BDP, sorumsuzca çok tehlikeli bir çizgiye taşınmış durumda. BDP'li milletvekilleri demiyorum, BDP'li unsurlar, hiç ayrım yapmadan, Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine, yargısına, tüm kurum ve kuruluşlarına meydan okuma noktasına...

BDP, sorumsuzca çok tehlikeli bir çizgiye taşınmış durumda.

BDP’li milletvekilleri demiyorum, BDP’li unsurlar, hiç ayrım yapmadan, Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine, yargısına, tüm kurum ve kuruluşlarına meydan okuma noktasına geldi.

Amaçları, ülkenin her yerinde, Türk-Kürt düşmanlığına dayalı bir çatışma ortamının yaratılması.

Böyle bir ortam yaratıldığı taktirde, Türk-Kürt kutuplaşması tavan yapar, bu sayede de, PKK’ya karşı olan sağduyu sahibi Kürtlerin de, ister istemez PKK’yı desteklemek zorunda kalacaklarının ince ve de çok tehlikeli bir hesabın içindeler.

BDP ve PKK bu tehlikeli oyunun içine, toplumu gerecek açıklamalar yaparak, MHP’yi ve de ülkücü kadroları da çok aktif bir biçimde bazı eylemlerin içine çekmeye çalışıyor.

MHP, özellikle de sayın Devlet Bahçeli, tüm tahriklere ve de provokasyonlara rağmen, ne MHP’yi ne de Ülkücü kadroları bu çirkin senaryonun bir parçası haline getirmedi.

Son günlerde, sayın Devlet Bahçeli’nin politikalarını yetersiz bulan ve çok pasif davrandığından dolayı acımasızca eleştiren kesimler, özellikle de 1980 öncesinin militan kadroları olarak birçok eylemde yer alan yaşlı Ülkücüler, belli bir duygusallık içinde bu tepkiyi vermekteler.

Sayın Devlet Bahçeli, ülkeyi ve ülke insanını düşünmeden, oy kaygısı ile hareket etmiş olsaydı, Türk-Kürt kutuplaşması üzerine politika geliştirerek MHP’nin oylarının tavan yapmasını sağlayabilirdi. Sayın Bahçeli bu çok tehlikeli ama siyaseten partisinin oyunu artıracak böyle bir rezil siyasi hesabın içinde olmadı.

Son aylarda, PKK eylemleri arttıkça, BDP’lilerin meydan okuyuşları peş peşe gelip Sayın Başbakan bunlara dönük sert açıklamalar yaparken, terör örgütüyle Kürt halkını ayrı tutmasına rağmen, BDP’nin oyları artarken, aynı şekilde MHP bu gelişmeler karşısında sessizliğini koruyarak, bu rezilliklere karşı devletin ve de hükümetin yanında yer alma olgunluğunu göstermesine rağmen oyu artmakta. Eğer MHP oy hesabı yapmış olsa, oylarını artırmasına artırabilir ama, bunun faturası bu ülkeye ve bu ülke insanına bugünkünden çok daha fazla kan ve gözyaşı olarak dönerdi.

PKK ve BDP tabii ki bu tahriklerini artırarak sürdürmeye devam edecektir. Bu tahriklere karşı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, hükümetin, yargının da nasıl bir tepki vereceğini bekleyip göreceğiz.

Ama tüm bunlara rağmen, MHP’nin çok kısa bir süre sonra büyük kongresi gündeme gelecek ve burada yapılacak seçimle yeni Genel Başkan ve yepyeni MHP üst yönetimi seçilecek. Bana göre bu seçim, MHP için ne kadar önemli olursa olsun, Türkiye’nin geleceği için çok daha önemli olduğu kanısındayım. Seçimi kazanma adına, hamasi çıkışların yapılacağı kesin. Bu çıkışlar kongrede kalırsa ne ala, seçim sonrasında da bu tür duygusallığı ağır basan, milliyetçi unsurları tahrik edecek çıkışlar devam ederse, Türkiye bambaşka ve de çok tehlikeli maceralara doğru sürüklenir gibi geliyor bana!Umarız her alanda sağduyu hakim olur.