EPEYDİR siyasi içerikli rüya görmüyordum, geçen gün zeytinyağlı dolmayı fazla kaçırınca, sanırım mideyi zorladık, gece gece afakanlar bastı, karabasanlar gördüm. İşte, AKP Alanya İlçe Teşkilatı'nın önemli aktörlerinin de başrolde...
EPEYDİR
siyasi içerikli rüya görmüyordum, geçen gün zeytinyağlı dolmayı fazla kaçırınca, sanırım mideyi zorladık, gece gece afakanlar bastı, karabasanlar gördüm.
İşte, AKP Alanya İlçe Teşkilatı'nın önemli aktörlerinin de başrolde olduğu o garip rüya.
Rüya bu ya...
Şah olan ülkemizi şahbaz edecek (!) olan "Başkanlık Sistemi" geleceğinden, ve iddia odur ki, baskın bir erken genel seçim olacağından, ülke genelindeki tüm il ve ilçe teşkilatlarında olduğu gibi Alanya AKP'de de inanılmaz bir hareketlilik yaşandığı ihbarı gelince, gece yarısı soluğu direkt AKP İlçe Teşkilatı bürosunda alıyorum.
Bakıyorum ki dış kapı açık, sessizce karanlık koridordan içeriye süzülüyorum. Kimseler yok gibi, hatta partinin artık emektarı olan, neredeyse 7/24 mesai yapan "Mehmet Ali" ağabey bile ortalarda gözükmüyor.
AKP İlçe Başkanı Mustafa Berberoğlu'nun makam odasının kapısının hafif aralık ve içeriden loş bir ışık sızdığını görünce o odaya seyirtiyorum.
Kapının aralık kısmından içeriye bakıyorum, aman Allah'ım, o da ne.
Tam da aradığım malzeme karşımda duruyor.
Toplantı masasının başına İlçe Başkanı Berberoğlu oturmuş, bir yanına Antalya Büyükşehir Belediyesi Alanya Koordinatör Yardımcısı Nurettin Uludağ'ı, diğer yanına "kapanan" Halkın Sesi Partisi'nden (HAS Parti) AKP'ye yatay geçiş yapıp siyasetteki yüksek lisansını Berberoğlu'nun yanında tamamlamaya sayılı günler kalan Yusuf Mecek'i almış, belli ki gergin geçen bir sohbeti sonlandırmaya gayret ediyor.
Rüya bu ya...
Berberoğlu diyor ki...
"Arkadaşlar, ben üzerine düşen görevi yerine getirdim, bir parça da yoruldum. Bu nedenle Ocak ayında yapılacağı konuşulan İlçe Kongresi'nde yokum. Aranızda anlaşın, biriniz ilçe başkanı olun."
Nurettin Uludağ, çobanın merada koyunları otlatırken uyuyakalmasını fırsat bilip sessizce otlağa yanaşan kurt misali, ilçe başkanlığı lafını duyunca bıyık altından gülmeye başlıyor.
Yusuf Mecek ise "Benim arkamda eski HAS Parti Genel Başkanım, Başbakan Yardımcım Numan Kurtulmuş var. Hep ilçe başkan yardımcısı olarak mı kalacağım canım. Bu görev en çok benim hakkım" dercesine Berberoğlu'na bakıyor.
Rüya bu ya...
Nurettin Uludağ, "Ben 2009-2014 arası Emişbeleni'nde Belediye Başkanlığı yaptım. 2,5 yıldır da Koordinatör Yardımcısıyım. Deneyimliyim. Üstelik 'Çavuşoğlu'nun Prensi' namımı bilmeyen yok. Gidip soralım, Sayın Bakan kimi işaret ederse o ilçe başkanı olsun" diyor.
Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'na yakınlığını, üstelik önümüzdeki ilk yerel seçimde Sayın Bakan'ın küçük kardeşi (Başbakanlık Danışmanı) Hayri Çavuşoğlu'nun AKP'den Alanya Belediye Başkan Adayı olacağını, bu yüzden Çavuşoğlu Ailesi'ne yakınlığı nedeniyle bu kritik süreçte İlçe Başkanı olmasının AKP'ye daha faydalı olacağını falan söylüyor.
Bu sözler üzerine "Alanya tabiriyle" mırrığı kırılan, yani morali bozulan Yusuf Mecek ise sessiz kalıyor, ama ben bakışlarından, "En iyisi ilk fırsatta soluğu Ankara'da alayım, Numan Ağabey'e her şeyi anlatıp desteğini isteyeyim" demek istediğini anlıyorum.
Berberoğlu bakıyor ki bir uzlaşı olmayacak, "O zaman gidin, kendi yönetim kurulu aday listelerinizi hazırlayın. Bakalım kiminki daha birleştirici, bütünleştirici, uzlaştırıcı olacak, sonra oturur bir daha konuşuruz" deyip toplantı masasından kalkıyor, makam masasına geçip cep telefonundan arayanlara geri dönüş yapmaya başlıyor.
Rüya bu ya...
Toplantı masasında karşı karşıya kalan Nurettin Uludağ ile Yusuf Mecek, önlerindeki beyaz dosya kağıtlarına bazı isimler yazmaya başlıyorlar ama coğrafya dersinden sınava girmiş çalışkan öğrenciler gibi, kağıtlara yazdıkları isimleri diğer elleriyle kapatıp birbirlerine göstermemeye çalışıyorlar.
Yaklaşık 10 dakika süren bu dikizimin sonuna geldiğimi anlayıp bana lüzum olan malzemeleri de aldığımı düşünerek sessizce kapıya doğru ilerlerken, bir anda koridorun ışıkları yanıyor, yüzüne kese kağıdı geçirmiş bir kişi üzerime üzerime geliyor, elindeki sopayla böğrüme böğrüme dürtüp, "Burada olduğunu ispiyonlamamak için söyle bakalım gazeteci çocuk, Berberoğlu'cu musun, Güney'ci mi, yoksa Şahin'ci mi?" diyor.
"Hık mık" ediyorum, "Kem küm" diyorum, olmuyor. "İlla bir cevap vereceksin" deyince, ağzımdan şu cümleler dökülüyor...
"Mustafa Başkan'ı da severim, Hüseyin Başkan'ı da, Mehmet Başkan'ı da. Hepsi de Alanya için lazım adamlar. Ayrım yapmadan, üçünü birden aynı anda sevsek olmuyor mu şeker abim?"
"Olmaz" diyor, ve ekliyor: "Alanya AKP'deysen, herkesi aynı anda sevemezsin. Öyle yaparsan dışlanırsın. İlla ki bir tarafı tutacaksın. Bitaraf olursan bertaraf olursun."
"Peki, bir cevap vereceğim" diyorum, zaman kazanmak için.
Tam en çok kimi sevdiğime karar verip söyleyecekken kan ter içinde uyandım.
Dedim ya, zeytinyağlı dolma mideyi kasınca, geceyi neredeyse hastanede geçirecektik, karabasana maruz kalmakla teselli bulduk.
Uyanınca, aklım başıma gelince kafama şu soru takıldı.
Bu satırları okuyan sevgili AKP'liler.
Söyler misiniz?
Siz Çavuşoğlu'cu mu, Berberoğlu'cu mu, Şahin'ci mi, yoksa Güney'ci misiniz?