DEĞERLİ okurlar. Toplum olarak, çok kritik ve de çok tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. Sorunlar giderek üst üste binmeye ve peş peşe gelmeye başladı. Uluslararası ilişkilerimiz dibe vurmak üzere. Dış politikamız iflasın eşiğinde gibi!...

DEĞERLİ

okurlar.

Toplum olarak, çok kritik ve de çok tehlikeli bir süreçten geçiyoruz.

Sorunlar giderek üst üste binmeye ve peş peşe gelmeye başladı.

Uluslararası ilişkilerimiz dibe vurmak üzere.

Dış politikamız iflasın eşiğinde gibi!

Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız, din temelli bir anlayışa dayalı, belli bir duygusallık içinde uluslararası ilişkiler içindeler gibi!

Görüntü bu.

İnşallah biz yanılırız.

İzlenen politikadan biz tedirgin olsak da, ülkeyi yönetenler, bu zor süreci başarıyla neticelendirirler.

Millet olarak, bu zor dönemde çok dikkatli olmalıyız.

Siyasi kutuplaşmalardan ve birbirimizi suçlamaktan artık vazgeçmeliyiz.

AK Partili, CHP’li ve MHP’li tüm yurtseverler, teröre karşı bir yumruk olmalıyız.

AK Parti'de farklı sesler çıkmaya başladı.

En azından koltuklarını kaybedenler ciddi bir biçimde parti içi muhalefeti başlatmanın özel çabası içindeler.

Bu çaba, parti içi kriz yaratmak için değil, parti içi demokratik muhalefet anlayışının giderek yaygınlaşmasına ve en azından mevcut sorunların masaya yatırılıp, yeni çözümlere yönelmenin, uluslararası ilişkileri de, dünün değil, bugünün gerçeklerine göre yeniden dizayn etme akılcılığının gerçekleştirmesini sağlayacak bir çizgiye taşınması gerekir.

CHP bir sağa, bir sola savrulmakla meşgul.

Türkiye’nin böylesine zor bir döneminde, en güçlü bir biçimde ayakta durması gereken MHP, parti içi kutuplaşmasını giderek tırmandırırken, maalesef partililer de birbirlerini en ağır bir biçimde suçlamakla meşguller.

Artık siyasetin ve siyasetçinin ne hale geldiğini siz düşünün!

Bir belanın içine şu ya da bu nedenle birileri yüzünden sürüklendiğimiz ortada.

Artık çözüme odaklanıp suçlu aramaktan vazgeçmeliyiz.

Suçlu belli, suçlular kendilerini biliyor.

Yanlış ata oynadılar.

Güçlerini abarttılar.

Küresel dengeleri düşünmediler.

Kendilerinde büyük güç vehmetme yanlışı içine girerek, belli maceraların ve belaların içine burunlarını soktular!

İnşallah akılları başlarına toplayıp, yanlıştan dönme akılcılığını gösterirler!

Biz de, suçlu aramayı bırakalım derken, suçluları deşifre etmekten başka bir şey yapmadık!

Ne yaparsın, böylesine umutsuz vakalar karşısında insan ne yapacağını, olaylara ve gelişmelere nasıl yaklaşacağını şaşırabiliyor.

Bugünlerde şu ya da bu biçimde sürçü lisan edersek affola!