Acaba dersiniz; yazdıklarım işe yarıyor mu ve adrese ulaşıyor mu, ya yanılıyorsam şüphesi içinizi kemirir durur. Böylesi sıkıntılı anlarda imdadınıza dostlarınız yetişiverir. Eleştirileri sizi daha da yüreklendirir. Mimar arkadaşım...

Acaba dersiniz; yazdıklarım işe yarıyor mu ve adrese ulaşıyor mu, ya yanılıyorsam şüphesi içinizi kemirir durur. Böylesi sıkıntılı anlarda imdadınıza dostlarınız yetişiverir. Eleştirileri sizi daha da yüreklendirir.Mimar arkadaşım Işıl Gökçe endişelerini şöyle özetlemiş: "Tarihi ve doğal değerlerin korunması çabaları bazen kötü sonuçlar verebilir. Yeniden işlevlendirme, restorasyon, ulaşımı kolaylaştırma gibi müdahaleler iyi niyetle başlamış olsa bile; nasıl yapıldığı işin rengini değiştirebiliyor. Ve eleştiriyi Kale’nin mekansal özelliğine zarar vermeden teleferiğin yapılabilme şansını sorguluyor."Ben konunun Alanya gündeminde tartışılmasından yanayım. Kişisel görüşüm de akıldan bile geçirilmemesinden yana. Bugün şansımıza başkan Hasan Sipahioğlu, kendisiyle tartışabiliriz ve ortak noktayı buluruz. Tehlike belediye makamlarının siyasetin göbeğinde yer almasıdır. Yarın cahil birisi gelir başkan seçilir, cüret alır "Ben yaptım oldu" der saçma sapan işlere kalkışır. İşte yaklaşmakta olan tehlike budur.Kale Ehmedek’te bulunan bedesten, artık yok. Otele dönüştürüldü. Kültür birimi olarak gezme görme şansımız da 3 kuruşluk döviz geliri adına yok edildi. Restorasyonunu da Antalya Koruma Kuruluna sormak lazım. Alara Han’ı gezin, düştüğü durumun nedenini de bu Kurula sorun. Büyük blok kayrak levha kaplamalı zeminin mozaik kaplamayla nasıl rezil edildiğini görün. Pazar yerindeki koruma altında olan kültür mirası evleri düşünün. Mülkiyet başka konu, ama bu değerleri ata mirası olarak neden sahiplenmiyoruz?Sevgili kardeşim Özlem Özler konuya daha fanatik yaklaşmış. Eleştirisi çok hoş olmuş. Bolu Yedi Göller’e gittiğinde çevrenin çok pis olduğunu belirtip, nedenini Orman Bölge Müdürlüğünün yollar açıp asfaltlanmasına bağlamış. Devamla; "Herkes her yere asfalt yollarla ulaşmak zorunda değil, meraklısı zaten bir yolunu bulup gidiyor. Aynı şekilde Büyük Ada’da Aya Yorgi Kilisesini görmeye dimdik yokuşu elimizde bisikletlerle tırmandık. Ben de bazı yerlerin bakir kalmasından yanayım" demiş.Kentlerin ölümü, kültürel kimliğin tahribiyle başlar. Ne yazık ki her geçen gün Alanya simgelerini kaybetmektedir. İlifos suyu, Keller Muharı, Kızlar Muharı, ulu çınarlar ve altlarında bulunan kerevetler, eşsiz kauçuk ağaçları, eski evler, Dim Vadisi ve daha niceleri çarpık yapılaşmaya kurban edildiler. Tarihi kentler; koruma kurullarının, belediye başkanlarının, kaymakamların bilgi birikimlerine ve insaflarına bırakılamayacak kadar değerlidirler. Kültürü yaratan halk; değerleri koruma refleksine de sahiptir.Savaş Kunt arkadaşım; Kale’ye yapılacak müdahaleyi "İpek elbiseye, plastik çuval" geçirmek diye nitelendirmiş. Ben "Bir çuval inciri berbat etmeyelim" sözüyle yazıyı tamamlamıştım. Yazıyı arkadaşım Süleyman Küçüktürk’ün "Kaş yapayım derken göz çıkarmayalım" ikazıyla bitiriyorum…