeleri yakından izleyen turizm kenti Alanya kamuoyunda da yankı buldu. Küba’nın içinde bulunduğu darboğazı işaret eden Trump, ülkeyi devralma hamlesinin kendi döneminde gerçekleşeceğini öne sürerek gerilimin fitilini ateşledi.

BEYAZ SARAY'DAN TARİHİ SÖZLER

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Başkanı, Washington’un Havana yönetimi üzerinde mutlak bir güce sahip olduğunu iddia etti. Hayatı boyunca iki ülke arasındaki sorunları dinlediğini belirten Trump, "Herkes bu adımın ne zaman atılacağını sorardı. Küba'yı alma onurunun bana ait olacağına inanıyorum. Ülkeyi aldıktan sonra onlarla istediğim her şeyi yapabileceğimi düşünüyorum" şeklinde konuştu.

ENERJİ KRİZİ VE KARANLIĞA GÖMÜLEN ÜLKE

Karayip ülkesinin şu anda çok zayıfladığını savunan Trump'ın bu sert sözleri, Küba'daki devasa elektrik kesintileriyle eş zamanlı geldi. Washington yönetiminin, Venezuela kaynaklı petrol akışını keserek adadaki enerji ve ekonomi krizini nasıl derinleştirdiği biliniyor. Bu hamleyle Küba'nın tamamen köşeye sıkıştığı değerlendiriliyor.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ MASADA

Diplomatik kulislere sızan bilgilere göre, ABD ve Küba arasındaki müzakerelerde şok bir talep gündeme geldi. Washington'un, 2018 yılından bu yana görevde olan Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel'in koltuğu bırakmasını istediği ortaya çıktı. Díaz-Canel cephesi ise iç işlerine dışarıdan bir müdahaleyi kesin bir dille reddederek, masaya ancak "egemenlik, eşitlik ve karşılıklı saygı" şartlarıyla oturacaklarını ilan etti. Buna rağmen Washington'daki bazı yetkililer Havana'da rejim değişikliği ısrarını sürdürüyor.

Fatih Altaylı'dan kötü haber: Apar topar ameliyata alındı
Fatih Altaylı'dan kötü haber: Apar topar ameliyata alındı
İçeriği Görüntüle

TRUMP'IN KÜBA STRATEJİSİNDE 5 KRİTİK MADDE

Uzmanlara göre, Trump'ın "dostça devralma" (friendly takeover) olarak nitelendirdiği bu agresif politikanın arkasında beş temel stratejik hedef yatıyor:

  1. Rejim Değişikliği Hedefi: Maksimum baskı politikasıyla Havana'daki komünist yönetimi devirmek veya radikal siyasi reformlara mecbur bırakmak.

  2. Krizden Fırsat Çıkarmak: Petrol sevkiyatını engelleyerek tetiklenen elektrik ve ekonomi krizini, müzakere masasında bir çöküş kozuna dönüştürmek.

  3. Karayipler'de Güç Gösterisi: Çin ve Rusya'nın adadaki artan nüfuzunu kırmak ve ABD'nin kıyılarına çok yakın olan bu bölgedeki jeopolitik hakimiyetini perçinlemek.

  4. İç Siyaset ve Seçmen Etkisi: ABD iç siyasetinde kritik rol oynayan, özellikle Florida bölgesindeki Küba kökenli Amerikalı seçmenlerin desteğini konsolide etmek.

  5. Dostça Devralma Söylemi: Zayıflayan ülkenin siyasi yapısını, dışarıdan silahlı bir operasyon yerine siyasi ve ekonomik tükenmişliğin getirdiği bir değişimle yeniden kurgulamak.

Kaynak: Karar