Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, DEİK Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından New York’ta düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında yaptığı “Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm” başlıklı sunumda, Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri para politikası ve dezenflasyon süreci açısından değerlendirdi. TCMB’nin 22 Eylül 2026 tarihli resmi sunumunda enflasyon dinamikleri, iç talep, büyüme, dış denge, enerji fiyatları, krediler ve Türk lirasına yönelik talep öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

ARZ ŞOKLARI ENFLASYON TABLOSUNU ZORLAŞTIRIYOR

Karahan, son dönemde açıklanan ekonomik verilerin tek tek değil, bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Arz yönlü gelişmelerin özellikle manşet enflasyon üzerinde belirgin etkiler yaratabildiğine öne çıkan Karahan, buna rağmen verilerin genelinin dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ettiğini belirtti. Arz şokları; enerji, gıda veya küresel emtia fiyatları gibi para politikasının doğrudan kontrol edemediği alanlardan kaynaklanabiliyor. Bu nedenle merkez bankaları yalnızca aylık fiyat hareketine değil, şokun diğer mal ve hizmetlere ne ölçüde yayıldığına ve fiyatlama davranışlarında kalıcı hale gelip gelmediğine de odaklanıyor.

HİZMET ENFLASYONUNDA KİRA AYRIŞMASI

Sunumda hizmet enflasyonundaki katılığın devam ettiği, ancak hizmet grubunun tüm alt kalemlerinde aynı görünümün bulunmadığına dikkat çekildi. Karahan, normal koşullarda fiyat değişimlerinin daha yavaş gerçekleştiği ve geçmiş enflasyona duyarlılığı yüksek olan kira kaleminde belirgin bir iyileşme görüldüğünü ifade etti. Kira enflasyonundaki gerileme ile iç talepteki yavaşlama dezenflasyon sürecini desteklerken, ulaştırma hizmetlerinde son gelişmelere bağlı fiyat baskılarının bu olumlu etkinin bir bölümünü sınırladığı belirtildi. TCMB’nin sunumunda da kira enflasyonundaki düşüşün ve daha zayıf talebin dezenflasyona katkı sağladığı vurgulandı.

Hizmet fiyatlarının enflasyon açısından yakından takip edilmesinin temel nedenlerinden biri, bu kalemlerde fiyat ayarlamalarının mal grubuna göre daha uzun süreli ve yapışkan olabilmesi. Kira, eğitim, lokanta-otel ve bazı ulaştırma hizmetlerinde geçmiş maliyetler, ücretler ve enflasyon beklentileri fiyatların belirlenmesinde etkili olabiliyor. Bu nedenle kira gibi katılığı yüksek bir kalemde görülen yavaşlama, enflasyonun ana eğiliminin değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.

İÇ TALEP VE KREDİLERDEKİ YAVAŞLAMA İZLENİYOR

Karahan, iç talepteki zayıflamayla birlikte ekonomik büyümenin hız kestiğini belirtirken, TCMB sunumunda kredi büyümesinin de ilkbahar döneminden itibaren belirgin biçimde yavaşladığına işaret edildi. Sıkı para politikasının ekonomiye aktarımında kredi koşulları önemli kanallardan biri olarak öne çıkıyor. Finansman koşullarının sıkılaşması kredi ve harcama talebini sınırlandırırken, toplam talepteki dengelenme şirketlerin maliyet artışlarını tüketici fiyatlarına aktarma kapasitesini de azaltabiliyor. Bu etkinin enflasyona yansıması ise genellikle belirli bir gecikmeyle gerçekleşiyor.

TCMB’nin değerlendirmesine göre yüksek frekanslı göstergeler de iç talepteki ılımlılaşmanın devam ettiğine işaret ediyor. Merkez Bankası açısından talepteki yavaşlamanın yalnızca büyüme rakamları üzerinden değil; perakende satışlar, kart harcamaları, kredi gelişmeleri ve diğer tüketim göstergeleriyle birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor. Talebin enflasyon yaratmayacak düzeylere yaklaşması, arz kaynaklı fiyat artışlarının ekonominin geneline yayılmasını sınırlayan unsurlardan biri olarak görülüyor.

Veliefendi'de elit tay satışı: Ağa Fahri'ye 8.7 milyon lira
Veliefendi'de elit tay satışı: Ağa Fahri'ye 8.7 milyon lira
İçeriği Görüntüle

ENERJİ FİYATLARI İKİ KANALDAN ETKİLİYOR

Sunumun önemli başlıklarından birini küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler oluşturdu. Karahan, jeopolitik gelişmelerin petrol fiyatlarını yukarı taşıdığını, rafineri marjlarındaki genişlemenin ise bu etkinin tüketici fiyatlarına yansımasını daha belirgin hale getirdiğini ifade etti. Enerji fiyatlarındaki artış enflasyonu doğrudan akaryakıt ve enerji kalemleri üzerinden etkilerken; taşımacılık, üretim ve dağıtım maliyetlerini artırarak dolaylı biçimde diğer mal ve hizmet fiyatlarına da yansıyabiliyor. TCMB, ileriye dönük görünümde enerji fiyatlarına ilişkin yukarı yönlü risklerin sürdüğüne öne çıkıyor.

Bu tür dışsal şoklarda para politikasının temel meselesi, ilk fiyat artışını tamamen engellemekten çok söz konusu etkinin kalıcı enflasyona dönüşmesini sınırlamak oluyor. Enerji maliyetlerindeki yükselişin fiyatlama davranışlarını ve enflasyon beklentilerini bozması halinde ikincil etkiler ortaya çıkabiliyor. Karahan’ın aylık verilerdeki oynaklığın ötesine bakılması gerektiği yönündeki mesajı da bu çerçevede önem taşıyor. TCMB, temel eğilimi değerlendirirken farklı enflasyon göstergelerini birlikte izliyor ve son dönemde bu göstergelerin genelinde yavaşlamaya öne çıkıyor.

DIŞ TİCARET VE TURİZM GELİRLERİ DENGEYİ DESTEKLİYOR

Karahan, Türkiye’nin dış ticaret dengesindeki iyileşmenin sürdüğünü ve seyahat gelirlerinin güçlü görünümünü koruduğunu belirtti. TCMB’nin değerlendirmesinde daha ılımlı iç talep ile güçlü ihracat performansının cari dengeyi destekleyen unsurlar arasında olduğu görülüyor. İç talebin yavaşlaması ithalat talebini sınırlayabilirken, ihracat ve turizm gibi döviz kazandırıcı faaliyetlerin güçlü kalması dış finansman ihtiyacının ve cari denge üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.

TL TALEBİ VE BEKLENTİLER YAKINDAN TAKİP EDİLİYOR

Sunumda Türk lirasına yönelik talep de para politikasının aktarımı açısından ele alındı. TCMB, yerleşiklerin Türk lirasına olan talebinin güçlü seyrini koruduğunu belirtirken, enflasyon beklentilerinin ise ihtiyat gerektiren alanlardan biri olmaya devam ettiğine öne çıktı. Türk lirasına yönelik güvenin güçlenmesi, tasarruf tercihlerinin yerel para lehine değişmesi ve beklentilerin dezenflasyon süreciyle uyumlu hale gelmesi, para politikasının etkinliğini artırabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

PARA POLİTİKASINDA VERİ ODAKLI SÜREÇ

TCMB’nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olurken, para politikası kararlarında enflasyonun ana eğilimi, beklentiler, iç talep, kredi koşulları ve dışsal şokların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Karahan’ın New York sunumunda verdiği mesajlar da tek bir aylık enflasyon verisine bağlı değerlendirme yerine, geniş veri setinin izlenmesine dayalı yaklaşımın süreceğine işaret etti. Önümüzdeki dönemde enerji ve diğer arz şoklarının seyri, talepteki dengelenmenin devam edip etmediği ve enflasyon beklentilerindeki gelişmeler, dezenflasyon sürecinin hızı açısından belirleyici başlıklar olmaya devam edecek.

Kaynak: Haber Merkezi