İŞİ kesat giden gariban bakkal, eski defterleri açarmış. Ki, geçmişte borcu harcı olan kim var kim yok bakar, alabileceklerinin peşine düşermiş. Bizimki de o hesap. Seçim atmosferine henüz girmedik, giremedik. Daha adaylar belli olmadığından,...
İŞİ kesat giden gariban bakkal, eski defterleri açarmış.
Ki, geçmişte borcu harcı olan kim var kim yok bakar, alabileceklerinin peşine düşermiş.
Bizimki de o hesap.
Seçim atmosferine henüz girmedik, giremedik.
Daha adaylar belli olmadığından, işi aday adayları üzerinden götürdüğümüzden, eski defterleri açıp açıp duruyoruz.
Yok yok, çok bir şey kalmadı.
Şunun şurasında bir ay sonra habercilerin işleri açılır, eski defterler bir sonraki seçime kadar tozlu raflardaki yerini yeniden alır, önümüze bakarız.
***
Bugün, eski defterin sayfaları arasında çok eskilere gitmeyeceğim.
Uzun süredir yazmayı planladığım bir mevzu hakkında bir iki kelam edip müsaade isteyeceğim.
Diyeceğim şudur.
Alanya Belediyesi’nde eski heyecan kalmamıştır.
(Bunu az sonra örnekleriyle açıklayacağım, eminim bana hak vereceksiniz.)
“Sabah 8’de gel, akşam 5’te git” mantalitesi adeta Alanya Belediyesi’nin resmi sloganı haline gelmiştir.
“Asfalt dök”, “Çöp topla”, “Kaldırıma kilitli parkı döşe”, “Esnafa ceza yaz”, “Otobüs hattı ihalesi yap”, hat yetişmiyor mu, bir ihale daha yap, o da mı yetmedi, bir ihale daha yap, “Meyilli tren olmadıysa sıkma canını”, “Gezi trenini devreye sok”, falan feşmekan.
***
Bir de, haritadaki yerini belediyeden ancak üç beş personelin bulabileceği ülkelerden edindiğimiz kardeş şehirlere git gel, gel git, yetmedi mi, yine git gel.
Var mı başka bir şey? Yok!
15 senedir bitmeyen amfi tiyatroyu son 8 aya sığdır, 15 senedir görülmeyen Kuzey Alanya’ya aday belirleme sürecine girildiği dönemde 10-15 kamyon asfalt dök, falan feşmekan.
Heyecan var mı? Yok.
Proje üreten var mı? O da yok!
Proje üretecek adamları da Tophane’deki hücre ofisine müebbete ver, olmadıysa ASKO’da ufak bir masanın başına oturt, hiçbir iş verme ki, sabahtan akşama kadar herkes onu izlesin, Çin işkencesi misali psikolojisi bozulsun, “Yeter artık” deyip önce isyan, sonra da istifa etsin.
***
Bakın, benim kıymetli okuyucularım.
Alanya Belediyesi’nin başkanı Sayın Sipahioğlu’nun pek bir övündüğü, yerlere göklere sığdıramadığı, belediyenin resmi bir internet sitesi var.
Google’a “Alanya Belediyesi” yazın, direkt çıkar.
Bu arada laf aramızda, Sipahioğlu çok övüyor ama nedense pek çok butonu çalışmıyor.
Misal, sağ üst köşede “e-belediye” bölümünde “ihale ilanları” diye bir buton var, aylardır çalışmıyor, hata veriyor.
Sipahioğlu, basın mensupları bir bilgi istediğinde “Girin siteye, oradan alın” diyerek 1999’da kapattığı Basın Odası’nı neden kapattığını kendince izah etmeye çalışıyor.
“Siteye girip alın” diyerek aslında, “Bizim sitemiz var. Bu yüzden basın mensuplarının 24 saat belediye binasında olmasına lüzum yok, Basın Odası’nı da bu yüzden kapadım” demek istiyor.
***
Yazının girişinde dedim ya, “Alanya Belediyesi’nde heyecan kalmadı” diye.
Bakın, size Sipahioğlu’nun çok övündüğü Alanya Belediyesi’nin resmi internet sitesinde verilen “çok önemli” basın bültenlerinin sadece Ağustos ayında olanlarını hatırlatayım, ne demek istediğimi daha net anlarsınız.
1 Ağustos: Belediye Encümeni toplandı.
(Sipahioğlu izinde, Başkanvekili Kemal Dere.)
1 Ağustos: Sunexpres Gazipaşa’dan Almanya’ya uçacak.
(Alanya Belediyesi’nin bir çalışması değil)
Dört gün hiçbir etkinlik yok.
5 Ağustos: Küçük Kara Balık’ın Öyküsü Alanya’da.
(Başka bir şehirden gelen tiyatro ekibinin sahnelediği oyun)
5 Ağustos: Belediye bayram hazırlıklarına başladı.
5 Ağustos: Otogar ve Toptancı Hali bayrama hazır.
7 Ağustos: Tenis Avrupa finalleri başlıyor.
7 Ağustos: Mezarlıklarda çiçek dağıtımı gerçekleşti.
7 Ağustos: Alanya heyeti İsveç’ten döndü.
8 Ağustos: Alanya protokolü halkla bayramlaştı.
13 Ağustos: Galatasaray Alanya’da kampa girdi.
15 Ağustos: Halk otobüsü sayısı 66 oldu.
16 Ağustos: Belediyespor Bisiklet Takımı ülkeyi temsil ediyor.
16 Ağustos: Talsi’de Türk Günleri başlıyor.
18 Ağustos: Talsi’de Türk Günleri başladı.
18 Ağustos: Sokak Basketbolu’nda finalist belli oldu.
19 Ağustos: Kuzey Alanya’da istinat duvarı çalışması başladı.
21 Ağustos: Geleneksel sünnet programı sürüyor.
21 Ağustos: Öğrenci dostları ALTSO’da belge aldı.
22 Ağustos: Belediye encümeni toplandı.
(Sipahioğlu yine izinde, Başkanvekili yine Kemal Dere.)
***
Bunlar sadece bir aylık zaman diliminde Alanya Belediyesi’nin yaptığı ve kamuoyunun bilmesini istedikleri için resmi internet sitesine konulan haberler.
İnternetiniz varsa açın Google’ı, girin siteye, geçmişe doğru gidin, hep benzer şeyler, soluk ve heyecan vermeyen haberler göreceksiniz.
“Encümen toplandı”, “Kardeş şehre gittik,” “Kardeş şehirden döndük”, “Kardeş şehirden ziyaret geldiler,” “Asfalt döktük,” “Esnafa ceza yazdık”, “Esnaf kendine çekidüzen versin”, “Kardeş şehir ilişkilerimiz güçlendi,” “Filanca okuldan öğrenciler Bay Başkan’a röportaja geldiler”…
Vesaire vesaire…
Var mı bir heyecan, bir coşku, bir heves.
Ben göremiyorum. Siz görebiliyor musunuz?
***
Laf hazır eski defterlerden açılmışken, üç beş sene öncesine dönelim.
Misal, Belediye Düğün Salonu’nu ALMAR’a verdik, battı.
Damlataş Alışveriş Merkezi’ni DEMAŞ’a verdik, olmadı.
“Muhteşem Teleferik Projesi yolda” diye yola çıktık, daha çivisi bile çakılmadı.
“Kale’ye Meyilli Tren çıkaracağım” dedik, olmadı, “Gezi Treni’yle idare ediverin” diye sırt sıvazladık.
Tüm bunlara rağmen hâlâ “Acaba yeniden aday olur mu?”, “Başbakan’la görüşmüş, işi bitirmiş” diye sağda solda konuşuyoruz, toto oynuyoruz.
Ya bizde bir tuhaflık var, ya da Bay Başkan’da sırrını çözemediğimiz bir sihir.
Ha, yukarıda saydığım onca hevessizlik ve onca heyecansızlığa rağmen hâlâ çıkıp da “Ben bir dönem daha aday olayım” diyorsa Bay Başkan, ben de diyorum ki: “Buyurun Sayın Başkan. Kaldıysa arkanızda o eski destek, başkanlık ananızın AK sütü gibi helal olsun size.”