Suriye, dört yılı aşkın bir süredir sömürgeci Haçlı ve Siyonizmin tehdidi altındadır. Suriye'de faaliyet gösteren yüzlerce hatta sayıları dahi bilinmeyen çapulcu gruplara sınırsız destek Haçlı ve Siyonist katillerce verilmektedir....

Suriye, dört yılı aşkın bir süredir sömürgeci Haçlı ve Siyonizmin tehdidi altındadır. Suriye’de faaliyet gösteren yüzlerce hatta sayıları dahi bilinmeyen çapulcu gruplara sınırsız destek Haçlı ve Siyonist katillerce verilmektedir. Suriye ve Esat’a yönelik bu saldırıların tek amacı “Büyük İsrail” hedefine ulaşmak içindir. Özellikle Irak’ta lehlerine sonucu büyük oranda gerçekleştirenlerin şimdiki hedefi Suriye’dir. Suriye’den sonraki asıl hedef ise Türkiye ve İran’dır.

Suriye’de faaliyet gösteren Haçlıların ve Siyonizmin maşası olan çapulcular Suriye halkına zulmettiler. Can, mal, namus güvenliği vs. bırakmadılar. Onların zulmünden bıkan halk çareyi ülkelerini terk edip, özellikle de Türkiye’ye sığınıp, sonra da Avrupa ve diğer batılı ülkelere gitmede buldular. Zaten çapulcu ve haydutları destekleyen bu katillerin amacı da Suriye halkının bir kısmını oldukları yerde öldürerek ortadan kaldırmak, diğerlerini de Suriye’den çıkartmaktır. Zira “BOP” adını verdikleri aslında “Büyük İsrail” için hedeflerine ulaşmak için bu gereklidir. Çünkü ölen ve yaşadığı toprakları terk eden Müslüman’dır. Dolayısı ile Müslüman’ın ölmesi veya yerinden yurdundan edilmesinin onlar için hiç önemi yoktur. Zira onlar için Müslüman olmak peşinen suçtur.

Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz? Haydi onları anladık da, ya Müslüman ülkelerin “Anlı şanlı liderleri”ne ne demeli? Sömürgeci haçlılarla, katil Siyonistlerle Suriye’de bir ve beraber olanlara ne demeli a dostlar?

Suriyeli göçmenlerin dramı saymakla, anlatmakla bitmez. Biri 19, diğeri 20 yaşında iki tane Suriyeli genç kız anlatıyor röportajda. “Antalya’da bugüne kadar yüz değişik işyerinde çalıştık. Çalıştığımız her işyerinde her yaştan erkeğin cinsel tacizine uğradık. Suriyeli olmamız taciz nedeni” diyorlar. Bu kızların anlattıklarının yorumunu vicdanlarınıza bırakıyorum ve diyorum ki, buna sebep olanlar kahrolsunlar.

Hiç kimse doğup büyüdüğü toprakları terk etmek istemez. Ne zamanki can ve mal güvenliği, iş hayatı vs. tehlikeye girer, işte o zaman durum değişir. Avrupa’ya gitmek isteyenler Avrupa’ya varınca “Aman hoş gelmişsin, gel bakalım, hangi kolay ve kazancı bol işi yapmak istersin?” demezler. Aksine Avrupalının beğenip de yapmadığı ağır ve pis işleri başta temizlik gibi işlere talipler. Tabi Avrupa yolculuğu daha yarı yolda ölüm gibi hüsranla sonuçlanmazsa. Görüyorsunuz biraz uluslararası camia bastırınca ülkelerine önce alacaklarını söyleyerek o anı kurtaranlar baktılar ki durum farklı. Bize 1 milyar avroluk “Sus payı” vaat ettiler. Lütfen, “El alem” aptal mı? Suriyeli dramına sebep olanların, onları ülkelerine almamalarının bir sebebi de onların Müslüman oluşlarıdır. Yani Batılı ülkeler her zaman olduğu gibi oyunu kuralıyla oynuyorlar. Biz ise her zaman yanlışları oynuyoruz. Hata yapmaya aboneyiz. Suriye’de hep hata yaptık. Milli çıkarlarımız, dahası Müslümanların çıkarı, hatta insanlığın çıkarları Esat’ın karşısında değil yanında yer almaktan geçmekte idi. Bunu yapsaydık Suriyeli göçmenler bu dramı yaşamazlardı. Ama nerede? Demek ki bu insanlık dramında biz de pay sahibiyiz. Hem de çok ama çok büyük oranda demem yeterlidir.

Suriye konusunda Rusya ve ABD “Esat’lı Suriye” diye anlaştılar. Bize ise yine “Çuvallamak” kaldı. Hala “Uçuşa yasak bölge” diye boşuna ısrar ediyoruz. Kısacası başta Suriye olmak üzere Orta Doğu politikamız sil baştan yenilenmeli.