Çok sevmemek gerek, çok bağlanmamak gerek. Öyle mi olmalı? Şimdi ki aşkları aklıma getirince açıkçası daha bir düşünür oldum. Sürekli arkadaşlarımdan örnek veriyorum, yazılarımda sizlere. Öyle birisi var ki acılarını hayatı yapmış....

Çok sevmemek gerek, çok bağlanmamak gerek. Öyle mi olmalı? Şimdi ki aşkları aklıma getirince açıkçası daha bir düşünür oldum. Sürekli arkadaşlarımdan örnek veriyorum, yazılarımda sizlere. Öyle birisi var ki acılarını hayatı yapmış. Sevmiş çok sevmiş ama gel gör ki yarım bırakılmış. Aşk acısı, faklı bir şey sanırım.
Zamanının birçoğu onunlayken onun şuanda başkasıyla evli olması... Bir telefon uzağındaki kişiden gelen bir çağrı ve ‘Hakkını helal et. Ben evleniyorum’. Reva mı bu? Neden geldin ki gidecektin başkası vardı madem neden o insanı yaralayıp bütün umutlarını yok ettin!
Kimisi, sevmeyi bilmiyor. Kimileri sevmeyi eksik zannediyor, kimileri ise ne istediğini bilmiyor. Bir başkasıyla daha anlamlı hale geldiğini zannedip yanındaki insanı yarım bırakıp arkasına dahi bakmadan bırakıp gidiyor. Bir gün aynılarının kendisine de olabileceği ihtimalini beyninden olabildiğince uzaklara itiyor. Yazmış son vedasını ona…
“Nasıl isterdim, seninle ağlayan bir bebeğin sesine uyanmayı. Nasıl isterdim, bilsen bir ömür boyu nefesini duymayı... Ben söylüyorum, bu gönül dinliyor. Olmayacak dualarımda ihtimallerim var, onlarda sana özel... Sen, gözümün bebeğisin halen yakan bu mangal yüreği. İnanmış bir kere, senin güzel gözlerindeki sevgiye. Kapmış bir kere bu gönül, o aşk hastalığını senden. ‘Tedavisi yok’ diyorlar, ‘Aşk, bu çarpıldın bir kere geri dönüşü yok.’ Diyorlar, ölüm var belki ucunda dediler; ama onlar söylediler bense sadece dinledim, dinledim; ama onları değil, sadece kalbimin sesini. Neler yaşadı bu gönül senden önce, ne imtihanlar verdi… Bazen iyi, bazen kötü not aldım; ama sadece aldığım nottu! ‘Ne kadar etkileyebilir ki?’ dedim, bu kalbi; bir şeyi unutmuştum. Neyi mi? Sensizliğin bana bu kadar kötü gelebileceğini. Artık bu bir imtihan olamazdı, olmamalıydı da. Çünkü alacağım not ya beni derinden vuracak ya da beni çok mutlu edecekti. Öyle bir not aldım ki ben, ne iyi ne de kötü, bilemiyorum karıştı kaldı her şey... Şimdi, bana deseler ki ‘Bu imtihana girer misin?’ diye yine, yeniden… Hiç tereddüt etmem ve yine, yeniden, olanca kuvvetimle, ‘Evet’ der, haykırırım.
Her söylediğin sözde, dudaklarından süzülen her bir kelimede, bil ki yere düşmüyorum, sadece gönlümün derinliklerine işliyor, yokluğun. Şimdi bana diyorsun ki ‘Geçici heves bu, unutacaksın elbet bir gün. Aşk bu, gelip geçici bir heves; hatta aşk bile değil bu, sadece bir heves…’ diyeceksin. Sen, hep bir şeyler diyeceksin, ben ise dinleyeceğim. Bana, ‘Aşkın tarifini yap’ diyorsun, hep. ‘Aşk nedir, ben neden âşık olamıyorum?’ diye. Şimdi beni biraz dikkatli dinle. Sen hiç tuzsuz bir deniz gördün mü? Sen hiç fidansızbir orman gördün mü? Sen, hiç yavrusuhasta olunca gözyaşı dökmeyen bir anne… Şimdi diyeceksin ki ‘Bunların aşkla ne alakası var’. İnan bana, bunların hepsi bir aşk. Benim aşkımda öyle işte, sensiz ne tadım var ne tuzum, sensiz koskoca dünyadafidansızkalmış bir orman gibiyim ve en önemlisi sen, yanımdayokken ben koca bir hiçim. Hiçim, çünkü bir yanımı kaybetmişim sende. Sıkıldın belki bu sözleri duymaktan benim içinde diyorsundur belki, ‘Sıkılmadın mı bu sözleri söylemekten ya da bıkmadın mı? Hiç usanmadan, yılmadan peşimdesin, hiç yorulmadın mı?’ diye. Aşk, ne yorulmaktır bu hayatta ne de sevdiğinden usanmak… Seni çok seviyorum, hem de tahmin dahi edemeyeceğin kadar… Ne gururum umurumda bu aşkta, ne de hayatım! Tek gerçeğim sensin, bu hayatta. Hoşça kal melek yüzlüm… Hoşça kal. “.
İkinci yazı da “Odama baktım da sen gittikten sonra senle ilgili her şey küsmüş bana. Posterimizyerde, resimlerimiz arkasını dönmüş, tişörtleri dolabın en uzağına saklanmış, yıkık,harabe bir yer olmuş, burası senden sonra. Parfümler bile havaya karışmış. Ne acı ki senden sonra bana seni hatırlatacak her şey benden kaçmaya çalışıyor. Bu mu olması gereken? Hayır, değil. Yatağımdan kalktım posteri yerden kaldırdım, fotoğrafları düzelttim, t- shirtleri yastığımın yanına koydum. Parfümü ne yaptım biliyor musun? Giden geri dönmez ki ona hiç bir şey yap(a)madım.”
Ne acı ki. Geride kalanın gözyaşları,gideninsehafızası silinmiş. Yeni bir hayat penceresi oluyor.Hani bir parça var, Grup Model’in yeni albümünden ‘Ağlamam zaman aldı’ isimli olan… Şarkıda şöyle diyor. ‘Zaman dondu, sanki. Her şey, sıradandı. ‘ İyiyim’ dedim, herkese. Ağlamam zaman aldı. Bir kaç eşyan vardı, bende öylece kaldı. Yoktun artık yanımda, anlamam zaman aldı. Ağlamam zaman aldı…’. Aşk acısıyla olan hikâyesini bitirmesi, kendisiyle hesaplaşması, mutluluğu hep başka insanlarda arayış olduğunu fark edişi, mutluluktan kaçışı ya da mutluluğa dair tüm inancını yitirişi ve bir başkasını öldürüşü… Bu, birçok kişinin hikâyesi…