27 Mayıs 1960 Cuma günü, Ayancık/Göldağı bölgesinde sabah radyomu açtığımda, Alpaslan Türkeş'in davudi sesiyle yaptığı;

27 Mayıs 1960 Cuma günü, Ayancık/Göldağı bölgesinde sabah radyomu açtığımda, Alpaslan Türkeş’in davudi sesiyle yaptığı; "DİKKAT! DİKKAT! muhterem vatandaşlar, radyonuzun başına geçiniz! Güvendiğiniz Silahlı Kuvvetlerinizin sesi bir dakika sonra sizlere hitap edecektir" hitabının ardından sabırsızlıkla ve büyük bir heyecanla, silahlı kuvvetlerimiz ne diyecek diye pür dikkatle radyomun başına geçtim. Nitekim aynı ses şimdi şu açıklamayı yapmağa başladı: "Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve müessif hadiseler dolayısıyla ve kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini eline almıştır." Anonsta ifade edildiği gibi, memlekette ne kardeş kavgası vardı ne de ekonomik buhran vardı. Yalnız CHP'nin üç seçimde de (1950, 1954 ve 1957) seçimleri kaybetmesinin utancıyla, yaptıkları yalan, yanlış beyanlarının genç ordu mensupları üzerindeki etki ve kışkırtması vardı. Nitekim, o Cuma sabahı Türkeş’in ilan ettiği "Bu teşebbüs hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir" ifadesi gale alınmamış, yalnız Demokrat Parti'nin tüm yetkilileri ve görevlileri evlerinden toplanarak Yassıada’ya gönderilmişler orada oluşturulan uyduruk bir mahkemede yargılanarak çeşitli cezalarla cezalandırılmışlardır. Halbuki, DP iktidarında köylü efendi olmanın gururunu yaşamış, 3 seçimde de DP'yi iktidar yapmıştır. CHP ise, 12 yıl (1923-1938 Atatürk dönemi hariç) tek başına ve despotça sürdürdüğü iktidarını kaybetmenin kinini kusmak için İstanbul ve Ankara’daki üniversite öğrencilerini tahrik ederek sokağa dökmüş ve bir ay süresince bu gençleri öne sürerek ordunun idareye el koymasına kadar işi sürdürmüşlerdir. O zaman ülkemizde televizyon yoktu ve bazı kahvelerde ve kimi evlerde radyo vardı. Akşam oldu mu, herkes radyoların başında toplanır, merak ve heyecanla ajansı dinlerdi. Böyle bir gün, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuyan, F.Ö. adındaki öğrenci, İstanbul’dan gelmişti. İstanbul'da neler olduğunu öğrenmek için, akşamları toplandığımız lokalde onu ağırladık. Hepimiz, merakla onun ağzından çıkacak haberleri dinlemeye başladık. Hiç unutmam ve şimdi tiksinti ile anımsadığım şu hususları anlatmaya başladı: "Beyazıt Meydanı'nda tanklar bir çocuğu çiğnedi, bunlar Beşiktaş'taki Et Balık Kurumu'nun et kıyma makinelerinde kıyılıyor, ben 5 arkadaşımın polis tarafından yerlerde sürüklendiğini ve sille, tokat dövüldüğünü gördüm." gibi hezeyanlarla dolu konuşmasını öyle sürdürmüştü ki, ister istemez bu sözlerin etkisinde kalmıştık. Bu gibi yalan sözleri meslek edinmiş pek çok öğrenci yurt genelinde görevlendirilmiş idi. Böylece, halkımız bir kanalda yönlendirilmeğe çalışılıyordu. Basınımız da, maalesef bu yalan haberlere inanmış ki, ikide bir milleti DP'ye karşı yönlendiriliyordu. İşte bu günlerde dikkatten kaçmayan, şu hususu da dikkatinize sunmak isterim. Şöyle bir formül geliştirilmişti. Deniyordu ki, Ordu + CHP = İKTİDAR. Yani, ordu ile CHP beraber iktidar olacaklardı. Nitekim, 1961 seçiminin ardından, İnönü başkanlığında hükümetin kurulması gerçekleştirilmişti. Yassıada'da yargılanan Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve diğer bakan ve milletvekilleri hiçte adil olmayan cezalarla mahkum edilmişler, Menderes ve Hasan Polatkan ile Fatin Rüştü Zorlu İmralı adasında idam edilmişlerdi. Bu üç güzide zevatın şehit edilmeleri üzerinden 50 yıl geçmiş bulunuyor. O mahkemenin Başkanı Salim Başol ile o mahkemenin hırslı, tek taraflı görüşe sahip ve o mübarek kişileri her vesile aşağılamak isteyen savcısı Altay Ömer Egesal’ı bugün kaç kişi hatırlamaktadır. Yaptıkları hukuk dışı yargılamalarla ve suçlamalarla memleketi çağ atlatmak isteyen kişileri mahkum etmelerinin neticesinde bu gün nefretle anımsanmaktadırlar. Ya Menderes, Polatkan ve Zorlu nasıl anılıyorlar yaşayıp görselerdi. Bu yaşadığımız 50 yıl süresince, Türkiye büyük bir gelişim yaşamakta ve başta Atatürk olmak üzere memleketimizi muasır medeniyete ulaştırmak için büyük çaba gösteren Menderes ve dava arkadaşlarını minnetle, şükranla anımsamaktadır. Allah mekanlarını Cennet, ruhların şad etsin. Amin…