Alanyaspor, geçen hafta bir anlamda dönüm maçını kazandıktan sonra deplasmanda Boluspor'u da yenerek, lig ikincisi ile puan farkını 5'e indirdi ve camianın üstündeki kara bulutları bir anda attı. Yönetenler belki bu söze itiraz edebilir...

Alanyaspor, geçen hafta bir anlamda dönüm maçını kazandıktan sonra deplasmanda Boluspor'u da yenerek, lig ikincisi ile puan farkını 5'e indirdi ve camianın üstündeki kara bulutları bir anda attı. Yönetenler belki bu söze itiraz edebilir ama şehrin yarısından fazlası Samsun maçını kazanmamıza rağmen karamsarlığını sürdürüyordu. Yine de maç sonu tepkilere baktığımız zaman henüz bu ölü toprağının atılmadığını görüyoruz. Alınacak seri galibiyetlerle bu havanın tamamen biteceğini düşünüyorum. Bunların hepsine değinmeye çalışacağım.

Osmanlı Devleti'nin yükselme devri, İstanbul’un fethi ile başladığı gibi, Alanyaspor'un da yükselme devri Samsun maçıyla başlamıştır. Niye özellikle Samsun maçını temel alıyorum derseniz, bunu açmamız gerekiyor. Düşünün, zorluk derecesi çok yüksek iki maçtan 2 puan alınmış, lider Samsun, Alanya maçına gelmeden önce yönetim radikal bir karar alarak herkesin kafasında soru işaretleri olan tartışmalı bir hocayı göreve getirmiş. Böyle bir atmosferde çıkılan maçta kazanmak sadece skorla olmuyor. Her ne kadar ben ve bazı kesimler hoca bir maça göre değerlendirilmemeli desek de bu maç bir dönüm ve başlangıç maçıydı. Adana Demirspor ve Karşıyaka maçlarında gösterilen direncin devam edip etmeyeceği merak ediliyordu. Üstelik istim üzerindeki bir Samsunspor ile oynanacaktı. Tüm bunları değerlendirdiğimiz zaman Samsun maçının önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Boluspor maçına geçecek olursak, ekstra bir hamle yaptığımız maç olmadı. Alanyaspor kendi kimliğine göre olması gereken oyununu oynadı. Neredeyse maçın tamamında üstün taraftı. Boluspor birkaç cılız atak harici defansımızı rahatsız edemedi. Şu bir gerçek ki, Boluspor'la aramızda gerek futbolcu yapısı olarak, gerekse oyun olarak üstünlüğümüz var. Bir hafta önce lig üçüncüsü Antep'ten puan çıkaran Bolu, Alanya karşısında dağıldı. Eğer daha sakin oynayabilseydik maç daha erken kopardı. Maç sonu sosyal medyayı biraz takip ettim. Alınan iki galibiyetin mimarı olarak Kalpar'ın gösterilmesi son derece yanlıştır. Yönetimin, futbolcunun emeğine saygısızlık yapılmamalıdır. "Kalpar hava getirdi" denilir, "Tamam" deriz ama mimarı dersen itiraz edilir. Adana Demirspor maçından bu yana 1 veya 2 kişi hariç aynı takımla oynuyoruz. Bizim iyi futbolcularımız var, bunu unutmayalım ve haklarını verelim. Kazanan Alanyaspor olursa biz yeri geldiği zaman eleştirdiğimiz kişiyi alkışlamayı da biliriz. Başarıyı bir kişiye bağlarsak, başarısızlıkta da bir kişi hedef olur. Eğer biz özlenen camiayı hedefliyorsak bakış açımız da ona göre olmalı.

Yazımda yükselme devrine vurgu yaptım, zira önümüzde ciddi bir fikstür avantajı var. Önümüzde oynayacağımız dört maçın üçünü kendi evimizde oynayacağız. Bu demektir ki eğer bu avantajı kullanabilirsek bir anda kendimizi ligin tepesinde görür ve yükselme devrine devam ederiz. İsmi büyük takımlar ne kadar çok para harcarsa harcasın, 9 hafta bize şunu gösterdi, "PTT 1. Lig'de her an her şey olabilir." Eğer bu dört maçı lehimize sonuçlandırırsak 1 ay sonra farklı hedefler konuşabiliriz. Şimdi hedef Perşembe günü oynayacağımız 1461 Trabzon maçıdır. Kağıt üzerinde kolay gözükse de hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz.

NOT:

Geçen hafta da yazdım ama okuyucularımdan çok fazla mesaj alıyorum. Bu konuyu son kez yazıyorum. Sosyal medya benim kişisel alanımdır ve yazdıklarım bazen kişisel olabilir. O mecrada farklı eleştiriler yapabilirim ama Alanya'nın tamamına hitap eden yazılarımda önceliğim Alanyaspor menfaatleridir. Her alınan yanlış kararı veya şahsıma yapılan haksızlıkları burada paylaşırsam, bu ne bize yakışır, ne de güvenilirliğimiz kalır. Verilmesi gereken cevapları verdiğimizi bu mecrayı takip edenler biliyor.