Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahaleye ilişkin Türkiye’de yürütülen yargı sürecinin devam ettiğini açıkladı. Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütüldüğünü bildirdi.

NETANYAHU HAKKINDA YAKALAMA KARARI

Bakan Gürlek’in açıklamasına göre, mahkeme tarafından Netanyahu ve Moskovitch hakkında “Soykırım” suçlaması kapsamında 14 Temmuz 2026 tarihinde yakalama kararı çıkarıldı. Kararın ardından iki ismin uluslararası seviyede aranması amacıyla kırmızı bülten yayımlanmasına yönelik süreç başlatıldı. Adalet Bakanlığı, kırmızı bülten talebini İçişleri Bakanlığına iletirken ilgili evrakın Dışişleri Bakanlığına da gönderildiğini duyurdu.

Netanyahu ve Moskovitch hakkında yürütülen yargılamada; “İnsanlığa Karşı Suç”, “Soykırım”, “Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma”, “Kasten Yaralama”, “Eziyet”, “Mala Zarar Verme”, “Nitelikli Yağma” ve “Ulaşım Araçlarının Kaçırılması” suçlamaları bulunuyor. Dosyanın temelinde, Gazze’ye insani yardım götüren sivillere uluslararası sularda gerçekleştirilen silahlı müdahale ile aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler yer alıyor.

YARGILAMA SÜRECİ NİSAN AYINDA BAŞLAMIŞTI

Sumud Filosu’na yönelik müdahaleye ilişkin Türkiye’deki adli süreç daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmayla başlamıştı. Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından dosya kovuşturma aşamasına geçti. Adalet Bakanı Gürlek de daha önce yaptığı açıklamalarda, davanın uluslararası hukuk çerçevesinde takip edileceğini ve Türkiye’nin hukuki mekanizmaları kullanmayı sürdüreceğini belirtmişti.

KIRMIZI BÜLTEN SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?

Kırmızı bülten, bir ülkenin adli makamlarınca aranan kişinin yerinin tespit edilmesi ve ilgili ülkenin hukuk sistemi çerçevesinde geçici olarak yakalanabilmesi amacıyla INTERPOL kanalları üzerinden kullanılan uluslararası arama mekanizmalarından biri. Ancak kırmızı bülten tek başına uluslararası bir tutuklama emri anlamına gelmiyor. Hakkında bülten bulunan kişinin yakalanması, gözaltına alınması veya iade edilmesi konusunda her ülke kendi iç hukukuna ve taraf olduğu uluslararası anlaşmalara göre değerlendirme yapıyor.

Türkiye’de uluslararası adli iş birliği gerektiren bu tür süreçlerde Adalet, İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları arasında koordinasyon yürütülüyor. Adli makamların kararlarının ardından hazırlanan dosyalar ilgili kurumlar üzerinden uluslararası mekanizmalara taşınıyor. Aranan kişinin başka bir ülkede tespit edilmesi halinde ise kırmızı bülten sürecinden ayrı olarak iade prosedürü gündeme gelebiliyor. İade konusunda sonucun, ilgili ülkenin mevzuatı, ikili veya çok taraflı anlaşmalar ve yargı mercilerinin değerlendirmelerine bağlı olması nedeniyle süreç ülkeden ülkeye farklılık gösterebiliyor.

ULUSLARARASI SULARDAKİ OLAYLAR HUKUKİ TARTIŞMANIN MERKEZİNDE

Sumud Filosu dosyasının önemli boyutlarından birini olayların uluslararası sularda gerçekleştiği iddiası oluşturuyor. Açık denizlerde gemilere yönelik müdahaleler; deniz hukuku, geminin bayrak devletiyle bağlantısı, müdahalenin hukuki dayanağı ve gemide bulunan kişilerin statüsü gibi başlıklarda uluslararası hukuk açısından değerlendirmeye tabi tutuluyor. İnsani yardım amacı taşıyan sivil girişimlere yönelik müdahalelerde ayrıca sivillerin korunması, kişi özgürlüğü ve güvenliği ile insancıl hukuk ilkeleri de hukuki tartışmanın parçası haline geliyor.

ULUSAL YARGI İLE ULUSLARARASI SÜREÇLER BİRBİRİNDEN AYRI

Türkiye’de yürütülen ceza davası ile uluslararası yargı kuruluşlarında veya başka ülkelerde yürütülebilecek süreçler hukuken birbirinden bağımsız nitelik taşıyor. Ağır uluslararası suçlara ilişkin dosyalarda devletlerin kendi ceza mevzuatları, uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülükleri ve yargı yetkisinin kapsamı belirleyici oluyor. Bu nedenle bir ülkede verilen yakalama kararının başka bir ülkede doğrudan uygulanması yerine, uluslararası adli yardımlaşma ve iade mekanizmalarının işletilmesi gerekiyor.

En büyük 250 müteahhit listesinde 48 Türk firması
En büyük 250 müteahhit listesinde 48 Türk firması
İçeriği Görüntüle

BAKAN GÜRLEK: HUKUKİ İMKÂNLARI KULLANACAĞIZ

Adalet Bakanı Gürlek, Netanyahu yönetiminin dokunulmaz veya hesap sorulamaz olduğu yönündeki bir yaklaşımın kabul edilemeyeceğini belirterek Gazze’de işlendiği ileri sürülen suçların takipçisi olacaklarını ifade etti. Türkiye’nin ulusal ve uluslararası hukukun sağladığı mekanizmaları kullanacağını vurgulayan Gürlek, Filistin halkının haklarının korunması ve insanlığa karşı suç işlediği iddia edilen kişilerin hukuk önünde hesap vermesi için gerekli adımların sürdürüleceğini kaydetti.

Kaynak: Haber Merkezi