KOZMETİK ürünler konusunda uzmanlığı bulunan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Fatih Uçkaya ve ekibi, kozmetik alanında Alanya'nın meyve (muz, avokado, portakal) ve bitkilerinden (fesleğen, adaçayı, tarçın) formül geliştirerek, üniversite laboratuvarında el dezenfektanı, antibakteriyel jel, kolonya, sıvı sabun ve yüzey dezenfektanı üretmeyi başardı.

 Konuyla ilgili Yeni Alanya’ya konuşan ALKÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Gazipaşa Rahmi Büyükballı Meslek Yüksekokulu Müdürü Fatih Uçkaya, bundan sonra hedefledikleri çalışmalar hakkında da bilgiler verdi.

‘HER ZAMAN SAĞLIKLA İLGİLİ BİR ŞEYLER YAPMAK İSTEDİM’
- Hocam ALKÜ çatısı altında gerçekleştirdiğiniz çalışmalar beğeni toplamaya devam ediyor. Bize biraz kendinizden ve akademik geçmişinizden bahseder misiniz?

Ben doğma büyüme Alanyalıyım. Aşağı Oba'da yani Obagöl'de doğdum. Alanya’da ilk ve ortaöğrenimimi tamamladıktan sonra Konya Selçuk Üniversitesi’nde Kimya bölümünde lisans eğitimimi tamamladım. Her alanda olduğu gibi bizim alanımızda da beş alt bilim dalı var. Ben de yüksek lisans eğitimime başladığımda kendime bir hedef koydum ve biyokimya alanında ilerlemek için çalışmalar yaptım.

‘MUĞLA KASABALARINDA TIBBİ
AROMATİK BİTKİLERİ ARAŞTIRDIK’

Doktora öğrenimim sırasında hocam Prof. Dr. Nazan Demir’in öğrencilerinden bir tanesinin cilt rahatsızlığı vardı. Bununla birlikte ‘kozmetik’ alanı karşımıza çıktı. Muğla kasabalarında ve köylerinde birçok geziler yaptık. Buradaki amaç çiçekleri tanımaktı. Bir yandan da bölgeye hakim olan kişilerden tıbbi aromatik bitkilerin etkilerini öğreniyorduk. Bilimsel çalışmalar yapıyorduk.

‘TEZİMDE DE ALANYA’YI İŞLEDİM’

Tezimde de kendi bahçemden topladığım portakal ve limon çiçeklerinin hem esansının elde edilmesi hem enzimlerinin elde edilmesi ve bunların şampuan, krem, losyon, kolonya gibi kozmetik ürünlere dönüştürülmesine çalıştım. Tezime de kendi bahçemizi ve Alanya’mızı koydum. Doktoram sırasında İstanbul’da karşıma bir fırsat çıktı.

‘LİSANSIM DOLAYISIYLA ÜRETİMİ ÇOK SEVİYORUM’

Doktoramın ikinci yılında Bezmialem Vakıf Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde Biyokimya alanında göreve başladım. Her zaman formülasyonları çok severdim. Buradaki görevim sayesinde de birçok yeni formül öğrendim. İlk hedeflerim arasından lisansımın ardından üretim yapmak varken bir anda kendimi akademik bir camianın içinde buldum. TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ndeki staj deneyimim benim akademik dağarcığıma çok şey kazandırdı. Orada biraz enerji biraz da biyoteknoloji alanlarındaki çalışmalara dahil oldum. Sonrasında akademisyenlik hayatım başladı. Ardından Eczacılık Fakültesi’nin verdiği bir güzellikle formülasyonlarda hangi testler yapıldığını öğrendim.

‘EŞİM ÇALIŞMALARIYLA BENİ TAMAMLADI’
- Eşiniz de sizinle aynı ekipte. Bu nasıl bir duygu? Bu konudaki yorumunuz nasıl olur?

Çalışmalarımıza uzun süre önce başladık. Eşim Meryem Uçkaya her zaman beni tamamladı. Ben ön formülasyon ve geliştirme kısmındayken o da analiz kısmına baktı. Eşimle bir ekip olduk. Bir yandan Muğla’daki ekibim, Selçuk’taki ekibim derken İstanbul’da da bir ekibim oluştu. Biz bunları bakterilere, hücrelere kadar indirmeye başladık. Meryem hocam o nedenle bu alana yöneldi.

‘REKTÖR HOCAMIZ VE EKİBİ BİZİM BÜYÜK DESTEKÇİMİZ OLDU’
- Alanya’ya geri dönme fikriniz nasıl oluştu?

Bu projeler sürecinde Alanya’ya gidip geliyordum. Muz, avokado gibi ürünleri yerinden almak istiyordum. Bazı durumlarda ailem de bana gönderiyordu. Derken burada üniversitenin de kurulmasıyla Alanya’ya gelmek için çalışmalarımı başlattım. Bildiğiniz gibi Isparta gül ve lavantası ile meşhur. Ben her zaman Alanya’nın da Isparta gibi meşhur ürünleriyle anılması taraftarıyım. Bizim bölgemiz, burada egzotik bitkilerden tutun da tıbbi aromatik bitkilere kadar geniş bir yelpazeye sahip.
Bunların bilimsel olarak çalışılabilecek çok güzel etkileri var. Hedefim bu kapsamda çalışmalar yapabilmekti. Alanya’nın turizmi tabii ki çok değerli. Ama endüstri ve sağlık açısından bakıldığında Alanya’nın ürünlerinin değerlendirilmesini istedim. Temeldeki hedefim buydu. Sonrasında ben bu projemi Alanya Belediyesi’ne ve rektörlüğümüze birçok kez sunma imkanı buldum. Bunları da bir neticeye ulaştırmamız Prof. Dr. Ekrem Kalan hocamızın zamanında oldu. İlk geldiği günden bu yana gerçekten rektör hocamız bizim büyük bir destekçimiz oldu. Benim malzeme ihtiyacım olsun ya da birçok konuda Prof Dr. Ekrem Kalan ve ekibi, bizlere çok destek oldular.

‘ÜRÜNLERİMİZİN İÇİNDE ALANYAMIZ VAR’
- Bir proje ne kadar zamanda meydana geliyor?

Bir proje demek 6 ay, 1 sene hatta 2 sene demek. Rektör hocamız ve ekibi projemizi dinlediklerinde, ‘Biz de şu kısmını alıyoruz’ demeleriyle bana büyük bir hız kazandırdı.
Biz jeller, özellikle avokadonun kremi, şampuanlar, kozmetiğin daha çok renkli değil de renksiz ve cilde uygulanan kısımlarıyla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Akabinde analizleri içinde sistemimizi kurduk. Biz burada analizlerini de yapıyoruz. Bu şunu doğurdu, hedef daha sonra pandemiyle ilgili antibakteriyel el dezenfektanı ve kolonya üretimine kaydı. Ama bunların en önemli yanı hepsinin de içerisinde Alanya’mızın olması. Ürünlerimizin içerisinde kimyasal yerine Alanya’mız yani portakal, muz, mandalina gibi aklınıza gelebilecek Alanya’ya özgü tıbbı aromatik bitkilerimiz var.

- Bu projenin oluşum aşamaları nasıldı? Ürünlerinizin diğer ürünlerden farkını anlatabilir misiniz?

Aslında biz en başta, Alanya’ya gelen misafirlerimizin buraya özgü bir şeyi kendi şehirlerine götürebilmelerini hedefledik. Tabii ki muzu ve avokadoyu paketleyip gönderebiliriz. Ama gittikleri yerlerde de var. O durum, buraya özgü kısmını sözde bırakıyor. Rektör hocam Alanya’ya geldiğinde bir paketle insanlara bir şeyler sunmak istedi. Hep aynı şeyleri sunmak yerine yeni bir şeyler üretmek istedik. Onların desteğini böylece de almışlığımız var. Sonrasında ‘Alanya’ya özgü’nün bizim için ne demek olduğunu bulduk. Tabii ki coğrafi işareti alınmış olan avokado, her ne kadar coğrafi işareti biz olamasa da ülkenin ihtiyacını büyük oranda buradan karşıladığımız bir muz gibi ürünler buraya özgüydü. Bunun yanında Alanya’da mango gibi birçok egzotik bitkinin yetiştiriciliği de yapılabiliyor. İlk aşamada ürünlerimizde muz, avokado ve mangoyu kullandık. Ancak ilerleyen süreçte burada yetişen diğer tropik meyveleri de ürünlere dahil edeceğiz. Biz aroma olarak kullandığımız bu meyvelere tıbbi aromatik bitkileri de eklemek istedik. Ürün seçmeğimiz çok fazla. Bu bölgede adaçayının bir çok çeşidi yetişiyor. Yine çay ağacı yağı etkili bir tıbbi aromatik bitki. Ama bunların yanı sıra avokado yağını da kullandık.

‘SADECE BİR DEZENFEKTAN ÜRETMİYORUZ’

Şimdi gelelim diğerlerinin farkına. Tabii ki benzer ürünleri piyasada çok fazla görüyor olabilirsiniz. Ama yöresel bazda bunu görmeniz çok zor. Alanya gibi başka bir ilçede bunu kendi coğrafi işaretini aldığı bitki ve meyvelerden yapan bir üretimi belki çok az görürsünüz. Bir de bizim ürünümüzün farklılığı tekrar söylüyorum, normalde piyasada olan anti dezenfektanlar çok sık kullanıldığında eller tahriş olur ve yanma, kızarıklık gibi tepkimeler meydana gelebilir. Covid sürecinde çok kullandığımız için çoğumuzda mutlaka bu gibi etkimeler olmuştur. Biz bunu gidermek için yenilikler yaptık. Bir yandan kendi alanımıza özgü avokado yağımızdan bir yandan da yumuşatıcı maddelerden koyduk. Bu şunu sağlıyor, hem eliniz bakterilere karşı korunmuş oluyor hem de bir nevi cilt hasarlarını karşılamış ve nemlenme özelliğini kazanmış oluyor.

‘ÜRÜNÜ KULLANDIĞINIZDA ALANYA’YI HİSSETMENİZİ İSTİYORUZ’

Portakal yağı da koyuyoruz ki serbest radikallere karşı oluşabilecek cilt hasarlarında koruyucu bir etki oluşabilsin. Biz aslında sadece bir dezenfektan değil hem yumuşatıcı hem de cilt hasarlarına karşı koruyucu ürünler yapıyoruz.
Hem yumuşatıcı olarak Alanya’ya özgü kendi yağlarımızı ve özütlerimizi hem de aroma olarak az önce size gösterdim aroma olarak da birçok çiçeğin yanında koku da çalışıyoruz. Muzun, portakal çiçeğinin, limon çiçeğinin kokularını araya koyuyoruz. Belki bu her yerde var diyeceksiniz. Ama Alanya’da başka. Şimdi burada bahar aylarında portakal bahçesinin önünden geçerken yaşadığımız hissiyatı verebilmeyi hedefliyoruz. Ürünü kullandığınızda Alanya’yı da hissetmenizi istiyoruz.

‘PİYASADA FARKLILIK OLUŞTURACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ’
- Avokado kreminin özellikleri nelerdir? Ne gibi faydalar sağlıyor?
Avokado kreminin özelliği, avokado yağı potasyum olsun mineral olsun içeriği çok etkili bir yağ. Daha fazla yumuşatıcı etki sağlıyor. Avokado kremi yaparken biz yanına başka etki edebilecek bir madde de koyuyoruz ama avokado yağının özelliğindendir sanırım, çok yumuşak bir doku elde ediliyor. Bunun yağdan kaynaklanıp kaynaklanmadığını kanıtlayacağız. Sürdüğünüzde beyaz bir iz bırakmıyor ve yapışkan bir doku oluşmuyor. Müthiş bir kıvamı var. Tabii ki biz oranlarını ayarlıyoruz. Bazı oran ve ph ayarlarından sonra kıvam ayarları yapılabilir ama yağın kendi kattığı müthiş bir kıvam var bizim ürünlerimizde. Piyasada da bunun farklılık oluşturacağını düşünüyoruz. Belki yaz döneminde güneş faktörlü kremlerde de bunu kullanarak cildi yumuşatan ve güneşten koruyan ürünler olarak karşınıza çıkabiliriz.

‘KAZANLARIMIZI ALMAYA HAZIRLANIYORUZ’
- Projenizde şu an ne aşamadasınız? Üretim çalışmalarınızı nereden devam ettiriyorsunuz?

Ürünlerimizi şu an için formülize ettik, analizlerimizi yaptık. Bu proje için önemli bir nokta. Sağlık Bakanlığı için belgelerimizi hazırlayıp ilgili kısma girişlerimizi yaptık. 3 ay önce marka başvurumuzu yaptık. Markamız değerlendirilme sürecinde. Marka tescilimiz yapıldığı anda üretime hazırız. Bir laboratuarımız var, oldukça büyük. Biz ambalajımızı ve üretim kısmını aldığımız müddetçe laboratuar ölçümlü üretimleri yapıyoruz. Marka tescilinin tamamlandığı süreçte de kazanlarımızı alacağız. Üniversitemizin arka kısmında bize ayrılan bir alanda kazanlarımızda büyük çaplı tonluk üretimlere geçeceğiz. Hedefimiz bu.

‘KOKU, AMBALAJ VE DOKU’
- Size göre bir kremin kaliteli olması için olmazsa olmazı nedir?

Ürünlerin yüzde otuzunun psikolojik etkisi vardır. Bana göre belki de hatta tüm kozmetik ürünleri için olmazsa olmaz koku, ambalaj ve dokudur. Mesela ben cildim için bir krem alacağım, öncelikle beni kokusu ile etkilemesini isterim. Çoğumuz da bir kozmetik markette alışveriş yaparken önce ürünü açıp kokusuna bakarız. Daha sonra bir ürünün ambalajı tüketiciyi çekmelidir. Çok alakasız renklerde tasarlanmış bir ambalaj tüketiciyi kendisinden iter. Belki yöre özellikli dediğim için burada yaşayan insanlar beni daha iyi anlar. Alanya’ya özgü kokular insanı çeken kokulardır. Ayrıca bir kremin akışkanlığı, viskozitesi çok önemlidir. Kullandıktan sonra ciltte beyaz kalıntı kalmaması lazım. Hedefine ulaşması için ürünün cilde nüfuz etmesi gerekiyor. Ciltteki porlardan, epidermis denilen tabakayı aşıp aslında hipodermise kadar gitmesi beklenir. Hücre yenileyici, yaraların iyileştirilmesi için iyileşme için tetiklenecek tabakaları cildin alt tabakalarına geçmesi gerekir.

‘HER ÜRETİMDE BİRİNCİ AŞAMA AR-GE'DİR’
- Krem üretilirken hangi aşamalardan geçer? Üretimde kullanılan cihaz ve malzemelerden bahseder misiniz?

Krem üretiminde yağ ve su fazı karşımıza çıkar. Kremlerin belli bir viskozitesi vardır. AR-GE (Araştırma Geliştirme) çalışmasının ardından üretim izni alıyoruz. Kozmetik alanındaki üretim izni için de Sağlık Bakanlığı Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu Kozmetik İşleri Daire Başkanlığı’na başvuruyoruz. Ürünler antibakteriyel ya da antiviral özellik taşıyorsa da Çevre ve Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Birimi’ne başvurulması gerekiyor. Sonrasında çalıştığımız formüllerin pilot ve fabrikasyon üretimlerine geçmeden önce kiloluk denemelerini yaparız. 100 gramlık çalışmalar bu aşamada 1 kiloluk, 5 kiloluk ölçeklerde denenir. Daha sonra kazanlar devreye girer. Krem üretiminde bir ısıtıcı kazan bir de karıştırıcı kazana ihtiyaç vardır. Ama kolonya, şampuan, jel gibi ürünlerde karıştırıcı kazan olması bizim için yeterli. Karıştırıldıktan sonra ph dengesine bakılan ürünler finale ulaştırılır. Bu aşamadan sonra paketleme devreye geliyor. Bu ürünlerin aynı miktarda ambalajlanması için bir sisteme ihtiyaç duyulur. Sonra kapaklama ve etiketleme kısmına geçilir. Biz ürünlerimizin izin başvurularını yaptık. 1000 metrekare üretim alanımız var. Ambalajların ayrı paketleme sistemi yapılıyor ve talep edilen yerlere gönderiliyor.

‘ÜRÜNLERİMİZ YÜZDE DOKSAN YEDİ ORGANİK’
- Ürünleriniz organik olarak mı üretiliyor?

Ürünlerimizin içine koyduğumuz avokado yağı, çay özü yağı, fesleğen yağı ve muz aroması gibi kısımları biz kendimiz elde etmeye çalışıyoruz. Yani bahçemizdeki bitkilerden laboratuar cihazlarıyla elde ediyoruz. Tabii ki formülize ederken, örneğin kremde birkaç kimyasal kullanıyoruz. Ama onlar da yağ bazlı ürünler. Organikten kasıt içerisine koyduğumuz etki edecek maddelerin organik olarak elde edilip sunulmasıdır. Dolayısıyla yüzde yüz organik demesek de yüzde doksan yedi oranda organiktir. Diğer koyduğumuz maddelerin miktarları organik yapıyı bozacak düzeyde değiller.

‘ÜRÜNLERİMİZİ BİLİMSEL OLARAK ÜRETİYORUZ’
- Ürettiğiniz ürünler piyasaya sürülmeden önce hangi aşamalardan geçiyor ve insan sağlığına etkisi nasıl test ediliyor?

Biz ürünlerimizi piyasaya normal bir üretim şeklinde de sunabilirdik. Ama biz hücre kültürlerine de girmek istedik. Bazı kozmetik ürünler vardır direkt nemlendirici etki gösterir. Ama ani bakteriyel demişsek bunun etkilerini laboratuarda çalışıyoruz. Mesela çay özü yağının anti bakteriyel özelliği vardır. Ayrıca cilt hücrelerine karşı toksik mi değil mi diye çalışmalarımızı yapıyoruz. Bir sonrası iddiamız da akne ve egzama gibi hastalıkların çalışılmasıdır. Onun için de hücre kültürü çalışmalarımızı burada yapıyoruz. Yani biz ürünlerimizi ALKÜ laboratuarlarında bilimsel olarak incelenmiş şekilde hazırlıyoruz. Normalde fiziksel testler, renk, koku, viskozite ve mikrobiyel analiz yapılır. O da sadece bakteri oluşumu var mı diye. Yani antibakteriyel etki için değil bakteriyel oluşum var mı diye yapılır. 3 ya da 6 ayda bunların tekrarları yapılır. Bunlar her yerde yapılması gereken testlerdir. Ama biz buna ilaveten akademik alanlarımızı dahil ediyoruz. İstanbul Bezmialem’deki süreçte biz bilimsel olarak bu alanda nasıl çalışılabileceğini öğrendik. Kozmetik ürünlerde piyasaya baktığınızda bazı testler vardır ama bilimsel olarak şunu da yapayım düşüncesi çok yoktur. Çünkü maksat ticari bir üretim yapıp ticari bir kazanç sağlamaktır. Ama biz bunu akademisyen olduğumuz için bilimsel alandan destekleyerek yapmak istedik.

- Kaç kişilik bir ekipten oluşuyorsunuz?

Şu anda çok kalabalık bir ekip değiliz. Ben, eşim Meryem hocam, Genel Sekreter Sinan Kartal hocamız da bizim tanımlamalarımızı yapıyor. Gıda Mühendisliği’nden bir hocamız mikrobiyal analizlerle ve Biyomühendislikten bir hocamız da hücre kültürü ile ilgili destek veriyor. 4-5 kişi varız. Üretim kısmında sağ olsunlar üniversite arkamızda. AR-GE ekibimiz çok kalabalık değil. Ama üretimle ilgili Rektörlüğümüz bize her türlü desteğe hazırlar.

‘ALANYA’DA BU İŞİN YAPILABİLECEĞİNİ GÖSTERMEK İSTİYORUZ’
- Bundan sonraki süreçte neler hedefliyorsunuz?

İlk aşamada Alanya’da endüstriyel olarak en azından ALKÜ içinde bir üretim yapılmasını hedefliyoruz. Benim Gazipaşa’da da bir görevim var. Orada bu ürünlerin yağlarını çıkartacak sistemi kurmaya çalışıyoruz. Büyük miktarlarda yağları çıkarıp buradaki çalışmalara ekleyeceğiz. Sonra bir ekibimiz de pazarlama ve satışını yapacak. Hedefimiz Alanya’daki Antalya’daki ve Gazipaşa’daki resmi ve özel kurumların ihtiyaçlarını karşılayabilmek. Krem, antibakteriyel jel, yüzey temizleyiciler, şampuanlar, duş jelleri, güneş kremlerine kadar ürünlerimizin üniversitedeki tescilli markamızla satışını sağlayabilmeyi amaçlıyoruz. Alanya’da bu işin yapılabileceğini göstermek istiyoruz.

‘MARKA TESCİL AŞAMASINDAYIZ’
- Markanızın isim aşamasında ne durumdasınız? Markanızda Alanya adı geçecek mi?

Markamızda tabii ki Alanya bir şekilde geçecek. İsim çalışmalarımız devam ediyor. Yakın bir zamanda netleşecek. Şimdilik sürpriz olsun. Marka tescil aşamasındayız. Benzerlerimiz araştırılıyor. Zaten ürünlerimizin kendisi Alanya. İsmimizde de mutlaka bu yer alacaktır.

‘KENDİ HAM MADDELERİMİZİ ÜRETMELİYİZ’
- Dünya kozmetik piyasasını göz önünde bulundurursanız, bilhassa sizin de çalıştığınız renksiz kozmetik alanında Türkiye’yi ne durumda görüyorsunuz? Türkiye bu alanda başarılı mı? Gelinen noktayı siz nasıl değerlendirirsiniz?

Dünyada kozmetik sektörü, ilaç, silah, gıda, enerji sektörü düşünüldüğünde, çok alt sıralardan son yıllarda üst sıralara taşındı. Bunun sebebi de son dönemde hepimizin hayatına çok fazla girmesidir. Türkiye’ye baktığımızda, aslında potansiyel olarak ve ticari olarak çok iyi yerdeyiz. büyük firmalar büyük üretimler yapıyor ama kendi markamızı da oluşturmamız lazım. Biz Türkiye’de büyük firmalara rakip olmak için onlar gibi markalarla çıkmak yerine kendimize özgü markalarla çıkmak durumundayız. Az önce dediğimiz gibi Alanya’dan çıkıyorsak marka Alanya, üniversiteden çıkıyorsak marka üniversite olmalı. Türkiye aslında dünya sıralamasında güzel yerlerde. Üretim kısmında maalesef yağları ithal ediyoruz. O bitkisel kısmı da üreticiler olarak biz kendimiz yapmalıyız. Dünya pazarında yer edinebilmek için ham maddelerimizi kendimiz üretmeliyiz. Ben son 10-15 yıllık sürece baktığımızda ise çok büyük gelişmeler olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü üretime teknoloji girdi. Artık bu işi büyük firmalar çok seri üretimler halinde yapıyorlar. Dünya sıralamasında kötü bir durumda değiliz ama baştan sonra kendi ürünlerimizi üretebilir bir konumda da değiliz.

'KENDİNİ KANITLAMIŞ HER PROJE DEVLETTEN DESTEK ALIR’
- Üniversite çatısı altında yaptığınız bu çalışmalarda devlet desteği oluyor mu? Ayrıca son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Üniversitenin birçok gideri var. Ama biz akademisyenler sadece ders vermekle yükümlü değiliz. Yani görevimizin bir kısmı da araştırmalar yapmak ve bunu halkın yararına çevirebilmektir. Eğer üniversitede rektörlük bunu gördüyse her desteği veriyor. Buna devlet desteği diyebilirsiniz. İkinci olarak çeşitli projeler var. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) gibi veya tarımsal ve kırsal kalkınma ajanslarının destekleri ve TUBİTAK var. Bu kurumlardan da destek alınabiliyor. Bizim bir de Sayın Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu gibi büyük bir desteğimiz var. Ama bizim ilk aşamada desteklenebilecek potansiyelimizi göstermemiz gerekiyor. Hep ‘Devlet destek vermiyor, projemizin arkasında durmuyor’ diye sitem edilir. Aslında projeler destek aşamasına gelmemiştir. Çünkü devlet desteklenmesi gereken her projeye desteğini veriyor. Biz de bazı destekler aldık, almaya da devam ediyoruz. Bunların bir kısmı rektörlüğün kendi desteğidir. Bir kısmı projelerden almaya çalıştığımız desteklerdir. Çünkü burada gördüğünüz bütün ekipmanlar para. Bunlar bir şekilde karşılanmalı. Tabii ki eski rektörlük ekibimizin hakkını yiyemem. Ama bu süreçte Prof. Dr. Ekrem Kalan ve ekibinin büyük desteği oldu. İnanın bazen çok büyük bir paraya ihtiyaç yoktur. ‘Evet hocam, yapın!’ demek belki de en önemli destektir. Hem bize ‘Yapın, arkanızdayız’ demişlerdir hem de maddi olarak destekler vermişlerdir. O nedenle özellikle teşekkürlerimizi sunuyorum.