Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Kınık Mahallesi sınırlarında bulunan Xanthos Antik Kenti, Likya uygarlığının idari ve kültürel başkenti olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Eşen Çayı kenarındaki iki tepe üzerine kurulu olan ve tarihi M.Ö. 8'inci yüzyıla dayanan yerleşim yeri, günümüze ulaşan tiyatrosu, agorası ve anıt mezarlarıyla bölge turizmine ve arkeoloji dünyasına önemli veriler sunuyor.
PERS İŞGALİ VE BÜYÜK DİRENİŞ
Tarihi kaynakların aktardığına göre, Likya dilinde 'Arnna' olarak bilinen kent, M.Ö. 6'ncı yüzyılda Pers komutanı Harpagos'un kuşatmasına sahne oldu. Xanthos halkının teslim olmak yerine ailelerini ve varlıklarını yok ederek sonuna kadar savaşması, kenti tarih sahnesinde özgürlük ve direniş kavramlarıyla özdeşleştirdi. Bu büyük felaketin ardından M.Ö. 334 yılında Büyük İskender'in kontrolüne giren bölge, ilerleyen süreçte Suriye Krallığı ve Ptolemaiosların egemenliğinde kaldı.
ROMA DÖNEMİ YIKIMLARI VE YENİDEN İNŞA
M.Ö. 2'nci yüzyılda Likya Birliği'nin kilit noktalarından biri olan Xanthos, M.Ö. 42 yılında Brutus'un saldırısıyla ciddi bir yıkım daha yaşadı. Ancak Marcus Antonius ve İmparator Vespasianus dönemlerinde yapılan kapsamlı imar çalışmalarıyla kent yeniden ayağa kaldırıldı. Günümüzde ayakta kalan Roma tiyatrosu, sütunlu caddeler ve agora, bu dönemin mimari zenginliğini yansıtıyor.
İNGİLTERE'YE GÖTÜRÜLEN ESERLER VE UNESCO SÜRECİ
Kazı başkanlığının verilerine ve tarihi kayıtlara göre, 1838 yılında İngiliz araştırmacı Charles Fellows'un bölgede yaptığı çalışmalar sonucunda Nereid Anıtı, Harpy Anıtı ve Aslanlı Mezar gibi paha biçilemez eserler parçalar halinde İngiltere'ye taşındı. Günümüzde bu eserlerin orijinalleri Londra'daki British Museum'da sergilenirken, antik kentte yalnızca kaideleri görülebiliyor. Kültürel miras araştırmacıları, kentin komşusu Letoon ile birlikte 1988 yılında UNESCO
Dünya Mirası Listesi'ne alınmasının, bölgenin uluslararası alanda korunması ve Likya bütünlüğünün belgelenmesi açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.
KAZI ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
Likya, Roma ve Bizans izlerini bir arada barındıran kentte, iki ayrı akropol yapısı bulunuyor. Kherei Anıtı üzerinde yer alan ve günümüze ulaşan en uzun Likçe yazıt, dilbilimciler için büyük önem taşıyor. 2011 yılından bu yana Prof. Dr. Burhan Varkıvanç başkanlığında yürütülen arkeolojik kazılar, çok katmanlı bir tarihe sahip olan bu ören yerinin bilinmeyen yönlerini gün yüzüne çıkarmayı sürdürüyor.




