ALANYA, geçtiğimiz hafta Cuma gününden beri, yani yaklaşık bir haftadır kamu bankasının müdürü Arif İ.'yi, bankayı nasıl dolandırdığını, dövizcileri nasıl tokatladığını, paraları nereye saklamış olabileceğini falan konuşuyor....

ALANYA

, geçtiğimiz hafta Cuma gününden beri, yani yaklaşık bir haftadır kamu bankasının müdürü Arif İ.’yi, bankayı nasıl dolandırdığını, dövizcileri nasıl tokatladığını, paraları nereye saklamış olabileceğini falan konuşuyor.

Yargılama henüz başlamadı ama her kafadan bir ses çıkıyor.

Kimi...
“İyi tanırım, çocukluğunu bilirim. Yapmış olsa bile böyle kolay yakalatmazdı kendisini. Mutlaka bilerek yakalanmıştır, vardır bir planı” diyor.

Kimi...
“Paniklemiş. Dövizciler paralarını isteyince plan program bile yapmadan kaçmış, sonucunda da yurtdışına kaçma planı yaparken polise yakalanmış” diyor.

Sokaktaki simitçi de bu olayı konuşuyor, beş yıldızlı otelin sahibi de.

Kimi, Arif İ.’nin yakalandığında üzerinde bulunan paradan başka parasının olmadığını, kimi parayı bir yere gömüp öyle kaçtığını konuşuyor.

“Bankanın genel merkezi hiç mi uyanmamış kasadaki açığa” diyen de var, “Giden para öyle 100 milyon lira falan değilmiş, daha küçük bir miktarmış” diyen de.

Herkesin bir fikri var ama hiç kimsenin olayın detaylarından haberi yok.

Çünkü soruşturma büyük bir gizlilik içerisinde sürdürülüyor.

Sosyal medyada, “Bende para kaptıranların tam isim listesi var” diyen de var.

Böyle diyene, “Birader, milli piyango başkanlığı gibisin. Sıralı tam liste bir tek sende var. Savcılık direkt sana mı bilgi veriyor” deyip mavra yapan da.

Misal, şu an bu olayın Arif İ. tarafından bireysel olarak mı yapıldığı, yoksa organize çete işi mi olduğu konuşuluyor kulislerde.

Deniliyor ki...

“Eğer bireysel olarak yaptıysa üç beş sene yatıp çıkar. Kimseye de parasını iade etmez. Yok eğer organize çete kapsamında yargılanırsa o zaman en az 20-25 sene yatar.”

Şu an (satırların yazıldığı dakikalarda) banka müdürü Arif İ. ile birlikte adliyeye sevk edilen 8 kişi var.

Arif İ. ve amcası İsa İ. ile birlikte Ahmet Yücel O. ve Ahmet G., olaydan iki gün sonra, yani Pazar akşamı saat 22.10’da İzmir’in Torbalı ilçesinde bir kafeteryada otururken, iddiaya göre yurtdışına kaçış planı yaparken yakalanmışlar.

Mustafa A., Celal T., Yılmaz G. ve Seyfettin A.’nın ise banka müdürü Arif İ.’nin Konya’nın Hadim ilçesinden araçla alınıp Kırıkkale’ye, oradan da İzmir’e kaçmasında yardımcı oldukları için gözaltına alındıkları iddia ediliyor.

Bu 8 kişinin haricinde, olayın patlak verdiği ilk gün Gazipaşa Havalimanı’ndan uçakla İstanbul’a giden ve havalimanında polis tarafından gözaltına alınıp Alanya’ya getirilen ve tutuklanarak cezaevine gönderilen, müdür Arif İ.’nin küçük kardeşi Hakan İ. var.

Hakan İ.’nin geçmişte emlakçılık yaptığı, birkaç yıldır ağabeyi Arif İ.’nin de desteğiyle müteahhitlik işine başladığı, ayrıca müdür Arif İ.’nin muz serasının bulunduğu, çalıştığı bankanın genel merkezi tarafından tüm mallarına haciz işlemi başlatılması için Tapu Müdürlüğü’ne başvuru yapıldığı iddia ediliyor.

Şu an, “banka vurgunu” olayı ile ilgili polisin, yargının elinde toplam 9 kişi var.

Eğer “organize çete” unsuru görülürse iddiaya göre dava bu şekilde devam edecek.

Peki, iddiaya göre, müdür Arif İ.’ye belgesiz makbuzsuz yüklü miktarda para verip sonra şikayetçi olanlar hakkında nasıl bir işlem yapılacak?

“Bu parayı Arif İ.’ye neden, ne karşılığında makbuzsuz verdiniz?” diye sorulmayacak mı?

“Bugüne kadar ne kadar para verdiniz ve karşılığında ne kadar geri aldınız?” denilmeyecek mi?

En önemlisi...

Arif İ.’nin çalıştığı kamu bankası üzerinden makbuzsuz belgesiz para çalıştıran, dolayısıyla vergi kaçırdıkları, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedikleri, Arif İ. kaçmasa bu usulsüz işleme devam edecekleri iddia edilen bu kişilerin de organize çete kapsamında yargılanıp yargılanmayacakları kamuoyunda merak konusu.

Ortada bir suç var.
Banka dolandırılmış mı, dolandırılmış.

Bankada parası olan onlarca vatandaşın hesabına girilip paraları çalıştırılmış mı, çalıştırılmış.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milli seferberlik ilan edip “elinizdeki dövizleri bozdurun” dediği günlerde “ucuz döviz topluyorum” çağrısı yapan banka müdürü Arif İ.’ye makbuzsuz belgesiz çuval çuval para gönderilmiş mi, gönderilmiş.

Bu ve benzer sebeplerle...

Kamu vicdanı, “suçlu ayağa kalk” denildiğinde sadece Arif İ.’nin değil, Arif İ.’ye makbuzsuz para gönderip sonra parasını kurtarmak için karakol önünde sıraya girenlerin de ayağa kalkması gerektiğini söylemektedir, arz ederim.

(DİP NOT: Ortada büyük bir suç vardır. Ve bu olayın kısa sürede aydınlatılmasını sağlayan başta Alanya Cumhuriyet Başsavcısı Yasin Emre ile Alanya Emniyet Müdürü Alper Avcı’yı bir vatandaş olarak yürekten tebrik ediyorum.)