Ortaçağ işkence aletidir iğneli fıçı. Sivri metal çivilerin saplı olduğu fıçının insanın sığacağı bir kapısı var. İşkence yapılacak kişi çıplak olarak sokuluyor içine. Kapısı kilitleniyor. Ve döndürülüyor. İçerideki acıdan,...
Ortaçağ işkence aletidir iğneli fıçı. Sivri metal çivilerin saplı olduğu fıçının insanın sığacağı bir kapısı var. İşkence yapılacak kişi çıplak olarak sokuluyor içine. Kapısı kilitleniyor. Ve döndürülüyor. İçerideki acıdan, fıçıyı dışarıda yuvarlayanlar zevkten çığlık atıyor. Fıçının içindeki ses kesilse de yuvarlama sürüyor.
Kapı açıldığında paramparça olmuş bir insan çıkarılıyor içinden...
***
Günlerdir acı çektiriyorsunuz.
Gözlerinizle görmüş gibisiniz. Aynı yatakta yakalamış, suçüstü yapmış gibisiniz.
Utanmadan adını soyadını vererek iki çocuk annesi bir kadının Başbakanla ilişkisi olduğunu yayıyorsunuz.
Sosyal medyayı bu çirkinliğe alet ediyorsunuz.
Başbakan'dan hınç almak, öç almak için bir genç kadını içine soktuğunuz fıçının içinde çevirip duruyorsunuz.
Yurtiçi yetmiyor...
Yurtdışına da bu iğrenç haberleri yayıyor ve yayımlanmasını sağlıyorsunuz,
Utanmıyorsunuz... Sıkılmıyorsunuz.
Fıçının içinde çevirdiğiniz insanın yaşama hakkını düşünmeyen insanlardan daha acımasızsınız.
Başbakan'a olan öfkenizi, kızgınlığınızı bir genç kadını linç etmeyi göze alacak kadar ileriye götürüyorsunuz.
***
Ben de kızıyorum Başbakan'a.
En ağır eleştirileri yapıyorum, yapacağım.
Bu ülkeye hiç hak etmediği acıları yaşattığı için. Bu ülkenin çocuklarının öldürülmesine yol açan şiddeti polis eliyle kullandığı için... Yargıyı kafasına göre dizayn ettiği için...
Yasaya göre değil kafasına göre hareket ettiği için...
Dini siyasete alet ettiği, toplumu kamplara böldüğü, insanları ötekileştirdiği için...
Ancak bu ülkenin başbakanına belden aşağı, iğrenç dedikodularla yüklenilmesi içimi acıtıyor. Bu dedikoduyu yapanlar, yapanlar adına utanç duyuyorum.
Siyaseti bel altı vuruşlarla yapanların, geleceklerini bel altı vuruşlardan gelecek puanlarla belirlemeye çalışanların, boyunlarının üstünde taşıdıkları kellenin içinde akıl değil, fitne, fücur ve kötülük taşıdığını söylüyorum.
CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'a yapılan komplonun düzenleyicilerinden, servis edenlere, yayanlara kadar tümünün alçak olduğunu biliyor ve bu alçaklığın Türk siyasi hayatında yer almasının üzüntüsünü yaşıyorum.
Başbakan, Deniz Baykal'ı o günlerde çarmıha gerdi. Baykal'ın ve onun içinde olduğu komplonun üzerinde tepindi, siyasi rant elde etti.
MHP'li eski bakan ve milletvekillerinin kasetlerinin üzerinden oy sağladı.
Bu komploları yapanları, bu kasetleri servis edenleri ortaya çıkarmadı. Bumerung gibi suratında patladı.
Buna rağmen başbakan için yapılan bel altı vuruşların çirkinliğini içime sindiremediğimi dile getirmeyi görev bildim.
***
Yazımı bitireyim.
İğneli fıçıyla işkence yapan sadist katillerin sevinç çığlıkları en fazla yarım saat sürüyordu. Çünkü fıçının içindeki kurban yarım saat içinde can veriyordu.
Günümüzün sadistleri "iğneli fıçı" işkencesini günlerce, hatta aylarca sosyal medyayı da kullanarak sürdürüyor.
Ortaçağ kafasından da beter...