The Guardian’ın yayımladığı geniş çaplı analiz, İsrail hükümeti adına yürütülen bir iletişim faaliyetinin yalnızca sosyal medya ve geleneksel internet aramalarını değil, yapay zeka sohbet botlarının verdiği yanıtları da hedeflediği iddiasını gündeme taşıdı. Araştırmaya göre ABD merkezli bir internet sitesi, “Hanover Institute for Public Policy” adı altında düşünce kuruluşu görünümüyle yayın yaparak İsrail-Filistin meselesindeki tartışmalı başlıklarda yoğun biçimde içerik üretti. Site yalnızca 9 günlük dönemde 124 rapor ve toplam 560 binden fazla kelime yayımlayarak önemli bir içerik hacmine ulaştı.

DÜŞÜNCE KURULUŞU GÖRÜNÜMÜ ALTINDA YOĞUN İÇERİK ÜRETİMİ

Hanover Institute for Public Policy’nin yayımladığı içeriklerde Filistinli mahkumlara yönelik işkence iddiaları, İsrail’in savaş suçlarıyla ilgili suçlamalar ve Gazze’deki açlık krizi gibi uluslararası kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan konular ele alındı. Raporların akademik araştırmaları andıran bir yapıda, kaynaklar ve veriler kullanılarak hazırlanması dikkat çekerken, The Guardian içeriklerin İsrail’e yöneltilen eleştirileri zayıflatacak bir çerçevede sunduğunu aktardı. Sitenin bugün yayımladığı açıklamalarda ise çalışmaların yöntem ve kaynaklarının denetlenebilir olduğu, raporların herhangi bir politika önerisinde bulunmadığı savunuluyor.

Sitenin kurumsal yapısına ilişkin soru işaretleri de araştırmanın önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Hanover Institute adıyla herhangi bir yargı alanında tüzel kişiliğe sahip bir kuruluş tespit edilemediği, fiziki adres, çalışan listesi ve raporlarda yazar imzası bulunmadığı belirtildi. Sitenin mevcut “hakkında” ve finansman bölümlerinde ise materyallerin Piro Inc. tarafından Havas Media Germany adına, İsrail Hükümeti Reklam Ajansı için dağıtıldığı ve ilişkinin ABD’de Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası kapsamında kayıt altına alındığı açıkça belirtiliyor.

ABD'DEKİ FARA KAYITLARI NEDEN ÖNEMLİ?

New York merkezli medya prodüksiyon şirketi Piro Inc., söz konusu içerikleri İsrail hükümeti adına yürütülen faaliyetler kapsamında ABD Adalet Bakanlığına bildirdi. Bu bildirimlerin dayanağı olan 1938 tarihli Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası, yabancı hükümetler veya diğer yabancı aktörler adına ABD’de siyasi ya da kamuoyu odaklı faaliyet yürüten kişi ve kuruluşlara belirli ilişkilerini ve faaliyetlerini açıklama yükümlülüğü getiriyor. Dolayısıyla FARA kaydı tek başına içeriğin yanlış veya yasa dışı olduğu anlamına gelmiyor; temel amaç, kamuoyunun bir mesajın arkasındaki yabancı aktörü ve finansman ilişkisini görebilmesini sağlamak.

The Guardian ve daha önce konuyu inceleyen Amerikan basın kuruluşlarının aktardığı belgeler, Hanover Institute faaliyetinin daha geniş bir iletişim kampanyasının parçası olduğunu gösteriyor. Bu süreçte Avrupa merkezli reklam grubu Havas Media ile ABD'deki taşeron şirketlerin rol aldığı bildirildi. Kampanyaya ilişkin belgelerde internet siteleri ve içeriklerin yapay zeka sohbetlerindeki çerçeveleme sonuçlarını etkilemek amacıyla kullanılmasına yönelik ifadelerin bulunması, klasik dijital propaganda yöntemlerinin üretken yapay zeka döneminde yeni bir alana taşındığı tartışmasını başlattı.

YAPAY ZEKA SOHBET BOTLARI NASIL HEDEFLENİYOR?

Bu yöntemin mantığı, yıllardır kullanılan arama motoru optimizasyonuna benziyor ancak hedefi farklı. Geleneksel SEO çalışmalarında amaç bir internet sayfasının Google gibi arama motorlarında üst sıralarda görünmesini sağlamakken, yeni yaklaşımda içerikler yapay zeka sistemlerinin internet üzerinden bilgi ararken bulabileceği, güvenilir görünümlü ve kolay işleyebileceği biçimde hazırlanıyor. Soru biçimindeki başlıklar, açık ara başlıklar, kaynak gösterimleri, tablolar ve uzun açıklamalar gibi yapılar, internetten bilgi getiren yapay zeka sistemlerinin ilgili sayfalardaki bölümleri bulmasını ve yanıt oluştururken kullanmasını kolaylaştırabiliyor.

Hanover Institute tarafından yayımlanan 124 başlığın biri hariç tamamının, insanların sohbet botlarına yöneltebileceği sorulara benzer biçimde hazırlanması bu nedenle öne çıktı. “Anti-siyonizm, antisemitizm midir?”, “İsrail, Filistinlileri topraklarından sürdü mü?” ve “İsrail, Gazze’de soykırım mı yapıyor?” gibi sorular doğrudan kullanıcıların üretken yapay zeka hizmetlerinde arayabileceği sorgulara karşılık geliyor. Böylece içerik yalnızca insan okuyucuya ulaşmayı değil, internetten kaynak tarayan yapay zeka sistemlerinin karşısına çıkmayı da hedefleyebiliyor.

Hollan'da da çalışan Türk'ün söyledikleri herkesi ayağa kaldırdı
Hollan'da da çalışan Türk'ün söyledikleri herkesi ayağa kaldırdı
İçeriği Görüntüle

YAPAY ZEKA İÇİN YENİ BİR MANİPÜLASYON ALANI

Uzmanların uzun süredir üzerinde durduğu sorunlardan biri, internette aynı anlatıyı destekleyen çok sayıda sayfanın oluşturulmasının yapay zeka sistemlerinin bilgi ekosistemini nasıl etkileyebileceği. Bir iddianın farklı sitelerde tekrar edilmesi onun doğruluğunu kanıtlamıyor. Ancak kaynakların gerçek sahipliği, finansmanı veya birbirleriyle bağlantısı yeterince anlaşılmadığında, görünürde birbirinden bağımsız çok sayıda internet kaynağı aynı anlatıyı güçlendirebilir. Bu durum özellikle savaş, seçimler, diplomatik krizler ve toplumsal çatışmalar gibi yoğun bilgi mücadelesinin yaşandığı alanlarda daha büyük önem taşıyor.

Bununla birlikte internete içerik yüklemek, herhangi bir yapay zeka modelinin otomatik olarak bu görüşü benimseyeceği anlamına gelmiyor. Yapay zeka sistemleri farklı yöntemlerle geliştiriliyor; bazıları yanıt sırasında güncel internet araması yaparken bazıları önceden oluşturulmuş veri kümelerine dayanıyor. Kaynak güvenilirliği, arama sıralaması, model sağlayıcısının güvenlik mekanizmaları ve karşıt kaynakların varlığı gibi çok sayıda unsur sonuçları etkiliyor. Bu nedenle bu tür kampanyaların chatbot yanıtlarını ne ölçüde değiştirebildiğinin ayrıca teknik olarak ölçülmesi gerekiyor.

ŞEFFAFLIK VE KAYNAK DOĞRULAMASI ÖNE ÇIKIYOR

Ortaya çıkan tablo, üretken yapay zeka çağında yalnızca yanlış bilgilerin değil, doğru bilgiler kullanılarak belirli bir bakış açısıyla oluşturulan içeriklerin de incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Kullanıcı açısından bir raporun dipnotlu ve akademik görünümlü olması tek başına bağımsızlığının kanıtı değil. Yayıncının kim olduğu, finansmanın nereden geldiği, kullanılan kaynakların niteliği, karşıt bulguların nasıl ele alındığı ve aynı konuda bağımsız kuruluşların ne söylediği birlikte değerlendirilmek zorunda.

Yapay zeka şirketleri açısından ise kaynakların kurumsal sahipliğini ve finansman bağlantılarını daha iyi tespit edebilecek mekanizmalar giderek önem kazanıyor. Özellikle aynı kampanyaya bağlı çok sayıda sitenin bağımsız kaynaklarmış gibi değerlendirilmesini önlemek, siyasi içeriklerde kaynak çeşitliliğini artırmak ve kullanıcılara yanıtın hangi kaynaklara dayandığını göstermek temel önlemler arasında değerlendiriliyor. Hanover Institute vakası da kamuoyu oluşturma faaliyetlerinin arama motorları ve sosyal medyadan sonra yapay zeka sistemlerinin bilgi toplama süreçlerine doğru genişleyebileceğini gösteren yeni örneklerden biri olarak tartışılıyor.

Kaynak: Haber Merkezi