KAFAMDA yazı mevzusu olabilecek bir iki konu var. Unutmadan birini hemen paylaşıp müsaade isteyeyim. Öncelikle, dünkü
KAFAMDA
yazı mevzusu olabilecek bir iki konu var.
Unutmadan birini hemen paylaşıp müsaade isteyeyim.
Öncelikle, dünkü "Yerli Turist Yersiz Endişe" başlıklı köşe yazıma, sağ olun var olun epey ilgi gösterdiniz.
Hem sosyal medyadan ve telefonla gelen yorumlarınızdan, hem de Yeni Alanya'nın resmi internet sitesinin "sadece bizim girebildiğimiz panelindeki okuyucu tıklama sayısı"ndan anlıyorum bunu.
***
Dünkü konuya ilaveten şu saptamaları yapmak istiyorum.
Alanya eğer "açık büfeci" ve "herşey dahilci" Rus turist profilinden memnunsa...
"Biz böyle sağdan ufak ufak gideriz. Kazancımız bize yeter de artar" diyorsa...
Söyleyebileceğimiz çok da bir şey yok.
Ama yok eğer, "Yabancı kadar yerli turist de gelsin, akmasa da damlasın, günü kurtarsın, en azından masrafları çıkarsın" deniliyorsa, bir "gazeteci" olarak diyeceğim şudur: "Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok."
***
(ARA NOT: Turizmcilere ahkam kesecek değilim, haddimi bilirim. Ben bu olaya "gazeteci" gözüyle yaklaşmak istiyorum.)
***
Şehrin dinamikleri birleşip de "Yerli turist şart" derse, bir heyet oluşturulur, gönderilir Bodrum'a, Çeşme'ye, Alaçatı'ya, yerli turistin gelmesi için neler yapıyorlar, mesela ulusal medyayı nasıl manipüle ediyorlar, magazin programları veya dergilerinde her Allah'ın günü çıkmak ve isimlerini duyurmak için gazetecilerle nasıl maddi ve manevi bir ilişki kuruyorlar, hepsi öğrenilir.
Üstelik bunlar en fazla bir haftalık mesai bedelidir.
Hadi "Bu sene geçti" diyelim, seneye aynı formüller uygulanır, hedefe ulaşılır.
Tabi üzerinde çalışılırsa!
***
Ama bunun için klimalı odalardan çıkmak, çarşıyı pazarı dolaşıp esnafın halini görmek, şehir nasıl da geri geri gidiyor hissetmek, lüks markalar neden Alanya ismini duyunca burun kıvırıyor, neden gelmek, mağaza veya şube açmak istemiyorlar anlamak, idrak etmek lazım.
Bunlar hep birbirini tetikleyen, zincirleme mevzulardır.
***
Varsa böyle cesaretli bir makam mevki, ve varsa böyle bir niyetleri, ben gönüllüyüm, bu konuda "gazeteci" olarak önce benim ifademi alabilirler.
***
Şöyle ki...
Mesela, Bodrum'da faaliyet gösteren "ALTİD benzeri" ve sadece otelcilerin üyesi olduğu derneğin, yazın sahada çalışan ve paparazzilik yapan emekçi magazin gazetecilerine tüm sezon boyu beş yıldızlı otellerde odaları bedelsiz olarak neden tahsis ettiğini...
Yeme/içme/konaklama dahil tüm masraflarını neden karşıladığını...
Gazeteci girmesinin yasak olduğu, üstelik lahmacunun tanesinin 75, kolanın bardağının 35 liradan falan satıldığı meşhur (!) plajlarda caka satan ünlüleri görüntüleyebilsinler diye jetski veya sürat teknelerini neden emirlerine amade ettiklerini falan anlatabilirim.
***
Alanya'da yıllarca bunları yazan, eksikleri gündeme getirip surata adeta tokat gibi patlatan pek çok gazeteciye "tuhaf, dizginlenemez, güdümlenemez ilginç çocuklar" muamelesi yapılırken...
Harbi soru soran, harbi yazı döktüren gazetecilere "tu kaka" denilip, buna mukabil "Padişahım çok yaşa" diyenler el üstünde tutulurken...
Bodrum'un Çeşme'nin falan nasıl olup da gazetecilere gözünün bebeği gibi baktığını...
Üstelik bugün NTV ve CNN gibi haber kanallarında Bodrum'un ve Çeşme'nin, bırakın hava durumunun, deniz suyu sıcaklığının bile her saat başı verilmesinin temellerinin nasıl atıldığını...
Arzu edenlere bıkmadan, saatlerce, tatlı tatlı anlatabilirim.
***
Bakın, "Tren kaçtı" demiyorum.
Trene yetişmek için halen vaktimiz var.
Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.
"Amerika" demişken...
Temel sorun, "Türkiye'nin Miami'si mi olacağız" yoksa "Açık büfeci ve herşey dahilci Rus turistlerle turizmcilik mi oynayacağız?" sorusuna kim ne yanıt veriyordur.
Gerisi palavradır, kuru sıkı tabanca gürültüsüdür, hatta hikayedir.