ÖNCE ufak bir kişisel manifestoyla giriş yapalım.

ÖNCE

ufak bir kişisel manifestoyla giriş yapalım.

"İnsan Kazanma/İnsan Harcama" felsefesi üzerine kişisel görüşüm üç aşağı beş yukarı şudur:

Katil olmak için 5-10 liralık bir bıçak veya kör bir kurşun yeterlidir. Üstelik bunun hiçbir eğitime de lüzum yoktur.

Diyelim ki birinin canına kastetmek istiyorsunuz. Alırsınız bir bıçak veya uyduruk ateşli bir silah, çok az bir maliyetle ve sıfır eğitimle bunu pekala yapabilirsiniz.


Oysa...

Mesela yaralı bir insanı kurtarmak, yani o insanın ölümüne mani olmak için ilkokuldan başlayarak yüz binlerce liralık eğitim masrafı ile ve aşağı yukarı 25 yıllık eğitimle bir doktor yetiştirirsiniz, onun da yaralı insanı hayata döndürmesi tamamen yaranın derecesine bağlıdır.

Yani "insan harcamak" sıfır maliyet ve sıfır eğitimle pekala mümkün iken, "insan kazanmak" hayli masraflı ve hayli eğitim gerektiren, üstelik "yüzde 100 yaşatma garantisi olmayan" bir sanattır.


***

Bunu salt sağlık veya tıbbi açıdan söylemiyorum.

Kastettiğim şey, Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel hakkında son bir haftadır devam eden "Karalama" ve "Sahip Çıkma" kampanyası mevzusudur.

Kestel Belediye Reisi olduğu dönemde, Kestel'de ikamet eden bir vatandaşın açtığı dava sonucunda yerel mahkemenin verdiği karar henüz Yargıtay yüzü görmemişken, bunun peşi sıra özel ve ailevi hayatının, ne Adem Başkan ne de olayda ismi geçenlerin görüşleri alınmadan, üstelik bu tür haberlerin sadece tek bir ulusal basın kuruluşunda yer alması, akabinde Alanya ölçeğinde ve özellikle sosyal medyada başlayan "karalama" ve "sahip çıkma" kampanyalarının finali bence dün yapıldı.


***

Adem Başkan'ın özel yaşamıyla ilgili ortaya atılan sözde iddialar karşısında konunun içine sürüklenmek istenen bir kişi gereken açıklamayı yaptı ve Adem Başkan'ın iddialarla uzaktan yakından ilgisinin olmadığını, üstelik bazı kişi ve grupların olayı siyasallaştırmak, peşi sıra Adem Başkan'ı kamuoyunun gözünden düşürmek için para teklifleri yaptıkları yönündeki beyanatlar da konunun ne denli çirkefleştirildiğini gözler önüne serdi.


***

Yeni Alanya olarak, konu Yargı'ya intikal ettirildiği ve Adem Başkan hakkında ortaya atılan çirkin iddialara en başından beri hayli mesafeli durduğumuz için "devam eden bir yargı süreci hakkında yorum yapmama" ilkesi gereği olayın detaylarına girmiyorum ama sadece şunun bilinmesini istiyorum.

Yüce Türk Adaleti ve Cumhuriyet Savcılarımız, Adem Başkan'ı kumpasa getirmek için tuzak kurmak isteyen, para teklif eden kişi veya grupları elbette telefon kayıtlarından bulacaklardır, şantaj ve kumpas peşinde koşanlar hakkında gereğini yapacaklardır, bundan en ufak bir şüphemiz yoktur.


***

Benim asıl merak ettiğim husus ise şudur.

Mesela, milyonların izlediği bir canlı yayında, AKP'li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek için "Ankara'yı parsel parsel satıyor. Hepsini tek tek açıklayacağım" diyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın bu açıklamasına sayfalarında tek satır yer vermeyen, fakat iş MHP'li Adem Murat Yücel hakkında ortaya atılan iddialara gelince sayfaları adeta lebi derya olan basın kuruluşları, acaba tuzak, kumpas ve "olayı saptır, dilediğin kadar para" teklifi aldığını haber ajanslarına açıklayan kişinin beyanatlarına sayfalarında ne kadar yer verecekler?


***

Halep oradaysa arşın burada!

Bu satırları dün akşam saat 20.00 sularında yazıyorum ve yarını iple çekiyorum.

Bir yandan da "Sabah" ola hayır ola diyorum!

Bakalım, bu haber yine manşetten verilecek mi, yoksa Melih Başgan ile Bülent Arınç mevzusu gibi görmezden mi gelinecek?