Serik ilçesinde yer alan Belek sahilinde, doğuştan sağ arka yüzgeci bulunmayan yetişkin bir caretta caretta koruma altına alındı. Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) ekiplerinin aktardığına göre, fiziksel engeli nedeniyle yuvayı kazamayıp yumurtalarını kumun yüzeyine bırakan kaplumbağaya 'DOA' adı verildi ve uydu takip cihazı entegre edildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğinde 32 yıldır sürdürülen koruma projesi kapsamında, 29,5 kilometrelik Belek kumsalı deniz kaplumbağalarına güvenli bir alan sunuyor. Akdeniz havzasında bugüne dek yaklaşık 100 deniz kaplumbağası uydudan izlenirken, Serik kıyılarında ilk kez engelli bir bireye 5 bin dolar değerindeki bu izleme cihazı yerleştirildi. Bu yıl uydu takibi yapılan deniz kaplumbağası sayısı DOA ile birlikte üçe ulaştı.
ENGELLİ KAPLUMBAĞANIN DENİZDEKİ ROTASI İZLENECEK
EKAD
Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat, kaplumbağaların arka yüzgeçlerini kullanarak yaklaşık 50 santimetre derinliğinde yuva kazdıklarını bildirdi. DOA'nın sağ arka yüzgecinin doğuştan hiç gelişmediğini ve kemik yapısının oluşmadığını ifade eden Canbolat, yüzeye bırakılan yumurtaların dernek görevlileri tarafından güvenli şekilde kuma gömüldüğünü açıkladı. Deniz kaplumbağalarının yüzerken ön yüzgeçlerini itici güç olarak kullandığını, arka uzuvların ise dümen işlevi gördüğünü vurgulayan uzmanlar, bu engelli bireyin denizdeki göç hareketlerini ve yaşam mücadelesini yakından takip edecek.
ANTALYA'DA REHABİLİTASYON MERKEZİ EKSİKLİĞİ NEDEN ÖNEMLİ?
Dünyanın en büyük yuvalama alanlarından birine sahip olan Antalya kıyı şeridinde, yaralanan deniz kaplumbağalarına acil müdahale edilebilecek tam donanımlı bir tedavi merkezinin bulunmaması bölgesel bir sorun oluşturuyor. Bölgede tespit edilen yaralı deniz canlıları, tedavi edilebilmek için 350 kilometre uzaklıktaki Muğla Dalyan'a sevk edilmek zorunda kalıyor. Uzun süren bu kara yolculuğu, halihazırda fiziksel travma yaşamış olan kaplumbağaların hayatta kalma şansını doğrudan etkileyebiliyor. Dr. Canbolat, 15 yıllık girişimlerine rağmen Antalya sınırları içinde henüz bir rehabilitasyon merkezi kurulamadığını belirterek, bu durumun kentin doğa koruma potansiyeliyle örtüşmediğine dikkat çekiyor.




