Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Mehmet Soğancı 15 Mayıs 2011 tarihinde '2011 genel seçimlerine giderken” başlıklı bir açıklama yapmıştı. Dünkü hatırlatmalarımın ardından, çok önemsediğim bu açıklamayı...

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Başkanı Mehmet Soğancı 15 Mayıs 2011 tarihinde “2011 genel seçimlerine giderken” başlıklı bir açıklama yapmıştı. Dünkü hatırlatmalarımın ardından, çok önemsediğim bu açıklamayı yazımın konusuyla ilintili bulduğum için özetleyerek dikkatinize sunuyorum:
SEÇİME GİDERKEN
12 Haziran'da ülkemiz bir genel seçim daha yaşayacak. Ülkemizde iktidara gelen partilerin büyük çoğunluğu yerli ve yabancı sermaye güçlerinin etkisinde kaldı. Onların çıkarlarını gözettiler. Halkımızın yıllarca ödediği vergilerle yapılan sanayi tesislerimizi, tarım ve tarıma dayalı sanayi kuruluşlarımızı, enerji santrallerimizi, madenlerimizi, ormanlarımızı, doğal kaynaklarımızı yerli ve yabancı tekellere, onlarla işbirliği içerisindeki yandaşlarına peşkeş çektiler.
Ekonomimizi IMF‘ye, dış politikamızı ABD'ye teslim ettiler. Ülkemizi rant ekonomisine, sıcak paraya, dış borçlara mahkum ettiler. Partizan uygulamalarla kamu kurumlarının içini boşaltılar. Pek çok kamu kurumunu niteliksiz, gerici, ırkçı kadrolara teslim ettiler. Bunlar da yetmedi, eğitim hakkımıza, sağlıklı yaşam hakkımıza göz diktiler. Paran varsa okursun, paran kadar ilaç, paran kadar tedavi dediler.
Gericiliği, ırkçılığı örgütlediler. Kürt sorununu halkları birbirine düşman ederek çözmeye çalıştılar. AKP iktidarı emperyalizme bağımlı sömürü düzenini dinle imanla cilalayarak üstüne üstlük bir de büyüme masallarıyla bizleri uyutmaya çalışıyor.
Bu sözde büyümeden çalışanların aldığı pay işsizlik oranlarındaki artıştır. Sigortasız, güvencesiz çalışmadır. Şu an ülkemizde çalışabilir her beş kişiden biri işsizdir. Artık kesinlikle görülmüştür ki, AKP zengin dostu, yoksul düşmanıdır. 12 Eylül referandumunda AKP, referandumu kazanarak kendi 12 Eylül'ünü yürürlüğe koydu. Şimdi güçlendirilmiş, pekiştirilmiş 12 Eylül rejimi altında yaşıyoruz. Basılmamış kitaplar için baskınlar düzenleniyor. İnterneti zapt-ı rapt altına almanın yolları aranıyor. Herkes dinleniyor, izleniyor. Bu düzen demokrasiye değil giderek daha baskıcı-otoriter bir yöne doğru gelişiyor. Bu büyük bir gözaltı düzenidir. Onların elinde yeni ‘şifreler' de var. Ve ancak ‘şifresi‘ olanlara yaşam hakkı tanınıyor. Gençlerin geleceğini çalanlar hiç utanıp, sıkılmadan bütün bunların sorumlusu ÖSYM Başkanı için 'talebeler elini öpmeli' diyor.
Irak‘ı ‘demokrasi‘ ihracı için işgal eden emperyalistler, bugün de Libya‘ya ‘insani yardım için‘ bomba yağdırıyor. İşte emperyalizmin insanlığa düşman yüzü budur. AKP de daha Meclis‘ten tezkere çıkmadan NATO gemileri ile birlikte savaş gemilerine katıldı.
Yasaklarla, barajlarla kurdukları barikatın arkasına gizlenerek yaptıkları ‘demokrasi ve özgürlük‘ vaadinin bir gerçekliği yoktur. Herkesin elini kolunu bağlayarak kendilerine cennet bir memleket yaratmaya çalışıyorlar.. Ülkeyi yönetenlerin bu siyasi körlüğü, toplumun gönül gözünü de kör etmekte, giderek halklar arasında bir çatışma zemini güçlenmektedir. O zaman bize düşen de kardeşlik barikatını güçlendirmek, bir arada yaşamın olanaklarını çoğaltmaktır.
Bir kez daha yineliyorum. TMMOB'nin oyu 12 Haziran‘da da eşitlikten, bağımsızlıktan, emekten, barıştan, hakça paylaşımdan ve insanca yaşamdan yana olacaktır."