Yaklaşık 35 yıldır içinde bulunduğum bu meslekle ilgili inanarak, gerçekten öyle olduğunu düşünerek şunu söylerim hep… 'Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur”… Özel bir meslektir bu… İdealist, heyecanlı, önce insan odaklı, memleket...
Yaklaşık 35 yıldır içinde bulunduğum bu meslekle ilgili inanarak, gerçekten öyle olduğunu düşünerek şunu söylerim hep…
“Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur”…
Özel bir meslektir bu…
İdealist, heyecanlı, önce insan odaklı, memleket sevgisiyle dolu, çalışkan, yılmak bilmeyen, korkusuz, hem” akıllı” hem de “her şeyi göze alabilecek” kadar “deli” olmak lazım…
Anasının, “çocuğum gazeteci olsun” diye doğurduğu işinde başarılı olan gazetecilerin ortak özelliğidir bunlar…
Kimse kusura bakmasın ama öyle her “gazeteciyim” diyende yoktur bu özellikler, duygular…
Kafamdaki tanıma, tarife uyan genç bir gazeteci tanıdım Dim Medya Ailesi’ne katıldıktan sonra…
Ceren Şahin…
Alanya’nın yeni nesil televizyonu Dim TV’nin Genel Yayın Yönetmeni…
Yanlış anlaşılmasın…
Yazıyı yazarken, “körler sağırlar, birbirini ağırlar” ruh hallerinde olduğum için söylemedim bunları…
Sevgili Ceren’in de bu tür övgülere ihtiyacı yok zaten…
Anlatayım…
Dim TV ekranlarında dün akşam yayınlanan ana haber bülteninde izlediğiniz ve muhtemelen bugünkü Yeni Alanya Gazetesi’nde de okuduğunuz gibi, Alanya sahillerinde yapılan katliamlarla ilgili çok güzel bir habere imza attı, sevgili Ceren Şahin…
Kocaman iş makinesi ile Alanya sahillerinde yapılan “taş kırma” olayından bahsediyorum…
Neresinden başlasam, nasıl devam etsem bilemiyorum…
Ama şunu çok net biliyorum…
Alanya sahilleri maalesef sahipsiz…
Alanya sahilleri, memur yapı kooperatiflerinin inşaat alanı gibi oldu sanki…
Aklına esen, sabah erken kalkan, koca koca iş makinelerini denizin burnuna dayayıp kırıyor, döküyor…
İskele adı altında devasa yapılar yapılıyor, filan…
Hanımlar, beyler bakın…
Yazıktır, günahtır…
Ayıptır…
Yapılan bu işler Alanya’nın geleceğine ipotek koymaktır…
Hiç kimse çıkıp da “izin aldım ben, elimde belgem var” filan demesin…
Sahildeki taşların kırılması için izin verecek bir makam yok…
Hikaye anlatmasın kimse…
“Taşları kırmak için izin aldım” demekle “cinayet işlemek ya da ne bileyim, hırsızlık yaptım” demek aynı şeydir…
Var mı aranızda “cinayet işlemek için” izin alabilecek bir babayiğit…
Ya da var mı memlekette bu izni verebilecek bir makam…
Kimse kimseyi kandırmaya kalkışmasın…
Bugün de biraz sert çıktım ya…
Birileri çıkıp, “seviye” filan diyecektir yine…
Siz seviye-meviye derken, Alanya elden gidiyor, Alanya…
Siz oturmuş seviyeden filan bahsediyorsunuz…
Hay sizin seviyenizin…
Nokta…