Gelin önce şuna karar verelim. Alanya, sıradan/normal bir kent mi; yoksa ülkemizin ve dünyamızın önemli turizm kentlerinden biri mi? * * * Sıradan/normal bir kent diyorsanız eğer; bu kentin dilediğiniz cephesini açıp, dilediğiniz cephesini...
Gelin önce şuna karar verelim.
Alanya, sıradan/normal bir kent mi; yoksa ülkemizin ve dünyamızın önemli turizm kentlerinden biri mi?
* * *
Sıradan/normal bir kent diyorsanız eğer; bu kentin dilediğiniz cephesini açıp, dilediğiniz cephesini kapatabilirsiniz.
Hatta bugün kapattığınız güzergâhı, yarın tekrar açabilirsiniz.
Siz, sizden öncekinin kapattığını açarsınız; sizden sonra gelen de sizin açtığınızı kapatır.
Biriniz açar, diğeriniz kapatırsınız.
Musluk reklamı gibi; aç kapa, aç kapa, aç kapa…
Neticede icraat yaptığınız kent, sıradan bir kenttir.
Açsanız ne olur, kapasanız ne olur.
… …
Yok eğer; ‘Alanya, Ülkemizin önemli turizm merkezlerden ve dünyaya açılan pencerelerinden birisidir…’ diyorsanız; filanca kesim ya da feşmekanca çıkar odakları istedi diye bu kentin cepheleriyle, giriş çıkışlarıyla, doğal dokularıyla yaz boz tahtası gibi oynayamazsınız.
* * *
Alanya önemli bir turizm merkezidir.
Alanya da; Avrupa’nın gıptayla sözü edilen turizm kentleri gibi ‘sürdürülebilir beğenilme’ ve de ‘sürdürülebilir yeğlenme’ olgusunu hak eden bir kenttir.
Her oyunun olduğu gibi, turizmin de kendine özgü kuralları vardır.
Turistler genellikle olabildiğince sessiz, sakin ve stressiz ortamları yeğler.
Alanya’nın nevi şahsına münhasır bu cadde ve sokaklarında böyle bir ortamı sağlamak mümkün mü?
Bu derme çatma cadde ve sokakların, her geçen yıl ikiye, üçe katlanarak artan bu vahşi trafiği kaldırması mümkün mü?
Nitekim de kaldırmıyor işte, kaldıramıyor.
Bu vahşi trafik, turizmi de turisti de bizi de yiyip bitiriyor.
Kaldı ki daha bugünden tahammül edilemez hale gelen bu kirlilik, üç beş yıl sonra hiç tahammül edilemeyecek bir boyuta ulaşacak.
O zaman ne olacak?
* * *
Değil “Batı girişini trafiğe açmayı”; “Doğu girişini bile trafiğe kapatıp, Keykubat ve Asım Tokuş Caddelerini, olabildiği ölçüde yayalaştırmayı” düşünmemiz gereken bir ortamda; şu tartıştığımız konuya bakın.
“Batı girişini trafiğe açalım mı?...”
Böyle bir saçmalığı tartışmak bile, içimi acıtıyor.
* * *
Bu kadar yurtdışına çıkıyor, geziyor(!), görüyorsunuz(!); bu boyutta görsel ve işitsel trafik kirliğine, bir başka turizm kentinde rastlıyor musunuz?
Rastlamıyorsunuz.
Niye?
Çünkü onlar, oyunu kuralına göre oynuyor.
Kentlerinin vitrinleri konumundaki gezilebilecek alanlarını (toplu ulaşım araçlarının dışında) olabildiğince yayalaştırıyor ve araç trafiğine kapatıyor.
Siz ne yapıyor ya da ne yapmak istiyorsunuz?
Olur olmaz her yeri trafiğe açmak, her bir yeri otopark tarlasına çevirmek istiyorsunuz.
* * *
Ama efendim, esnaf böyle istiyor.
İster tabii, onu isteyen esnaf(!) uzun vadeli düşünmüyor ki, günü kurtarmak istiyor.
Herkesçe malum nedenlerden dolayı bozuk giden işlerini düzeltmek için, olur olmaz her alanı zorluyor, her bir şeyden medet umuyor.
Yoksa o da biliyor, böyle bir şey olmayacağını.
O da biliyor, Batı girişinin açılması halinde yaşanacak görsel ve işitsel kirliliği.
O da biliyor, böyle bir durumun uzun vadeli olmayacağını.
Ama çıkmadık can misali, tutar belki diye göle maya çalıyor…
Sürdürülebilir turizmden yana olan, kendisi kadar Alanya’yı da düşünen, aklı başında bir esnafın böyle bir talebi olabilir mi?
Sürdürülebilir turizmden yana olan bir kent yönetimi, böyle bir şeye alet olur mu?
* * *
Aklımızı başımıza devşirelim.
Kent yönetimi istikrar ister, devamlılık ister…
Tutarlılık, kararlılık ister…
Vizyon ister.
Siz hangi yetkili uzmanın, hangi uzman kurumun ya da hangi üniversitenin görüşünü aldınız da vebali çok ağır olacak böyle bir girişime kalkışıyorsunuz?
Böyle turizmcilik, böyle belediyecilik, böyle kent yönetimi, böyle Alanyaseverlik mi olur?
Nerede bu kentin kanaat önderleri!?