HİKAYE bu ya... Şeytan atını mahmuzlamış giderken, Don Kişot bağırmış arkasından:
HİKAYE
bu ya...
Şeytan atını mahmuzlamış giderken, Don Kişot bağırmış arkasından: "Bir dakika bekle. Sana son bir soru daha soracağım. Ondan sonra ne cehenneme gidersen git!"
Meraklanmış Şeytan, atının dizginlerini çekip geri dönmüş: "Sor bakalım" demiş, alaycı bir ses tonuyla, "Ama lafı fazla uzatma, işim acele."
Don Kişot'un, "Ormanda savaş naraları atanlar senin adamların mıydı?" sorusuna Şeytan, "Elbette. Çoktur benim adamlarım. Ormandakiler de benimdi" diye yanıt vermiş.
"İyi ama, tıpkı Müslümanlar gibi 'Allah Allah Allah' diye bağırarak saldırıyorlardı" deyince Don Kişot, gülümsemiş Şeytan, ve şunları söylemiş: "Ne sandın ya! 'Şeytan Şeytan Şeytan' diye mi bağıracaklardı. Bizim işimiz bu. Aldatmak, aldatmak, aldatmak."
***
15 Temmuz'da yaşanan darbe girişiminden sonra Fethullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonlar hız kesmeden devam ediyor.
Türkiye genelinde olduğu gibi Antalya'da, Manavgat'ta, Kemer'de, Kaş'ta ve Alanya'da da çok sayıda isim göz altına alındı, bazıları serbest bırakıldı, bazıları ise tutuklu yargılanmak üzere cezaevine konuldu.
Bu arada gözaltına almaların ardından ilginç gelişmeler de yaşanıyor, operasyonların Antalya cephesinde.
Örnekse, dün Antalya'daki Demokrasi Nöbeti'nde konuşan Antalya Valisi Münir Karaloğlu'nun açıklamalarına göre, önceki gün Akdeniz Üniversitesi'nde gözaltına alınan 20 öğretim üyesinin bir yanlışlık sonucu evlerinden alınıp sorgulanmaları ve akabinde serbest bırakılmaları gibi.
Alanya'da geçen hafta gözaltına alınıp Antalya'da üç gün sorgulanan ve ardından tutuklu yargılanmak üzere cezaevine konulan Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Mehmet Şahin, Vergi Dairesi eski Müdürü Ahmet Kutlu ve Alanya Emniyet eski Müdürü Erkan Dur hakkında hangi iddiaların ortaya atıldığı, neden tutuklandıkları, hangi suçlamalarla yargılanacakları konusunda çeşitli spekülasyonlar ortaya atılıyor.
Elbette tıpkı tüm sevenleri ve yakınları gibi bizler de Şahin'in, Kutlu'nun ve Dur'un; insanların üzerine mermi sıkan, füze atan, tank sürüp ölümlerine sebep olan FETÖ'ye maddi ve manevi anlamda yardım ettiklerine, edebileceklerine inanmak istemiyoruz.
Bu konuda bizler de Türk adaletine sonuna dek güveniyoruz, suçu olan varsa en ağır cezanın verilmesini, suçu yok ise de masum insanların boş yere itibarları ile oynanmamasını ve bir an önce salıverilmelerini ümit ediyoruz.
Gelelim, özellikle Şahin'e yönelik bu şok gözaltı ve tutuklama sonrası ALTSO cephesinde yaşananlara.
Genelde Salı günleri buluşan ALTSO yönetimi, Şahin'e yönelik şok gözaltı ve tutuklama sonrası dün ilk kez olağanüstü toplandı ve yaşanan süreçle ilgili kısa ve öz bir açıklama yaparak, Şahin'in suçsuz olduğuna inandıklarını, yargılama sonucunda çıkacak her türlü karara saygı duyacaklarını, masumiyet karinesi gereği, hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı için de Mehmet Şahin'in suçsuz olduğunu ifade ettiler.
Toplantıya ben de katıldım.
Bu nedenle, ALTSO Başkan Yardımcısı Serdar Uygun'un okuduğu bu metnin altına imza atan yönetim kurulu üyelerini, bu açıklamanın yapıldığı anlarda ve sonrasında dikkatlice inceleme fırsatım oldu.
Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, ALTSO yönetimi, tıpkı yanlışlıkla gözaltına alınıp serbest bırakılan 20 öğretim üyesi gibi Şahin'in de en kısa sürede serbest bırakılacağına inanıyor.
Hatta öyle ki, Şahin'in makam odası, adeta Şahin birazdan gelecekmiş gibi sürekli hazır halde tutuluyor.
Şahin'in, makamına gelen misafirlerine ikram ettiği günlük taze meyveler, sıcak ve soğuk içecekler sürekli hazırda tutuluyor, adeta Şahin birazdan çat/kapı gelecekmiş gibi, hem yönetim kurulu üyeleri hem de oda personeli umutlarını kaybetmeden Antalya'dan gelecek umutlu bir havadis bekliyor.
ALTSO yönetimi, yaşanan bu sürecin siyasi bir algı operasyonu, Şahin'in ve ekibinin önünü kesmek için yapılan bir iftira kampanyası ürünü olmamasını da diliyor.
Bunu neden söylüyorum?
Şunun için...
ALTSO yönetimi, Şahin'e yönelik gözaltı ve tutuklama kararı sonrası; gerek Antalya merkezli bazı basın yayın kuruluşlarında yapılan haberleri, gerek 'önemli' makamlardaki bazı kişilerin sosyal medya hesaplarında yaptıkları paylaşımları, gerekse bazı siyasi parti veya sivil toplum kuruluşlarında yaşanan gelişmeleri birleştiriyor, malzeme topluyor ve bunları önümüzdeki süreçte kullanmak için hazırda bekletiyor, gibi bir intiba edindim.
Bu arada...
ALTSO yönetiminin, Şahin'in serbest bırakılması veya en azından tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmesi için yasal itiraz başvurusunun son günü olan önümüzdeki Cuma gününe kadar ilgili mahkemeye sunulmak üzere bir dosya hazırladığını da anımsatarak bugünlük noktayı koyalım.
***
(DİP NOT: Yazının girişinde anlattığım hikayenin kıssadan hissesine ve ALTSO/Şahin bağlantısına gelince. Şahin suçlu veya suçsuzdur, buna elbette eldeki deliller ışığında Yargı karar verecektir. Ancak şu da bir gerçek ki, tıpkı Şahin üzerinden yapılan spekülasyonlarda olduğu gibi, ormanda duyduğunuz her 'Allah Allah Allah' sesini çıkaran grubun Müslüman olduğuna, yani her söylenene, size bunları söyleyenlere, kişiler hakkında ortaya atılan iftira amaçlı dedikodulara itibar etmeyin, inanmayın. Çünkü belki de bu sesi çıkaranlar sizi yanıltmak isteyen Şeytan'ın ta kendisidir.)