TZOB VERİLERİ: GÜBREDE YÜZDE 90 DIŞA BAĞIMLILIK VE KUR BASKISI
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre, Türkiye tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazot ham maddesinin yüzde 90'ını ithal ediyor. Bu durum, tarladaki maliyetin doğrudan dolar kuru ve küresel gelişmelere bağlı kalmasına neden oluyor. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar; enerji, gübre ve gıda sistemlerini büyük bir risk altına sokuyor. Petrol ve doğalgaz devi ülkelerin merkezinde olduğu bu savaş iklimi, sevkiyat yollarını kısıtlayarak fiyatları doğrudan yukarı çekiyor.
SAVAŞIN ACISI TARLADAN ÇIKTI: GÜBRE FİYATLARI ALEV ALDI
2025 yılının haziran ayında İran ile İsrail arasında patlak veren çatışmalar, gübre piyasasını altüst etti. Savaş öncesi ve sonrası rakamlar kıyaslandığında; kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 liradan yüzde 26,5 artışla 20 bin 295 liraya fırladı. Amonyum sülfat yüzde 23,3 artışla 17 bin 439 liraya, ÜRE gübresi yüzde 19,5 artışla 31 bin 124 liraya ulaştı. Çiftçinin vazgeçilmezi DAP gübresi 38 bin 943 liraya, 20.20.0 kompoze gübresi ise 25 bin 888 liraya yükselerek üreticinin belini büktü.
ÜRETİMDE VERİM DÜŞÜŞÜ VE GIDA ARZI TEHLİKEDE
Tam da üst ve taban gübrelemesinin yapıldığı, gübreye en çok ihtiyaç duyulan kritik dönemde yaşanan bu artışlar, büyük bir tehlikeyi beraberinde getiriyor. Çiftçilerin çoğunun deposunda gübre bulunmaması, ürünün en çok ihtiyaç duyduğu anda yüksek fiyata mahkûm kalması anlamına geliyor. Uzmanlar uyarıyor: Gübre kullanımının azalması hem verimi düşürecek hem de arz eksikliği nedeniyle tüketici fiyatlarını daha da tırmandıracak. Sonuç olarak yüksek girdi maliyetleri hem üreticiyi topraktan koparıyor hem de tüketicinin mutfağındaki yangını körüklüyor.







