Küresel iklim değişikliği ve kirlilik, Türkiye'yi çevreleyen denizlerdeki su sıcaklıklarını dünya ortalamasının üzerine taşıdı. Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan habere göre, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer, artan deniz suyu sıcaklıklarının insan sağlığı ve turizm sektörü üzerindeki muhtemel etkileri hakkında uyarılarda bulundu.
Dünya genelinde deniz suyu sıcaklıklarında son yıllarda 1,1 ile 1,5 derece arasında bir artış yaşandığı belirtiliyor. Ancak Türkiye kıyılarında bu oran çok daha dikkat çekici boyutlara ulaştı. Son 50 yıllık ölçümler incelendiğinde Ege ve Akdeniz'de 1,5 ile 2 derece, Karadeniz'de ise 1,3 derecelik bir ısınma tespit edildi. En yüksek sıcaklık farkı ise 2,5 derecelik artışla Marmara Denizi'nde kayda geçti.
DENİZ SUYU SICAKLIĞI TURİZMİ NASIL ETKİLEYECEK?
Deniz, kum ve güneş turizminin yoğunlaştığı yaz aylarına girilirken, uzmanlar su sıcaklıklarındaki değişimin tatilci konforunu doğrudan etkileyeceğini bildiriyor. Prof. Dr. Tecer'in aktardığı verilere göre, bir insanın deniz suyunda hissettiği ideal konfor aralığı 24 ile 26 santigrat derece arasında bulunuyor. Bu seviyenin altındaki sularda vücut üşürken, 26 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda serinleme hissi kayboluyor.
Özellikle su sıcaklığının 29 santigrat derecenin üzerine çıkması durumunda, denize girmenin serinletici bir eylem olmaktan çıkıp bunaltıcı ve boğucu bir etki yarattığı ifade ediliyor. Bu durumun, tatilcilerin deniz kullanım alışkanlıklarını değiştirerek turizm sektörünü ciddi anlamda etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceği öngörülüyor.
AKDENİZ VE ALANYA TURİZMİNE OLASI YANSIMALARI NELER?
Ege ve Akdeniz havzasında ölçülen 1,5 ile 2 derecelik sıcaklık artışı, bölgenin en önemli ekonomik dinamiği olan turizm açısından yakından takip ediliyor. Alanya gibi yaz turizminin merkezlerinde, deniz suyunun ağustos aylarında zaman zaman 29 derece sınırına yaklaşması, ziyaretçilerin serinleme ihtiyacını karşılamada zorluk yaşamasına neden olabilir. Bu istatistiksel tablo, ilerleyen yıllarda turizm sezonunun daha serin aylara kayması veya havuz gibi alternatif serinleme alanlarına talebin artması gibi muhtemel etkileri beraberinde getiriyor.
Öte yandan, tablonun tek sorumlusu küresel iklim değişikliği değil. Uzmanlar, özellikle Marmara Denizi gibi kapalı havzalarda atık su deşarjlarının oluşturduğu kirliliğin de ısınma sürecini hızlandıran önemli bir faktör olduğunu vurguluyor.





