Dışişleri bakanımız göreve gelince komşularımızla hiçbir sorun yaşamayacağımızı ve 'sıfır sorun” olacağı mealinde sık sık açıklamalar yapmıştı. Evet milli menfaatlerimizden taviz vermemek şartıyla komşularımızla sorun...
Dışişleri bakanımız göreve gelince komşularımızla hiçbir sorun yaşamayacağımızı ve “sıfır sorun” olacağı mealinde sık sık açıklamalar yapmıştı. Evet milli menfaatlerimizden taviz vermemek şartıyla komşularımızla sorun yaşamamak herkesin arzusudur. Ancak “sıfır sorun” derken bir de baktık ki kendimizi süper sorunların içersinde bulduk. Hem de yeni yeni süper sorunlara doğru dört nala koşturuyoruz. Pekala bu durumun sorumlusu kim? Elbette biziz biz. Başka yerlerde aramayalım. Şu an izlenen politika yanlıştır. Suriye ile “kanka” idik. Bir keresinde kabinemiz dahi Şam’da toplanmıştı. Gidip geliyorduk. Her şey çok güzeldi. Hatta Esma Esat’la Emine Erdoğan’ın kendilerini “Elti” ilan etmelerine ramak kalmıştı.Ticari ilişkiler her iki ülkenin lehine gelişmişti. İnanınız biz daha da karlı idik. Bu gün ise tam tersine olanlar tamamen aleyhimizedir. Suriye Devlet Başkanı Esat’ın bizim heyete “Ben değişmedim, başbakanınız değişti” demesi her şeyi anlatmaktadır. Sömürgeci katillerin isteği üzerine yanlış Suriye politikamız ile sadece Suriye’yi değil başta İran olmak üzere Irak, Rusya, Lübnan ve diğerlerini de karşımıza almadık mı? Suriye tarafından birkaç mermi atılmasını “sınır ihlali” diye yaygara yapanlar Kuzey Irak’tan defalarca onca bomba atılmasına neden aynı tepkiyi göstermediler acaba?Suriye politikamızın yanlış olduğu, hatta şapa oturduğumuz kesindir. Ülkemizin milli menfaatleri Esat’ı satmak değil, Esat’ın yanında yer almaktan geçer. Zira batılı sömürgeciler yani ABD başta olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya vs. hepsi de siyonizmin ve haçlıların menfaati gereği Esat’a tavır almışlardır. Esat’a gelinceye kadar bölgede daha nice diktatör, zalim yönetimler vardır. Ancak kendi dümen sularında oldukları için “Esat gitsin” diyenler onlara ses çıkarmamaktadırlar. Sonra, Esat veya bir başkasının görevde kalması ya da uzaklaşması kimseyi ilgilendirmez, hele hele batılıları hiç ilgilendirmez. Irak’ta onca zulüm yapanların bugün birdenbire insancıl kesilmesi bir aldatmacadır. Bunların olduğu yerde asla biz olmamalıyız. Çünkü onlar Müslüman Türk’ün ezeli düşmanlarıdır. Bizdeki malum basın her gün Suriye ve Esat’la yatıp kalkıyorlar. Mübarekler ABD’nin sesi olan El Cezire’yi dahi geçmişler. Onlar Irak’taki onca vahşete bu kadar ses çıkarmamışlardı. Onun için yazıklar olsun diyorum. Demek ki kendilerine bir yerlerden talimatlar öyle geliyor olmalı. Sıfır sorun derken hiç dost koymadık. Bu politikadan kim kaybedecek? Elbette biz. Bak Libya’da petrol bağlantıları hemen yapıldı, üçkağıda geldik. Biz ise havamızı aldık. Suriye’de de öyle olacağı kesindir. Çapulculara destek olmak, onlara ev sahipliği yapıp kol kanat germek bize bir şey kazandırmaz. Buradan karlı çıkacak olanlar başta İsrail, ABD ve diğerleridir. Yetkililer sürekli gündem saptırarak oyalamayı bıraksınlar da lütfen kendimize gelelim. Olmazsa “sıfır sorun” dediğimiz bu ucubeyi halka bir soralım bakalım ne diyecek? Hodri meydan şöyle bir halk oylaması yapalım.Gelinen nokta iç açıcı değil. Bu yanlışı yapanlar tarih önünde ve Allah katında mesuldurlar. Onun için Allah’a duacıyız. Allah Müslümanları korusun.NOT: Önceki yazım olan 'Tutuklu milletvekilleri' başlıklı makalemde “Temmuz 2011 genel seçimlerinde milletvekili seçildiği halde hala hapiste tutuklu olan milletvekilleri var” cümlesindeki Temmuz 2011’i 'Haziran 2011' diye düzeltir, okuyucularımızdan özür dilerim.