Aileye yeni bir üyenin eklenmesiyle birlikte evde bir neşe, bir rengârenklik, bir cıvıltı beliriverir. Aileye dahil olacak olan o en merakla özlenen üye; her evde heyecanla beklenir, coşkuyla karşılanır. Hiçbir detay atlanmaz, o heyecanlı bekleyişte…...

Aileye yeni bir üyenin eklenmesiyle birlikte evde bir neşe, bir rengârenklik, bir cıvıltı beliriverir. Aileye dahil olacak olan o en merakla özlenen üye; her evde heyecanla beklenir, coşkuyla karşılanır. Hiçbir detay atlanmaz, o heyecanlı bekleyişte… Ancak unutulmaması gereken bir husus var o da Yeni doğan döneminin hem bebek için hem de aile için son derece zor bir adaptasyon dönemini beraberinde getirdiğidir.
İnsan hayatının ilk 28 günlük dönemi 'Yeni doğan' dönemi olarak tanımlanıyor ve hayat serüveninin ilk sınavı da bu dönemde veriliyor. Anne karnında bütün ihtiyaçları anne tarafından karşılanan bebek doğumda göbek kordonunun kesilmesiyle birlikte artık tüm dengelerini kendisi sağlamak zorunda kalıyor. Anne karnındayken kapalı olan akciğerler, bebeğin ilk nefesiyle birlikte açılıyor ve bebek nefes alıp vermeye başlıyor. Kanındaki oksijen oranı hızla artıyor ve cildi pembeleşiyor. Göbek kordonu kesildiği için metabolik dengeyi kendi kendine sağlamaya çalışan bebek, doğumdan sonraki birkaç gün içerisinde adaptasyon dönemi denilen sürece geçerek dünyaya adapte olmaya çalışıyor.
Doğum sonrası dönem, annenin ruh sağlığı açısından oldukça önemli bir dönemdir. Doğum sonrasında pek çok kadın adaptasyonunu tamamlayamamakta, hüzün ya da depresyon yaşayabilmektedir. Hızlı hormonal değişiklikler, doğumun fiziksel ve özellikle de günler öncesinden başlayan psikolojik stresi, artan sorumluluğun farkına varılması ve bunun yarattığı gerginlik ile doğum, bakım ve eşler arası uyumsuzluklar bu süreci ortaya çıkarabileceği gibi önlem alınmadığı takdirde daha da tetikleyebilmektedir.

DOĞUM SONRASI YAŞANAN ADAPTASYON PROBLEMİ

Bebek sahibi olmak, evlendikten sonra başa gelen sorumluluklardan hiç şüphesiz, kat be kat daha fazla. Ancak insan zamanla yeniliklere adapte olma becerisi kazanıyor, hele ki birkaç kez böyle değişimler olduysa… Evlilik, iş değişikliği vs. Ancak kimi anneler ne yaparlarsa yapsınlar doğum sonrası hüznünü bir türlü üzerlerinden atamazlar. Bebeklerini kucaklarına almalarına rağmen bir türlü mutlu olamazlar. Sürekli ağlama isteği, duygularının sürekli değişmesi, denge sorunu yaşamaya başlama, sürekli keder ve hüzün içinde olma gibi belirtiler de cabası… Bu belirtiler ilk birkaç hafta içersisinde kendisini göstermekte olup, doğumun ilk dört günü zirveye ulaşarak anneyi içinden çıkamayacağı sıkıntıların içerisine doğru sürüklemektedir. Onuncu günden sonra da tüm bu belirtiler kendiliğinden azalmaya, kaybolmaya başlamaktadır. Sevgili anneler; şayet yeniliklere kolayca adapte olabilen biriyseniz, anneliği kısa sürede başaracağınıza eminim.
Ve sen sevgili bebek; hoş geldin! Sandığın kadar korkunç bir yer değil hayat… Umutla, huzurla, coşkuyla, mutlulukla doyasıya yaşa. Yaşama sırası sende!