HIZIMI alamadım, bugün de ben akıl vereyim bari. Merhaba sevgili Adem Başkan. Çok eskilere gitmeye lüzum yok. Hani, geçen hafta, Antalya Valiliği bir gece ansızın Alanya'daki 6 eski belde belediye binasını Milli Eğitim'e vermişti ya....
HIZIMI
alamadım, bugün de ben akıl vereyim bari.Merhaba sevgili Adem Başkan.Çok eskilere gitmeye lüzum yok.Hani, geçen hafta, Antalya Valiliği bir gece ansızın Alanya’daki 6 eski belde belediye binasını Milli Eğitim’e vermişti ya.Ben olsam… Hiç mazeret üretmezdim. “O binalar bizim hakkımızdı. Şimdi o bölgede yaşayan vatandaşa çadır kurup mu hizmet vereceğim. Hemen itiraz edeceğiz” demezdim, gülüp geçerdim.Ve ardından, aynen şunları yapardım.Gökbel Yaylası’nda geleneksel hale getirdiğin ve (başta ben olmak üzere) herkese 17 Ağustos’u iple çektirdiğin yağlı güreş festivalinde stant açan maharetli Konyalı çadırcıları bulup, en acilinden 6 adet orta boy çadır dikmelerini, içlerine küçük birer odacık yapmalarını isterdim. Çadırları teslim alır almaz da, Milli Eğitim’e devredilen eski belde belediye binalarının yanına, yöresine, kıyısına, köşesine, kısacası Alanya Belediyesi’nin tasarrufunda olan bir yerine acilen kurardım.İçine hemen üç beş bilgisayar, derme çatma masa ve sandalyeler, bir iki seyyar kablolu ampul koydurup, kapısına da kocaman “Alanya Belediyesi Hizmet Çadırı” yazdırırdım.Ve tüm bunları, yerel ve ulusal basın yayın kuruluşlarının gözleri önünde yapardım ki, sadece Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve ekibi değil, başta Ankara ve tüm Türkiye, hatta mümkünse tüm Avrupa bunları görsün, duysun, bu kepazeliği bilsin.
Bitti mi?
Elbette bitmedi.
Sevgili Adem Başkan.
Hani geçen hafta, Saadet Partisi heyetinin ziyareti sırasında, ağzından, “Benim muhatabım Hüseyin Güney değil” diye talihsiz bir cümle çıkmıştı ya.
Ben olsam…
Hiç oraya buraya laf atmazdım, gazetecilerin de olduğu o ortamda Hüseyin Güney’e ve elbette AKP’lilere boş yere gol atmaya çalışmazdım.Aynen şunları yapardım.En iyisinden bir kutu çikolata ve en güzelinden bir buket çiçek yaptırıp, ılımlı ve demokratik bir duruşu olduğunu sezinlediğim Başkan Yardımcısı Adem Er’i alırdım yanıma.“Baskın basanındır” misali, kapı gibi 60 bin oyumla ve “Alanya Belediye Başkanı” kimliğimle Alanya Koordinatörü’nün makam odasına gidip, “Hayırlı olsun Hüseyin Bey. De, hayır ola, siz ne iş yapacaksınız Alanya’da?” diye manalı manalı sorardım.Ve tüm bunları yine yerel ve ulusal basın yayın muhabirlerinin huzurunda yapardım.Hüseyin Güney’in vereceği veya veremeyeceği cevaba göre de kamuoyu oluşturup “bir maçta en çok gol atan futbolcu” misali, siyasi kariyerimde yeni bir pencere açardım.Uzun lafın kısası, Sevgili Adem Başkan.Akıl vermek gibi olmasın ama…“O benim muhatabım değil”, “Hakkımızı yiyorlar, itiraz edeceğiz” gibi beyanatlar ve sızlanmalar tabanda maalesef karşılık bulmuyor.Hani “İş bulamıyorum” mazeretine sığınıp evine ekmek götürmeyen, kahvehane köşelerinde okey taşı döşeyip vakit öldüren evin reisi misali, ev halkı mazeret üreten ve sürekli sızlanan değil, herkesin babası nasıl getiriyorsa, eve ekmek getiren kudretli, güçlü ve dişli bir baba (başkan) istiyor, bekliyor.Yoksa bu 5 sene sana da zehir olur sevgili Adem Başkan, Alanya’da yaşayan bizlere de.Hızımı alamayıp son bir akıl daha vereyim, sevgili Adem Başkan.Kimsenin gazına gelme, arzu edilen miktarda mama alamayınca bir süre sonra seni de terk etmeleri işten bile olmayan goygoyculara pek fazla itibar etme, herkesi de kendine düşman belleme.
Ünlü bir internet fenomeninde denildiği gibi…
“Sana vereyim bir akıl, aklın varsa tek takıl.”
***
Devlet Baba’nın
önemle dikkatine
TURİZMDE
marka şehir (!) olan Alanya’dan insan manzaraları. Yer: Atatürk Bulvarı, LC Waikiki Mağazası önü. Burası, Alanya’nın en işlek caddesi ve en işlek mağazalarından biri. Mağazanın hemen yanı başında, parkelerin üzerine oturmuş 30’lu yaşlarında bir kadın, kucağında ise belki de henüz 1,5-2 yaşlarında olan bir bebek. Dilenen, gelip geçenden, üstelik yerli ve yabancı ayırt etmeksizin para isteyen kadının çevresinde ne bir çanta var, ne de bir yiyecek maddesi. Hadi diyelim ki kadın akşama kadar hiçbir şey yemiyor. Peki ya o bebek? Bebeğin karnı nasıl ve ne ile doyuyor, insan gerçekten merak ediyor. Acımasız insan tacirleri tarafından “Sizi İstanbul’a götürüyoruz” denilip Alanya’da bırakılan 33 Suriyeliye sahip çıkan Devlet Baba’dan, acımasız babası ve belki de şiddet karşısında sesini çıkaramayan mağdur annesi tarafından dilenciliğe aksesuar edilen bu ve bunun gibi Alanya’nın pek çok bölgesindeki bebeğe ve çocuğa sahip çıkmasını diliyor ve istiyoruz.