Bu ne asırlar öncesine ait bir yazı ne de orada burada anlatılan destansı bir yazı. Sadece herkesin hayalinde kurduğu ama kelimelerle anlatamadığı ama çoğu kişinin hayallerinde bıraktığı bir yazıdır bu anlatacaklarım. Her zaman gittiğimiz...

Bu ne asırlar öncesine ait bir yazı ne de orada burada anlatılan destansı bir yazı. Sadece herkesin hayalinde kurduğu ama kelimelerle anlatamadığı ama çoğu kişinin hayallerinde bıraktığı bir yazıdır bu anlatacaklarım.
Her zaman gittiğimiz yolda başımıza ne gelecek diye beklemeden ilerleriz. Yolumuz belki işe giderken kullandığımız yol, belki eve gitmek için otobüs durağına giden yol. Fark etmez siz sadece ilerlersiniz. Birazdan durmanızı sağlayacak bir çift göz olabilir. Ya da size bir şeyler sormak için’ bakar mısınız’ diye bir ses… Kim bilir belki de Bu ses veya görüntü hiçbir şeye benzemiyordu sizin için. Çünkü kalbinizi esarete sürüklemeye başlayacak o duygunun habercisidir. O andan sonra ne bir adım geri nede ileri gidebilirsiniz. Sadece o an hayatınızda ki koskocaman uzun senelerin ardına saklanamayacak kadar büyük olan o an…
Basit bir şey diye unutturmaya çalışacaksın kendine. Hayallerinize uymayan bir an yaşamışsınızdır belki de… Bu yüzden aklınız kalbinize rest çekmiştir bu bir saçmalıktır inanma diye. 'Ey kalp sen benim himayemdesin ve ben ne dersem o olur' diye kendi kendini durdurmaya çalışırsın oysa kalbinin yaydığı o büyüden haberin yoktur. Kalbini açan o anahtar vücudun bütün köklerine yaymıştır.
Hayallerine uymayan bir andı belki de o an. Boyu şöyle olmalıdır, yaşı şu olmalıdır, Okuduğu bölümünde etkisi olacaktır. Ama hayallerinde tasavvur ettiği duygunun AŞK ile bir ilgisi yoktur. Aşk da şartlar yoktur. Sadece gönülden kopanlar onun büyüsüne kapılır. En ücra yerinde gizlediği bir anlık aşkın büyüsüne kapıla bilir.
Sadece küçük bir an dersin. Ama aşk duygusu ne zaman bilir ne mekân… Tam duygularla ifade edemem. Hülyayı tattırır insana. Bazen de gözümüzün önünde ki göremeyiz. Bir hikaye anlatılır eskilere ait.
Denilir ki Hz. Hızır’ı görmek isteyen saf bir adam vardır. Sürekli Allaha dua eder Allah'a Hızır’ı görebilmek için. Birden yolu tenha bir yere düşer ve dilinde yine o dua vardır. Karşıdan birilerinin geldiğini görür. Ne yaparsın Ey garip diye soran yolcuya bakan saf adam Hz. Hızır’ı görmek istiyorum ve bu yüzden dua ediyorum der; ama bir türlü göremiyorum der ve yolcu adam eline bir taş alır;
Hz. Hızır’ın özelliklerinden bahsedeyim der. O elinde ki taşı rahatlıkla ufalaya bilir deyip elinde ki taşı ufalar; ama saf adam anlamaz ve anlatmaya devam et yolcu der. Yolcu adam anlattıkça saf adam bir daha der ama karşısında ki adam Hz. Hızır olduğunu bir türlü anlayamaz."
Çoğumuz işte böyleyiz bazen. Kalbimiz Aşk ı ararken bulduğumuzu fark etmeyiz. Aşk aklı değil kalbinizdedir. Aklımızın almadığı inanmadığı o kısacık an beklide aşkın habercisidir. Mutlu Hafta sonlarınız olsun…