"
GÖRMÜYOR
musunuz kinleri ağızlarından taşmakta? Sinelerinin (yüreklerinin) gizlediği kin ise daha büyüktür. İşte size ayetleri açıkça bildirdik, aklederseniz." (Kur'an-ı Kerim / Al-i İmran suresi / 118. ayet)
İslam dininde akıl ve yüreğin önemini ve aralarındaki ilişkiyi anlatan onlarca ayetten biridir Al-i İmran 118. ayet ve belki de bu ilişkiyi en iyi ortaya koyan da odur.
Bu ayetin biz insanlara söylediğini doğru anlamak çok önemlidir. Ayeti yüzeysel okuyup geçmek ve ona hak ettiği değeri vermemek safça bir yanılma olacaktır ve maalesef Müslümanların en çok hata yaptığı konulardan biridir bu ayetlere hak ettiği önemi göstermemek. İşte bu nedenledir ki, Müslümanlar bu çağda bilimle değil de cehalet, kan ve terörle anılıyorlar. Yani bu algının yaratıcıları ne yazık ki kendilerini Müslüman diye tanıtan ama Müslümanlıkla yakından uzaktan ilişkisi olmayan kişilerdir. Eğer bunlar gerçek Müslüman kişiler olmuş olsalardı Allah'ın Kur'an aracılığı ile insanlara ulaştırdığı sözlerini akıl, kalp ve vicdan üçlüsüyle inceler, bu sözlerdeki manayı doğru algılarlardı. Bu insanların diğer bir yanılgıları ise Kur'an'ı okumamak ve bildiğini iddia eden kötü akıl sahiplerinden dinlemektir. İşte bu nedenledir ki; bu kişilerin, Müslümanlık olarak söylemlerinin tamamının ayette bahsi geçen "görmüyor musunuz kinleri ağızlarından taşmakta" cümlesiyle ifade edilen nefretten ibaret olduğunu anlamak için akıl sahibi olmak yeterlidir. Çünkü her ne şekilde olursa olsun İslam dini nefrete asla yer ve izin vermemektedir. Nefret, kin ve intikamın İslam'da yeri yoktur. Kur'an'a göre bunlar kötü sinenin ve aklın eseridir, bu nedenle şeytan ve dostlarına atfedilmiştir ve onlara yakışır. Allah (CC) bunu kelamı Kur'an'da açıkça ifade etmektedir. "Şeytan'ın atacağını kalpleri katı olanlar ve kalplerinde bir maraz (hastalık) bulunanlar için bir fitne kılacaktır." (Hacc suresi 53. ayet) diyerek anlatır kötü bir yürekle şeytan ilişkisini.
İslam'ın akıl ve kalple olan ilişkini yine İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'da görüyoruz. Çünkü Kur'an'da bulunan, akıl ve kalp hakkında 180'e yakın ayet oluşunun, bunun en büyük kanıtı olduğu inkar edilemez bir gerçektir. İslam'ı akıl ve kalp dışında düşünmek sadece cahillerin değil bu dine düşman olanların da kasıtlı çarpıtmasından ibarettir. İslam bir akıl dinidir ve kalplere hitap eder.
Buradan aynı zamanda şunu anlamamız da mümkündür. Ne tek başına kalp, ne de tek başına akıl insanların doğru düşünmesi için yeterli değildir. Mantık, yalnız başına insanı makineleşmeye doğru iterken, kalp de yalnız başına insanı vesveselerle yanlışa doğru sürükler. Doğrusu akıl ve kalbin bir konuda aynı şekilde hareket etmesidir ve durum bu olunca insanın verdiği kararlarda da birliktelik ve büyük olasılıkla doğruluk ortaya çıkacaktır. Fakat mutlak doğrunun ortaya çıkması için bu ikisine hakemlik yapan üçüncü bir şeye daha ihtiyaç vardır ki; o da vicdandır.
- DEVAM EDECEK -