Kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen yapının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki ölümü, ailesinin yaptığı suç duyurusunun ardından yeniden adli sürecin konusu oldu. Ölümün ardından hazırlanan otopsi belgeleri, ağır metallere ilişkin bulgular ve cemaatte yaşanan liderlik değişimi dosyadaki başlıca tartışma alanları arasında yer aldı.

Denizolgun, 8 Eylül 2016’da 61 yaşında hayatını kaybetti. Dönemin haberlerinde, gece saat 03.00 sıralarında Beykoz’daki evinde beyin kanaması geçirdiği, hastaneye götürüldüğü ve yaşamını yitirdiği duyuruldu. Denizolgun, 20. Dönem Antalya Milletvekili olarak TBMM’de görev yapmış, 4 Ağustos 1998 ile 11 Ocak 1999 arasında Ulaştırma Bakanlığı görevini üstlenmişti.

Denizolgun’un ölümünün ardından yakınları yıllar sonra savcılığa başvurdu. Eski AK Parti İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun ile aile üyelerinin başvurularında, ölümün doğal olmadığı ileri sürüldü ve olayın yeniden araştırılması istendi. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı, 7 Ekim 2024 tarihli şikâyetin ardından daha önce hakkında takipsizlik verilen ölüm dosyasını yeniden soruşturmaya aldı.

OTOPSİ BULGULARINDA AĞIR METALLER YER ALDI

Soruşturmanın öne çıkan bölümlerinden birini 8 Eylül 2016 tarihli otopsiye ilişkin bulgular oluşturdu. Basına yansıyan bilgilere göre cesedin çürüme sıvısında baryum, arsenik, kadmiyum ve nikel; organ örneklerinde ise arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel tespit edildi.

Bu maddelerin varlığı tek başına zehirlenme sonucunu ortaya koymuyor. Adli açıdan belirleyici nokta, maddelerin miktarı, toksik düzeyde bulunup bulunmadığı ve ölümle nedensellik ilişkisinin kurulup kurulamayacağı. Dosyaya ilişkin haberlerde de bu nedenle Adli Tıp Kurumundan yeni bir değerlendirme istenmesinin gündeme geldiği aktarıldı.

Kamuda görev değişiklikleri: Yeni atamalar Resmi Gazete’de
Kamuda görev değişiklikleri: Yeni atamalar Resmi Gazete’de
İçeriği Görüntüle

Denizolgun’un yakınlarının başvurusunda otopsi sürecine ilişkin başka iddialar da yer aldı. Aile, ölümdeki şüphelerin gizlenmesi amacıyla otopsi raporunda usulsüzlük yapıldığını ileri sürdü. Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkındaki bu iddialara ilişkin dosya, yetkisizlik kararıyla Temmuz 2025’te Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi.

Ancak bu dosyada daha sonra önemli bir gelişme yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumundan otopsiye ilişkin görüntü ve belgeleri istedi. Savcılık, elde edilen evrakın önceki dosyadaki belgelerle aynı olduğunu ve iddia edildiği şekilde ikinci bir otopsi raporunun varlığını gösteren somut delil bulunmadığını belirterek Eylül 2025’te takipsizlik kararı verdi. Bu karar, Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen diğer soruşturmayla aynı dosya değil; Adli Tıp görevlilerine yöneltilen usulsüzlük iddiasına ilişkin ayrı süreci kapsıyor.

OTOPSİ HEYETİNDEKİ İSİM HAKKINDA FETÖ SORUŞTURMASI

Dosyada tartışılan bir diğer konu, otopsi sürecinde görev alan Yusuf İslam Duman hakkında daha sonra yürütülen FETÖ soruşturması oldu. Basına yansıyan bilgilere göre Duman, 27 Nisan 2025’te gözaltına alındı ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının ardından serbest bırakıldı.

Duman’ın Adli Tıp Kurumunda görev yaptığı kurumun kendi kayıtlarında da yer alıyor. Adli Tıp Kurumu, 7 Temmuz 2017 tarihli duyurusunda kurum asistanlarından Dr. Yusuf İslam Duman’ın uzmanlık sınavını kazanarak Adli Tıp Uzmanı olmaya hak kazandığını açıklamıştı.

Duman hakkındaki sonraki adli süreç, Denizolgun’un ölümünde suç işlendiğini tek başına kanıtlayan bir bulgu niteliği taşımıyor. Bununla birlikte aile tarafından otopsi sürecine yöneltilen suçlamalar nedeniyle soruşturma dosyasında incelenen başlıklardan biri haline geldi.

AİLE LİDERLİK DEĞİŞİMİNİN DE ARAŞTIRILMASINI İSTEDİ

Fatih Süleyman Denizolgun’un savcılığa yaptığı başvuruda yalnızca ölüm ve otopsi süreci yer almadı. Ahmet Arif Denizolgun’un ölümünden sonra cemaat yönetiminde yaşanan değişimin de araştırılması talep edildi.

Suç duyurusuna ilişkin kamuoyuna yansıyan belgelerde Alihan Kuriş ile annesi Gülderen Kuriş hakkında çeşitli iddialar ileri sürüldü. Alihan Kuriş hakkında yürütülen ayrı soruşturmayı daha önce aktardığımız haberimizde dosyaya yansıyan başka iddialara da yer vermiştik. Fatih Süleyman Denizolgun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Amcamın şaibeli vefatı, tüm gölge kalan yerleriyle birlikte tümüyle aydınlatılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Başvuruda dile getirilen bu iddialar kesinleşmiş yargı kararı niteliği taşımıyor. Kuriş ailesinin Denizolgun’un ölümünde rol oynadığına ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.

Böylece 2016’da kamuoyuna beyin kanamasına bağlı ölüm olarak yansıyan olay, yaklaşık sekiz yıl sonra yapılan aile başvurusuyla yeniden yargının önüne taşındı. Bugün dosyanın merkezinde ölümün koşulları, otopsi bulgularının adli anlamı ve aile tarafından dile getirilen iddialar bulunuyor.

Kaynak: Haber Merkezi