GEÇTİĞİMİZ Nisan ayının son günleriydi.   Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV), Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Detur'un ortak çalışmasıyla bu yıl 4. kez düzenlenen

GEÇTİĞİMİZ

Nisan ayının son günleriydi.

Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV), Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Detur'un ortak çalışmasıyla bu yıl 4. kez düzenlenen "Miss Finland Alanya Kampı Güzellik Yarışması", Banana Otel'in balo salonunda yapıldı.

Finlandiya’nın en güzel kızı Alanya'da seçiliyordu, dışarıdan bakıldığında Alanya için hakikaten muhteşem bir tanıtım çalışması gibi duruyordu.

Alanya'da yayın yapan gazete ve dergilerin haberlerinde, Finlandiya'da yapılacak asıl yarışma öncesi güzellerin jüriyi oldukça zorladığı belirtilirken, geceye protokol mensuplarının yanı sıra ünlü sinema ve dizi oyuncuları Hüseyin Özay ve Çiğdem Aysu’nun da katıldığı ifade ediliyordu.

Gecenin sürpriz ismi, sekiz on sene önce çekilen "Issız Adam" filmiyle ünlenen Cemal Hünal'dı.

Gecenin finalinde birer açıklama yapan oyuncu Cemal Hünal ile en son hangi film ve dizilerde oynadıkları merak konusu olan oyuncu Hüseyin Özay ve oyuncu Çiğdem Aysu'nun, “Alanya, sinema ve dizi film çekimleri için çok ideal bir yer. Film stüdyolarının kurulduğu bir şehir neden olmasın” sözlerine yer veriliyordu, haber bültenlerinde.

İç turizme yönelik bir mesaj yoktu bu beyanatlarda.

"Alanya çok güzel, herkes tatile gelsin" denilmiyordu mesela.

Oyuncular doğal olarak kendi ekmek parası mecralarına ilişkin hayallerini konuşuyor, biz de "Alanya'dan bir Yeşilçam çıkar mı? Hımmm, fena fikir değil gibi duruyor" deyip "para kazanma noktasında" yeni açılımlar peşine düşüyorduk.

Sade vatandaş ve sıkı bir sosyal medya takipçisi olarak bu yarışmayla ilgili aklımda kalan tek şey ne olmuştu biliyor musunuz?

Finlandiyalı güzellerle, yarışmayı organize eden bizim kurum ve kuruluş yöneticilerinin ve personelinin yanı sıra oteldeki garson ve komilerin falan selfi çektirme yarışına girmeleri kaldı.

Onca para harcandı, onca hazırlık yapıldı ama Çeşme'de jet skiye binerken yakınlaştıkları belirtilen yeni yetme dizi oyuncusu bir artist çocuğun ve kızın haberi kadar, Alaçatı'daki bilmem ne plajında lahmacuna 80 lira ödeyen bir futbolcu haberi kadar Türk medyasında ve magazin dergilerinde yer bulamadı.

Bikinili Finlandiyalı güzellerin bellerine sıkı sıkı sarılarak çekilen o selfiler, objektiflere sırıtışlar kesemize kâr kaldı, o kadar.

On sene önce çekilen Issız Adam'dan başka önemli herhangi bir çalışmaya henüz imza atamayan Cemal Hünal ile, "ünlü" oldukları söylenen oyuncular Hüseyin Özay ve Çiğdem Aysu’nun en son hangi ses getirici dizi veya film projesine imza attıklarına yönelik merak edilen soruların yanıtları ise Google Amca'ya havale edildi.

"Neyse, zaten Rus krizi var. Avrupalı da terör korkusundan gelemiyor" deyip, fotoğraf çekimi adı altında gizli bir tacize maruz kaldıklarını sosyal medyadan üzülerek izlediğim Finlandiyalı güzellerle bizim ünlü (!) artistlerin aslında tanıtım manasında hiçbir yaraya merhem olamayacağını öngörmüştüm, lakin, "Abilerin, ablaların ve çocukların hevesi kırılmasın" deyip aslında o vakitler yazacağım bu yazıyı bir süre ertelemiş, hatta bilerek unutmuştum.

Ta ki, Alanya Kristal Kale Uluslararası Film Festivali'nde aynı manzaralara şahit olana dek.

Filanca bakanlığın, falanca oda ve derneğin katkılarıyla düzenlenen Alanya Kristal Kale Uluslararası Film Festivali'nin kapanışı "nihayet" önceki gün yapılmış.

Almanya, Bulgaristan, Hollanda, Danimarka, Rusya, Ukrayna, Belarus, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkiye'den sanatçı ve filmlerin katıldığı festivalde konuşan oyuncu Wilma Elles, Almanca ve Türkçe barış ve dostluk çağrısı yaparak İstanbul'daki terör saldırısını kınamış.

Sinemanın beşiği Amerika'dan oyuncu yok.

Fransa'dan, İtalya'dan, hatta sinema deyince Hollywood'dan sonra akla gelen ilk yer olan Hindistan'ın sinema endüstrisi Bollywood'dan da kimsecikler yok.

Elimizde varsa yoksa, iki üç sene önce yayından kalkan "Öyle Bir Geçer Zaman ki" dizisinin oyuncusu Alman Wilma Elles, bir de Yeşilçam'ın 60'lı yıllarında boy göstermiş, akla öyle hemen bilindik bir filmi gelmeyen, yaşı 70'in üzerinde olan Selda Alkor hanımefendi var.

Onlardan istenen ve beklenen, tüm Türkiye'yi ve Almanya'yı "Burası huzur şehri" deyip Alanya'ya davet etmek iken, turizm şehrinde "nedense" terörü ve patlamaları kınayan oyuncular Alanya'dan dün ayrılmışlar.

Allah yollarını açık etsin.
Seneye de bekleriz inşallah.

Şimdi kamu adına soruyorum.

Bu satırları okuyan kaçınız bu "uluslararası" festivale katıldınız, kaçınız oradaki filmleri izlediniz, kaçınız bu festivali doya doya yaşadınız?

300 bin nüfuslu Alanya'da 30 kişi mi, 60 kişi mi?

Evet, maalesef rakamlar bu seviyede.

Yazık, gerçekten üzücü.

Üzülerek şunu da söylemeliyim ki, tıpkı Finlandiya Güzellik Yarışması gibi bu festivale ilişkin aklımda kalan tek şey, festivali organize eden veya resmi manada bir şekilde içinde olan abilerin, ablaların ve kardeşlerin sanatçılarla olan fotoğraf çektirme yarışıydı.

Hevesleri kırılmasın, mutlaka Alanya'nın tanıtımı için iyi bir şeyler yapmaya çalıştıklarını sanıyorlar ama bu ve benzer amatör çalışmalar dışarıdan ne yazık ki "Körlerle sağırlar birbirini ağırlar" etkinliği gibi gözüküyor, benden uyarması.

Her alanda olduğu gibi festival ve yarışma düzenleme konusunda da Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.

"İl olsun" diye dövündüğümüz Alanya böyle amatörlüklere değil, profesyonel çalışmalara layık bir şehirdir.