“Günümüzde sağ-sol kavramı mı kaldı?” söylemi en azından bilgisizliktir. Dünyada sömürü düzeni devam ettikçe ve sınıflı toplumlar varlığını sürdürdükçe bu ayrım olacaktır.
Ekonomik modeller, siyasal teoriler ve sosyolojik açılımlarla tanımlanan, desteklenen sağ ve sol anlayış gelişmiş demokrasilerde uzlaşı içinde çalışır. Kurulu düzenin kontrol mekanizmaları ve hukukun üstünlüğü ilkesi, bu kanatların ideolojik dayatmasına olanak tanımaz.
Sağcı muhafazakârdır. Yani, değerleri koruduğu söylemiyle yola çıkar. Tek bir sağ yoktur. O da sol gibi geniş bir yelpazede tanımlanabilir. Örneğin, günümüz Türkiye’sinde siyasal dinciliği esas alan, dinsel inanışı politikalarına alet eden sağ anlayış, milliyetçi mukaddesatçı bir diğer sağ ile ortaklık içinde ülkeyi yönetir.
Demokratik açılımlarla, takiye yaparak ilerleyen sağ siyasi rejim, köken aldığı inanış ve onun belirlediği nihai hedefe ulaşmak üzere politikalar üretirken bazen kendini açığa çıkarır. Daha doğrusu herkesçe bilinen davranış modellerini, başı sıkıştığında zor kullanımı olarak devreye sokar. Adı geçen zor kullanımı, devletin güvenlik güçlerinin zaman zaman başvurduğundan ya da sokaktaki bireysel şiddetten ayrılır.
Ümmetçi yani İslam toplumunun kurallarına göre yaşamayı hedef belirleyen sağ ile milliyetçi, mukaddesatçı sağ zor kullanımında farklı yöntemler uygular. Mukaddesat kutsal demektir. Bu tür sağ, kıymeti kendinden menkul kutsallar yaratıp, onları dokunulmaz kılar. Dokunulmazlık zırhı örgüt bütünlüğünü sağlamaya yönelik iken, aynı zamanda zorbalığın saklandığı bir kılıftır. Zorba kendince kutsal saydığını koruyarak ondan güç de devşirir.
Biat kültürü yani kutsal saydığına koşulsuz bağlılık ile ilerleyen mukaddesatçı ümmetçi sağ, dinci hegemonyanın arttığı koşullarda şiddete başvurmaktan kaçınmaz. Kimsenin güvenliğinin garanti altında olmadığı bir olağanüstü zaman dilimine doğru gidiliyorsa, bu güçler de başat rol oynamaya soyunuyordur.
Şehrimiz Alanya da, gerek 1980 öncesinin kanlı döneminde gerekse de sonrasında, milis yani sivil halkın oluşturduğu gücün tehlikeli kullanımına, şehri terörize etmesine tanık olmuş. İşin ilginç yanı, bu güçler hep dışarıdan gelmiş. Hemşehrilik bağlarına halel getirecek bir kötü söz ve davranışın en azından kendisine oy kaybı getireceğini bilen siyasetçi bu anlamda taşeron kullanmış.
Bir kutsalı koruma adına girişilen şiddetin, zorbalığın, dahası insan hayatına kastedilişin herkesin gözü önünde, profesyonelce gerçekleştirilmesi taşeron zorbanın öz güvenini de gösterir. Yaşanandan daha da trajik olanı, şehirdeki sağcı kuşatmanın yer aldığı bir kamusal alanda sergilenen şiddete, o şehrin bileşenlerinin üç maymunu oynayarak sessiz kalışıdır.
Bir dünya görüşü olarak kabul görmüş sağcılık şiddete başvurduğunda en tehlikeli halini alır. Alanya gibi hemşehrilik bağlarının güçlü olduğu beldelerde zorbalığın bir siyasi yapı ile ilişkilendiriliyor olması, o yapının, tüm şehir halkını kucakladığı var sayılan diğer bileşenlerini suçlu ve sorumlu olmaktan kurtarmaz. Kuşaklara aktarılacak sorgulamalara neden olur. Bu durum umursanmıyorsa sonuçlarına katlanılıyor demektir…