Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, özellikle mevsim geçişlerinde göz sağlığını korumak için günlük yaşam alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Kalabalık ortamlarda ve otobüs, tramvay gibi toplu taşıma araçlarında hijyenin önem kazandığını söyleyen İpçioğlu, gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve çapaklanma gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde göz hekimine başvurulmasını, verilen tedavinin ise yarıda bırakılmamasını önerdi.

Yaşlılıkta her unutkanlık Alzheimer belirtisi olmayabilir
Yaşlılıkta her unutkanlık Alzheimer belirtisi olmayabilir
İçeriği Görüntüle

GÖZ NEZLESİ FARKLI NEDENLERLE ORTAYA ÇIKABİLİYOR

Halk arasında “göz nezlesi” olarak bilinen konjonktivit; virüsler, bakteriler, alerjenler ve çeşitli tahriş edici etkenler nedeniyle gelişebiliyor. Viral ve bakteriyel konjonktivit türleri kişiden kişiye bulaşabilirken alerjik konjonktivit bulaşıcı kabul edilmiyor. Kızarıklık, sulanma, yanma, kaşıntı ve göz kapaklarında çapaklanma sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakılarak hastalığın nedeninin kesin olarak belirlenmesi ve gelişigüzel ilaç kullanılması doğru kabul edilmiyor.

TOPLU TAŞIMADA EL HİJYENİ ÖNEM TAŞIYOR

Kalabalık alanlarda riskin azaltılmasında temel önlemlerden biri el hijyeni olarak öne çıkıyor. Enfeksiyona yol açabilen mikroorganizmalar yakın temasla veya kirlenmiş yüzeylere dokunduktan sonra ellerin göze götürülmesiyle taşınabiliyor. Bu nedenle toplu taşıma araçları gibi sık temas edilen yüzeylerin bulunduğu ortamlardan sonra ellerin temizlenmesi, gözlerin ovuşturulmaması ve havlu, göz makyajı malzemesi, göz damlası ya da kontakt lens ekipmanı gibi kişisel ürünlerin ortak kullanılmaması öneriliyor.

Konjonktivit şüphesi bulunan kişilerin özellikle kontakt lens kullanımına dikkat etmesi gerekiyor. Enfeksiyon belirtileri varken lens kullanımına ara verilmesi ve yeniden kullanıma ne zaman başlanacağının göz hekimiyle değerlendirilmesi öneriliyor. Gözde belirgin ağrı, ışığa karşı aşırı hassasiyet, görmede değişiklik veya yoğun kızarıklık bulunması ise daha ciddi bir göz probleminin işareti olabileceğinden tıbbi değerlendirmeyi geciktirmemek gerekiyor.

OFİS ÇALIŞANLARINDA EKRAN VE KLİMA ETKİSİ

İpçioğlu, ofis çalışanlarında bilgisayar kullanımına bağlı göz şikâyetlerinin de yaygınlaştığına öne çıktı. Günümüzde bu tablo genellikle “dijital göz yorgunluğu” olarak değerlendiriliyor. Uzun süre ekrana odaklanıldığında göz kırpma sıklığının azalması, göz yüzeyindeki gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına ve kuruluk, yanma, batma, bulanık görme ya da gözlerde yorgunluk hissine yol açabiliyor. Klima ve düşük nemli ortamlar da gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına katkıda bulunarak şikâyetleri artırabiliyor.

EKRAN KARŞISINDA DÜZENLİ MOLALAR ÖNERİLİYOR

Ekranla çalışanların çalışma ortamını düzenlemesi göz konforunu artırabiliyor. Monitörün uygun konuma yerleştirilmesi, yansıma ve parlamanın azaltılması, bilinçli şekilde daha sık göz kırpılması ve düzenli aralar verilmesi öneriler arasında yer alıyor. Göz sağlığı rehberlerinde uzun süreli ekran kullanımında “20-20-20” yaklaşımı da öneriliyor; buna göre belirli aralıklarla ekrandan uzaklaşıp uzaktaki bir noktaya kısa süre bakmak gözlerin yakın mesafeye sürekli odaklanmasının oluşturduğu yükü azaltabiliyor.

Klimalı ve kuru ortamlarda göz kuruluğu yaşayan kişilerde nemlendirici göz damlaları şikâyetlerin azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Ancak sürekli tekrarlayan kuruluk, kızarıklık veya görme bulanıklığında yalnızca damlayla belirtileri bastırmak yerine altta yatan nedenin belirlenmesi önem taşıyor. Gözlük ihtiyacı da kişiden kişiye değiştiği için özellikle sürekli ekran kullanan çalışanların numaralı gözlük gereksiniminin göz muayenesiyle değerlendirilmesi gerekiyor.

GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ SADECE YAZ AYLARINA ÖZGÜ DEĞİL

İpçioğlu, sonbahar aylarında da güneş gözlüğü kullanılmasının önemini vurguladı. Ultraviyole ışınları mevsim değiştiğinde tamamen ortadan kalkmadığı için gözlerin yalnızca yazın değil yıl boyunca yoğun güneş ışığına karşı korunması gerekiyor. Özellikle araç kullananlar ve açık havada uzun süre çalışanlar açısından güneş gözlüğü hem ultraviyole maruziyetini hem de rahatsız edici parlamayı azaltabilecek bir koruyucu önlem olarak değerlendiriliyor.

Güneş gözlüğü seçiminde yalnızca camın koyuluğuna bakılması yeterli değil. Göz sağlığı rehberleri, UVA ve UVB ışınlarının yüzde 99 ila 100'ünü engelleyen veya UV400 olarak işaretlenen ürünlerin tercih edilmesini öneriyor. Geniş çerçeveli modeller göz çevresinden gelen ışığın azaltılmasına da katkı sağlayabiliyor. UV ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmanın gözün farklı dokuları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiği biliniyor.

BELİRTİLER UZARSA MUAYENE İHMAL EDİLMEMELİ

Uzmanların önerileri, göz sağlığında koruyucu önlemlerin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiğini gösteriyor. Elleri temiz tutmak, gözü ovuşturmamak, kişisel ürünleri paylaşmamak, ekran karşısında düzenli mola vermek, kuru ortamlarda gerekli önlemleri almak ve uygun UV korumasına sahip güneş gözlüğü kullanmak göz sağlığının korunmasına yardımcı olabiliyor. Buna karşılık şiddetli ağrı, ışığa hassasiyet, görmede azalma veya değişiklik, yoğun kızarıklık ve geçmeyen şikâyetlerde kendi kendine tedavi yerine göz hekimine başvurulması önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi