28 Şubat 1997 günü, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), ültimatom gibi 18 maddeden oluşan bir karar alarak, hükümetin bu kararı yerine getirmesine hükmetmiştir. Ancak, MGK'nın...
28 Şubat 1997 günü, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), ültimatom gibi 18 maddeden oluşan bir karar alarak, hükümetin bu kararı yerine getirmesine hükmetmiştir. Ancak, MGK’nın askerlerden oluşan üyeleri, REFAH–YOL hükümetine karşı, irticacı gözüyle bakıyor ve güven duymadıklarını türlü vesilelerle belirtiyorlardı. Örneğin, 4 ağustos 1996 tarihinde Başbakan Erbakan’ın, paşalara verdiği yemekte meyve suyu ikram etmesine sinirlenen Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın garsona seslenerek “Bana rakı ver” demesi, Erzurum Bölge Komutanı Tuğgeneral Osman Özbek’in Artvin’de yaptığı bir konuşmada Başbakan’a küfür etmesi, Sincan’da tankların yürütülmesi, hükümeti köşeye sıkıştırmak için yapılan kötü ve sinsi başkaldırının gün yüzüne çıkan emareleri idi. Bu şartlar içinde Erbakan başkanlığındaki hükümetin devam etmesinin mümkün olmadığı ve DYP ile yapılan anlaşma gereğince Erbakan’ın istifa etmesi ve ardından Tansu Çiller başkanlığında yeni hükümetin kurulması gerekmekteydi. Ancak, 289 milletvekilinin taahhüdü olduğu halde, Cumhurbaşkanı Demirel DYP’den istifa ettirilen milletvekillerin desteği ile Mesut Yılmaz’a hükümeti kurma görevini verdi. Yeni hükümetin, MGK’da alınan kararları uygulamasıyla, 8 yıllık kesintisiz eğitim, imam hatip liselerinin ve onunla beraber diğer sanat enstitüsü okullarının orta kısmının kapatılması, başörtülü kız öğrencilerin üniversitelere alınmaması, 8 yıllık öğrenimini bitirip diploması olmayanlara Kuran dersi verilmemesi gibi bir çok yasaklar uygulamaya konuldu. Bu arada Genelkurmay Başkanlığınca Batı Çalışma Grubu (BÇG) oluşturularak, 6 milyon kişi fişlenmiş ve bu kişiler hakkında geniş kapsamlı dosya oluşturulmuştur. Bu suretle, çalışan kişilerde huzursuzluk, dolayısıyla korku yaratılmıştır. BÇG tarafından fişlenen pek çok subay ve astsubay ordudan uzaklaştırılmıştır. 12 eylül 2010 tarihinde kabul edilen anayasa değişikliği, ordudan ihraç edilen kişiler, itibarlarının iadesi ve ordudaki görevlerine dönebilmek için bugünlerde yoğun bir çalışma içinde bulunuyorlar.Ankara Savcılığı 28 şubat post modern müdahalesini yapan general, subay ve astsubaylar hakkında tahkikata başlamış olup, bu cümleden olarak İstanbul, Ankara, Niğde, Çanakkale ve Eskişehir’de 31 adreste arama yaparak başta emekli Orgeneral Çevik Bir olmak üzere 31 kişi gözaltına alınmıştır. Yapılan sorgulama neticesinde 18 kişi tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne konuldu. Hey gidi günler, 15 yıl önce, dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener için “Söyleyin o kadına, onu bakanlığın önünde ağaca asarım” diye kükreyen dünün Orgenerali Çevik Bir, şimdi bir zamanlar tankları yürüttüğü Sincan’da tutuklu bulunuyor. O kadın dediği Meral Akşener ise, TBMM’de başkan vekilliği yapıyor. Yazımı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın ve diğer müdahalelerin intikam duygusu ile değil, milli irade adına sorgulandığını, AK Parti için değil millet için, Türkiye için, Türkiye’nin geleceği için, CHP, MHP’nin de iyiliği düşünülerek yapılıyor” ifadesi ile bitirirken, bu suretle Başbakan aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun “İntikam için yapılıyor” görüşüne de cevap vermiş oluyor. Yargılamanın, sonucunda ne gibi karar çıkacak, bekleyip öğrenelim. Artık, hiçbir ordu mensubunun müdahalede bulunması, muhtıra yayınlaması veya isyan çıkarmasının önüne set çekilmiştir. Türkiye, gayrı sakinliğe ve huzura kavuşmanın rahatlığını yaşayacaktır. Büyük ve asil Türk milleti bu huzuru çoktan hak etmiştir. Allah, bir daha böylesine bir musibeti bu millete yaşatmasın. Amin…