30 Mart 2014... Türk siyasi tarihi açısından çok önemli bir gün. Bu tarihte yerel seçimler yapılacak ancak genel politika değerlendirmesi ışığında kentlerin, ilçelerin kaderi belirleneceği gibi ülkemizin yol haritası da ortaya çıkacak....
30 Mart 2014...
Türk siyasi tarihi açısından çok önemli bir gün.
Bu tarihte yerel seçimler yapılacak ancak genel politika değerlendirmesi ışığında kentlerin, ilçelerin kaderi belirleneceği gibi ülkemizin yol haritası da ortaya çıkacak.
Ya AKP iktidarı rüzgarı arkasına alacak, iktidarının süresini uzatacak. Ya da devrilip gideceğinin işaretini verecek.
CHP ya iktidar olacağının umut kapısını aralayacak ya da iktidar kapısının yüzüne kapandığını görecek.
Seçimde bu ülkede yaklaşık 12 yıldır, İzmir hariç Ankara ve İstanbul'u 20 yıldır yöneten anlayışla muhalefeti temsil edenlerin kıyasıya bir yarışı olacak.
Bu yarışı yalnızca kentleri ele geçirme olarak algılarsanız çok büyük yanılgıya düşersiniz.
Çünkü; Eğer İstanbul ve Ankara'yı yeniden AKP kazanırsa muhalefet iktidar olmaya yönelik umudu halka aşılamaya güçlük çeker.
Verdikleri hizmetler açısından tartışılan, çok uzun yıllardır iktidarda bulunmalarına rağmen kentin ve halkın sorunlarını çözmede yetersiz kalan İstanbul ve Ankara'da başarı yakalanmazsa, iktidar aldığı rüzgarla genel seçime de avantajlı girer.
Herkesin aklı kendine yeter. Kimseye akıl verecek değilim. Kimseye yol gösterecek akıl fazlalığı iddiasında da değilim. Ben kişisel görüşlerimi kamuoyu ile paylaşmak ve Nasrettin Hoca'nın deyişiyle "Testi kırılmadan tedbir almak" isteyenlerdenim.
ÖRGÜTÜNÜZÜ CİDDİYE ALIN
Siyasette en büyük başarıyı getiren yegane yol, örgütün güçlülüğünden, fedakarlığından, mücadelesinden geçer.
Örgütü araç olarak görenlerle, örgütsel mücadeleyi amaç olarak görenler arasındaki farkı, fark edin.
Örgütün yeterince çalışmadığını, insanların yeterince duyarlı olmadığını, partiye üye olanların faaliyetlere katılıp sorumluluk almadıklarından yakınanların yıllardır örgütsel mücadeleye önem vermeyen yöneticileri suçlamak yerine, "Bu üye ile mi önseçim yapacağız" diyerek küçümsemeleri büyük ve ayıp bir yanılgıdır.
CHP'ye ne kadar kötülük varsa yapan insanların, yollarını eğri büğrü çizerek dolanan siyasetçilerin aday yapılarak taçlandırılmaları ihanete meşruiyet kazandıran bir uygulamadır.
Açıkça yazayım... Mustafa Sarıgül'ü İstanbul'da aday yapmayın.
Bunun gerekçelerini de açık açık yazayım.
Birincisi, kazanırken kaybedersiniz.
Sorayım, siz yanıt verin.
Sarıgül'ün bugüne değin hangi söylemi sosyal demokrasi ile örtüşür?
İzmir dahil Türkiye'nin neredeyse tüm muhalif belediyelerine zulüm yapılırken, İzmir'de eften püften gerekçelerle hakkında 397 yıl ceza istenen Aziz Kocaoğlu'nun tepesinde dava kılıç gibi sallanırken, bu popüler Şişli Başkanı'nın yıldızının parlatılmasının nedenlerini düşündünüz mü?
Kaybettiği kurultayı basan, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen'i kameraların önünde yumruklayan o değil mi?
Kurulan YTP'nin içinde yer alan, CHP'yi kötüleyen söylemleriyle sandıkta daha az oy almasını sağlamaya çalışan, adına değişim hareketi diyerek Türkiye'nin hemen her il ve ilçelerinde binalar, daireler tutan o değil mi?
Kimse sormadı mı, bu değirmenin suyu nereden geldi, diye?
Hiç düşündünüz mü, CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, partinin yöneticilerini yerden yere vururcasına eleştirenler niçin Mustafa Sarıgül ile ilgili tek eleştiri getirmiyor?
Tuttuğu ajansın elemanları ile köprü altlarına "Çare Sarıgül" yazdıran, İstanbul'un medya baronları ile ilişkilere giren, belediyenin olanaklarını Şişli dışında kullanan ve bu konuda hakkında en ufak bir soruşturma açılmayan belediye başkanıdır Sarıgül.
Bunun gerekçelerini de düşünmek ve kafalarda sorgulamak gerekir.
Mustafa Sarıgül'ün İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkanı olmasını isteyen yapıları incelerseniz onun niçin CHP'den aday olmaması gerektiğinin de farkına varırsınız, diye düşünüyorum.
Doğrusu, CHP'ye emek vermiş, partiyi, düşünceyi, halkı iyi temsil edecek ve kenti rantçıların elinden kurtarıp halkın belediyesi yapacak, büyük sermayenin ve rantçıların önünde diz çökmeyen anlayışla belediye başkanlığı yapacak bir kişiyi bulup aday yapmanızdır.
Bu kişiyi bulursunuz...
Ancak gördüğümü söyleyeyim, bu kişi asla Mustafa Sarıgül değildir.
Dedim ya testi kırılmadan söyleyeyim.