Televizyonlarda özellikle gündüz kuşağı programlarıyla ilgili yıllardır süren “mahremiyet” tartışması bu kez Meclis gündemine taşındı. MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç’un hazırladığı kanun teklifi, kişilerin en özel alanlarının ekranda bir “eğlence ve tüketim malzemesi”ne dönüştürülmesini engellemeyi hedefliyor.

Teklifin omurgasını tek bir ölçüt belirliyor: . Buna göre, bir yayın gerçekten kamu yararına hizmet etmiyorsa, özel hayata ilişkin detayların ekrana taşınması yasak kapsamına girecek.

Bazen insan da şunu düşünüyor: Televizyonu açınca neyle karşılaşacağını kestirmek zor.

KAMU YARARI ŞARTI SERTLEŞİYOR

Teklife göre kişilerin özel hayatı, aile düzeni, ev mahremiyeti, sağlık bilgileri ve ekonomik durumuna dair içerikler, “kamu yararı açık biçimde ortaya konulmadığı” sürece yayımlanamayacak. Yani “izleniyor” ya da “konuşuluyor” olması tek başına gerekçe sayılmayacak.

Düzenleme sadece reality formatlarını değil, haber bültenlerinde yer alan ve kişileri teşhir ettiği eleştirisi yapılan içerikleri de kapsıyor. Burada hedef, haber adı altında kişisel verilerin ve mahrem detayların yayına taşınmasının önünü kesmek.

Alanya'da tiryakilere kötü haber: Sigara tamamen tarih oluyor
Alanya'da tiryakilere kötü haber: Sigara tamamen tarih oluyor
İçeriği Görüntüle

“AÇIK RIZA” YETMEYECEK

Teklifin en dikkat çeken başlıklarından biri de “açık rıza” meselesi. Kişinin kendi hayatının yayımlanmasına izin vermesi, yasağı otomatik olarak kaldırmayacak. Bu maddeyle, mağduriyetlerin para ya da görünürlük uğruna kullanılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Bir vatandaşın sözü gibi: “İzin verdim diye her şey normal olmuyor ki…”

YAYIN AKIŞINDA FORMAT DEĞİŞİKLİĞİ KAPIDA

Türkiye Gazetesi’nde yer alan habere göre, teklif yasalaşırsa kanalların mevcut yayın alışkanlıklarında ciddi bir kırılma yaşanabilir. Aile içi tartışmaların stüdyoda yüzleştirme kurgusuyla işlenmesi ya da kayıp vakalarının tarafların mahremiyetini ihlal edecek şekilde dramatize edilmesi yasaklanacak.

Bu da, birçok kanalda “lokomotif” sayılan bazı programların format değiştirmesi ya da yayından tamamen çekilmesi ihtimalini güçlendiriyor. Yani mesele yalnızca içerik değil, doğrudan yayın akışı… bazı programlar için.

PARA CEZASI ORANI: YÜZDE 2’DEN YÜZDE 5’E

Teklifte yaptırım kısmı da net. Kurallara uymayan yayın kuruluşlarına, ihlalin tespit edildiği tarihten bir önceki aya ait brüt ticari iletişim gelirinin yüzde 2’si ile yüzde 5’i arasında idari para cezası verilmesi öngörülüyor.

Reklam gelirleri yüksek kanallar açısından bu oranların, pratikte milyonlarca lirayı bulan cezalar anlamına gelebileceği ifade ediliyor. Günlük hayatta bunun karşılığı basit: Bir kanalın reklam pastası büyüdükçe, ihlal bedeli de büyüyor; bu da yayın politikasını doğrudan etkileyebilir.

“İNSAN ONURU” VURGUSU

Teklifin gerekçesini özetleyen MHP’li Zuhal Karakoç, kişisel hayatın en hassas yönlerinin televizyon programlarına taşınmasının, ailenin “eğlence unsuruna” dönüştürülmesine yol açtığını belirterek amaçlarının mahrem alanların reyting ve teşhir için kullanılmasını engelleyip insan onurunu korumak olduğunu ifade etti.

Teklifin yasalaşıp yasalaşmayacağı ve uygulamanın hangi yayınları nasıl etkileyeceği önümüzdeki süreçte Meclis’teki görüşmelerle netleşecek.

Muhabir: Haber Merkezi