Tunceli'nde görevli komiser ve polisler 4 Eylül 2011 günü, stres atmak ve günün yorgunluğunu gidermek amacıyla halı sahada maç yapmaktadırlar. Eşleri de saha kenarın da maçı izlemektedirler. Gece 20.30 olduğunda, sahanın dört tarafından...

Tunceli’nde görevli komiser ve polisler 4 Eylül 2011 günü, stres atmak ve günün yorgunluğunu gidermek amacıyla halı sahada maç yapmaktadırlar. Eşleri de saha kenarın da maçı izlemektedirler. Gece 20.30 olduğunda, sahanın dört tarafından uzun namlulu silahlarla yaylım ateşi başlıyor. Sahte plakalı bir araçla gelen 5 teröristin açtığı ateş sonun da 1 komiser ile eşi öğretmen hanım şehit oluyorlar. Saldırgan teröristler, gece karanlığından istifade ederek kaçıyorlar. Ama, gerek emniyet teşkilatımız, gerekse jandarmamız bu işin peşini bırakmıyorlar. En küçük bir delilden yararlanıyorlar. Ve aradıkları teröristlerin, kışı geçirmek üzere bir mağarada gizlendikleri haberini alıyorlar. Hemen takviye birlikler geliyor ve mağara muhasara ediliyor. Artık teröristlerin kaçabilecekleri bir delik kalmamıştır. Teröristlere “teslim olun” anonsu yapılıyor, bu insancıl çağrıya mağaradan silahlı saldırı ile cevap veriliyor. Artık, yapılacak bir şey kalmamıştır ve 7 terörist ölü ele geçiriliyor. Ölenlerden birisinin "Azad" kod adlı grup sorumlusu, diğerinin de "Zıımar" kod adlı, uzun zamandan beri Tunceli’nde aranan azılı bir terörist olduğu anlaşılıyor. Bu teröristler, 22 Aralık 2010'da Tunceli’nin Nazimiye ilçesinde 2 polisimizi ve Çiçekli bölgesinde de 2 jandarmamızı şehit etmişler, ki böylece yaptıklarının cezasını canlarıyla ödemiş oluyorlar. Böylece komiser ve eşi ile 2 polis ve 2 jandarmamızın intikamları alınmış oluyor. Nihayet o şehitlerimizin kanları yerde kalmamış ve öteden beri slogan haline gelen “Kanları yerde kalmayacak” sözü yerine getirilmiştir.
APO denilen, bölücü, kan dökücü, yıkıcı ve zalim kişi, hapsedildiği İmralı adasından, avukatları vasıtasıyla örgütüne talimat vererek yurtta huzursuzluk yaratmasına, bir çok ananın eşin, yavruların gözyaşı dökmesine sebep olduğu bilindiği halde maalesef bu güne kadar göz yumulmuştur. Artık bıçak kemiğe dayanmış ve gerekli operasyonlar yapılmasına başlanmıştır. Şehir içi yapılanması olan KCK'nın elebaşları ki bunların arasında eski BDP milletvekili Fatma Kurtulan, eski DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da bulunmaktadır.
Biraz geriye gidelim ve APO’nun marifetlerini kısaca anlatalım. APO, 27 Temmuz 2011'de avukatları vasıtasıyla örgütüne şu talimatını iletiyor: "Bunu iyice anlatın, sertçe anlatın, Kandil de, BDP de şunu iyi bilmeli. İkide bir biz halkı tutamıyoruz, biz kitleyi zor durduruyoruz, kitle patlama noktasındadır diyorlar. Bırak o zaman patlarsa patlasın. Sorun çözülmezse devrimci halk savaşını patlatırız, savaşta da, barışta da hazırız diyorlar. Eeee o zaman yap salak. Seni tutan mı var. Yapmazsan şerefsizsin." Böylesine acı ve hakaret dolu talimatı alan örgüt, 1 binbaşı, 4 Siirtli kız olmak üzere yurt genelinde 68 asker, 19 polis şehit etti, 36 vatandaşımız da öldürüldü. Hâlâ bu adama sayın demeyi suç olmaktan çıkarttık.
Artık, ne dağdaki terör örgütü PKK’nın nede şehir içi yapılanması olan KCK'nın hayal ettikleri Türkiye’yi bölme hususu gerçekleşmeyecektir. Artık maymun gözünü açmıştır. Bu örgütlerin pes etmekten başka çareleri kalmamıştır. Bakalım PKK'nın dağ örgütü bu kışı aç, susuz, yorgan yataksız nasıl geçirecekler, hep beraber göreceğiz. KCK'nın da sonu gelmiştir. Gayrı sokakları, çocukların eline molotof kokteyli vererek yangın yerine çeviremeyecektir. Biz ordumuza, polisimize, jandarmamıza güveniyor, onlarla gurur duyuyor ve her zaman yanlarında olmaktan mutlu oluyoruz.